18 Haziran 2019 Salı

Köyde köy tavuğu bulamadık

Sizinle yaşadığımız enterasan bir olayı paylaşmak istedim. Köy tavuğu, gezen tavuk, özgür tavuk ne kadar kıymetli artık değil mi? Ben de köy tavuğu aradım en organiğinden ama bulamadım! Hem de köylerde aradım ama yok. 

Çocuklara pek tavuk yedirmiyorum, biz de pek yemiyoruz. Yani bizim evde tavuk çok sık yenmiyor son yıllarda... Geçen kış sömestr tatilinde Amasya’ya gittiğimizde birden aklıma geldi; burada imkan vardır çocuklara köy tavuğu yedireyim dedim. Güzelce haşlar suyunu çorbaya pilava kullanırım diye hayaller kurdum. Tavuk etini Berke zaten hiç ağzına koymuyor, Bade seviyor. 

Amasya’da yaşayan kayınvalideler birkaç sene için görev icabı ilçedeler. Orada tanıdığımız pek kimse olmayınca cesaret edemedim oralarda sormaya. Kayınvalide ve baba Suluova ilçesinin iki farklı köyünden... İkisinin köyüne de haber gönderdik; tavuk satan, mevcut tavuğunu kesip satmaya razı olan çıkmadı!! Asıl zorlarına güden şey tavuğu kestikten sonra yüzme aşamasıymış. Onu yapan bir teyze varmış ama artık yapmıyormuş. Neyse parası vereceğiz diyerek köylere tekrar haber saldık ama YOK cevabı aldık yine! 



Benim anlamadığım şey şu oldu: buralarda yaşayan insanlar kendileri için de mi tavuk yetiştirmiyor yani; sadece yumurta için birkaç tavuk belki, öyle mi? 
Maalesef hayvancılık azalmış ülkemizde, tarım zaten öyle... İnsanlar ya büyük çiftliklerde hayvancılık yapıyor ya da böyle haftada birkaç yumurta versin yeter diyerek gidiyor.
Köylerden olumsuz yanıt alınca dayanamadım sordum aracılara: onlar tavuğunu nereden alıyor, kendileri hiç kesmiyor mı dedim!!! Gelen cevap şok edici: onlar Bim’den alıyormuş!!!!! 

Hazır tüketim, fabrikasyon üretim... Allah sonumuzu hayretsin 

12 Haziran 2019 Çarşamba

Kırşehir’de düğün adetleri

Aile ve akrabalar bir arada gönül dolusu mutluluk❣️ Bu bayram sonu teyzemin oğlunun düğünü olunca soluğu Kırşehir’de aldık. Bayramın 3. günü kına gecesi ile başlayan program ertesi gün düğün ile devam ediyordu ve daha neler neler :))


Kırşehir’de düğün adetleri

Öncelikle biz kına günü öğle saatlerinde damat evine ulaştık belirteyim. Damat evinde kimse yoktu neredeyse, hanımlar kız evine hayırlı olsuna gitmişler! Yaz günü evin altındaki garaj serin mi serin, yemek servisi var, çay servisi var e daha ne olsun, bekledik hayırlı olsunu. Beklerken de bir ufak kaçamak yaptık. Kırşehir’de Gramafon Cafe’ye gittik, o da akrabamızın, hem de düğüne gelen kuzenim de orada imiş, hasret gidermece oldu.


Kırşehir Gramafon Cafe

Yaklaşık 2 saat sonra tekrar damat evinde idik. Bizimkiler hayırlı olsundan gelmişler. Bu sefer de kız tarafı geldi hayırlı olsun demeye; Kırşehir’de adet böyle imiş. Düğün yemeğinden ikram edildi, e biz de yedik bu vesileyle. Damat evinde menü neydi diye sorarsanız: yayla çorbası, bamya, pilav, salata, tulumba tatlısı. Menü güzeldi anlayacağınız... Kız tarafını uğurladıktan sonra biz de giyinip hazırlanmaya başladık, birkaç saat sonra kına için kız evinde olacağız malum! Bu arada yemekler, servis, çay vs hepsini yapan var, aşçı tutulmuş Allahtan yoksa biz nasıl yetişirdik!
Kına gecesi de gayet güzel oldu. Konvoy halinde gidildi, maytaplar biraz heyecan falan. Kına gecesinde Bade kuruyemişle mutluydu, Berke de pilli Thomas treni ile:)



Ertesi gün yani düğün günü kahvaltıya herkesi çağırdı teyzem ama biz evinde kaldığımız teyzemde yedik. Kınadan dönüşte benim midem bir bozuldu sormayın! Sabah peynir ekmek zeytin çay iyi geldi. Düğün 14-17 saatleri arasında olunca hemen kız almaya gittik. Kız almaya da yine konvoyla gidildi. Gelinimizi erkek kardeşi koluna girerek aşağı indirdi. Gelin arabasına bindi gelin ve damat; bu aşamada kısa bir hayırlı olsun duası yapıldı. Benim evden çıkışımdaki dua ya çok uzundu ya da bana öyle gelmişti. Hatta benim duamı teyzemin eşi yapmıştı diye hatırlıyorum. Onların düğününde eniştemin kardeşi yaptı. Gelin hanım epey ağlamış, gözleri dolu dolu idi evden çıkarken, dikkatimizden kaçmadı. Bade de bana sordu “anne gelin neden ağlamış” benim cevabım ise pek gecikmedi: gelinler hem ağlar hem gider kızım :)


Kırşehir’de düğün adetleri

Kırşehir’de düğün salonu inanılmaz ferahtı, ben şahsen bayıldım, misafirler herkes çok beğendi. Açık hava gibi çok yüksek tavanlı, üstünde tente, havadar, çocuklar için oyun ablası var, daha ne olsun... Oyunsuz, göbek havasız, halaysız bir düğün oldu. Canlı müzik vardı ama oynamalık değildi. Gelinle damadın merdivenlerden inişi, salonu selamlamaları, güvercin uçurmaları her detay çok şık çok özeldi. Biz sülale olarak fotoğraf çekmeyi de çekinmeyi de çok severiz. Düğün boyunca hadi tüm kuzenler, hadi tüm kızlar, hadi dayılarla yeğenleri, hadi teyzelerle yeğenler, hadi tüm aile diyerekten boy boy fotoğraflarımız oldu maşallah 







Düğünden sonra hep beraber teyzeme gittik, çünkü düğün yemeği yemeli idik. Tabi ben hariç! Eşim bu aşamada itiraz ediyor bana falan çok komedi, “düğün evine tekrar neden gidiyoruz, zaten yoruldular kaç gündür vs” ben de adetleri çok bilmiyorum ama çoğunluğa uyuyorum mecburen. Dayılarım, diğer teyzem de oraya gittikten sonra ben ne yapabilirim ki? Gelin yüzlerce yıllık adetleri değiştirelim mi diyeceğim yani, pes! Biz yine sülale halinde damat evinde, gelin ve damat da orada! Gelin ve damat hazırlanıp, çıktılar balayı yolcusu oldular...


Kırşehir’de düğün adetleri

Biz kuzenler de dışarıda bir kahve molası verip düğün evine dönüş yaptık! Yine yeniden! Çünküüüüü bir gelenek -aslında bir kış geleneği- TELTEL yapmak için geri döndük bu sefer! Teltel nedir bilir misiniz? Ev yapımı pişmaniye!!!
Kuzenim Meral, biz gençler de öğrenelim bu telteli diyince büyükler temel hazırlıkları yapmış, çevirip teltel haline dönüştürmesi ve afiyetle yemesi bize kalmış!!! Telteli kalabalıkta grup halinde çemberle yapma kısmı çok eğlenceli, o kısımda hep Bahadır bey dahil oldu, eşim olur, ben çocuklara baktım. Neyse ki yeme kısmında beni unutmadı:)
Ben en son 9-10 yaşlarımda sömestr tatilinde Kırşehir’e geldiğimizde yapıldığını hatırlıyorum hatta o günden bir de fotoğraf vardı bulabilirsem ekleyeceğim.
TELTEL yedikten sonra artık çıktık düğün evinden:))) nihayet :)


pişmaniye yapımı
bu karede ben yokum ama vekaleten eşim var :))




İşin özü, dolu dolu geçen iki gün akrabalara doymamıza yetmedi tabi ama hasret giderdik ve güzel anılar hatta bol bol fotoğraf biriktirmiş olduk. Annemin mezarını ziyaret ettik. Yanında anneannem, dedem, teyzem ve Enes’imiz... Mekanları cennet olsun inşallah. 


Kırşehir’de düğün adetleri
dede evinden dayı evinden çıkış 


Bu güzel düğünle bizlerin yüzünü güldüren yeğenim Fatih ve sevgili Nagihan’a ömür boyu mutluluklar dilerim.






29 Mayıs 2019 Çarşamba

yazlık ayakkabı alışverişi yaparken dikkat

Yazlık alışverişi yapmadan önce havalar iyice ısınınca yaptığım ilk şey kışlıkları kaldırmak ve yazlıkları çıkarmak olur. Böylece geçen yazdan kalan ve hala çocuklara olan giyecekleri tespit etmiş olurum. Onlar geçen yazın kıyafetlerini özlemiş ve onları yeni gibi giyerken mağazalarda ilk indirimler olur ve ben de böylece yazlık alışverişini yavaş yavaş yaparım. Tabi bu arada ikinci indirimler devreye girer :)))

igor sandalet kullanıcı yorumları


Ne kadar da tutumlu bir anneyim öyle değil mi:) Ama konumuz bu değil, konumuz geçen yazdan kalan ama artık olmayan giyecekler! Yani ayakkabılar!!! En çok kullanılan, çabucak küçülen (ancak bir sezon giyilen) parçalardan olan ayakkabılarda böyle tutumlu olup indirim falan bekleyemiyorum açıkçası... En kullanışlı, konforlu, ayak gelişimine ve sağlığına uygun marka ve modelleri tercih ediyorum. 

anne tavsiyesi


Bu yaz da, geçen yaz olduğu gibi mis gibi hava aldıran, kanserojen içermeyen, çocukların rahat edeceği modellerden seçim yaptık. İgor sandaletleri hem Bade'ye hem Berke'ye kullanıyorum. Çocuklar hem tatilde hem de yazın günlük hayatta rahat ediyor. Berke için geçen sene olduğu gibi bantlı bir model tercih ederken sarı rengi seçtik. Evet seçimi biz yaptık çünkü Berke ayakkabı ya da kıyafet denemeye karşı epey bir tepkili! Bu kış spor ayakkabı alırken neler çektik bilemezsiniz :) Ayakkabı denemeyi reddediyor ve yeni ayakkabıyı asla kabul etmiyor! Ta ki eski ayakkabı birden gizemli bir şekilde ortadan kayboluncaya kadar :)) Burada da bizim üstün zekamız devreye giriyor anladığınız üzere... 
Berke için seçtiğimiz model altta, Bade de kendi favorisini gösteriyor. 

igor sandalet


igor yazlık ayakkabı


Bade için ise rahatlık kadar önemli olan görsellik tabi ki. İgor çeşitlerini her zaman en bol gördüğümüz mağaza Bahçeşehir Brandcity mağazasında beğendiği modelleri denedi. Berke ne kadar uzaksa bu işlere, Bade o kadar seviyor. Pembe, bantsız ve tabanı çıkabilen bir modeli seçti bu yaz. Hatta mağazadan çıkarken yeni ayakkabılarını giydi bile.  Fiyonklu model, Bade'nin geçen yaz giydiği igor modeli, gri rengi almıştı, bu sene de var, kesinlikle çok kullanışlı, hem şık hem spor. Bu yaz Bade'nin seçtiği modeli ise aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Spor ayakkabıları çıkarıp çoraplarla giydi ilk gün :)

blogger anneler


Ayakkabı alırken dikkat:

  • Ayak ölçümü yaparak alışverişe başlamanızı tavsiye ederim. Birkaç saniye içinde mağazadaki aparatla ölçüm yapılıyor.
  • Küçük numaralı ayakkabı almak kadar çocuğun ayağına büyük ayakkabı almak da zararlı, unutmayın.
  • İçinde rahat hissettiği ve önünde uygun miktarda boşluk olan ayakkabıyı çift olarak giyerek mağaza içinde gezinmesini ve biraz vakit geçirmesini izleyebilirsiniz.  


Sadece yaz için değil, sonbahar ve kış için de yağmur çizmelerini severek kullandığımız İgor modelleri her sezonun ilk alışveriş hedefi oluyor haliyle... Bir anne tavsiyesi olarak, sağlam, ıslandığında -tatilde vs- çabucak kuruyan, ayaklara hava aldıran, temiz malzeme, kaliteli, konforlu ve en önemlisi ''acıtmayan'' igor sandaletleri her yaz alışveriş listenizin başına ekleyin derim. Pek çok çocuk mağazasında ulaşabileceğiniz gibi online alışveriş sitelerinden de inceleyebilirsiniz. 



13 Mayıs 2019 Pazartesi

İştahsız çocuk annesi olmak

Çocuğunun peşinde tabak kaşık koşan anneler vardır ya! Onları bir hayal edin lütfen, belki annelik hayatınızın içinde birkaç kez ya da pek çok kez siz de koşturdunuz, o tabak bitecek diyerek... Her zaman koşturduğumu söyleyemem ama bu rüzgara ben de kapılıyorum sık sık! Çünkü çocuklarım pek bir şey yemiyor, yemek yemeyi sevmiyorlar...  İşte ben de bu satırları böyle bir ruh halinde yazıyorum. Sebzelerle, meyvelerle, et, balık, kemik suyuyla beslemek istiyorum; türlü türlü tarifler ama yok! Bu akşam da dün akşam gibi düşünüyorum: “çocuklar neden yemek yemek istemez”

Zorlayarak ya da ısrarla bir şey yapmıyorum elbette. Benim yöntemim alternatif sınmak! Mesela kabak, karnabahar yemiyorlarsa köftenin içine katıyorum. Brokoli yemiyorlar, mercimek çorbasına ekliyorum. Alternatif tarifler, katıp karıştırmalar, güzelce sunumlar, acıkmalarını beklemeler derken sonuç her zaman istediğim, hayal ettiğim gibi olmuyor... Yine bugünümüze şükür diyeyim Bade Berke kadarken daha zor yerdi, hem porsiyonları hem öğünleri daha azdı. Yine de çözemiyorum hala neden yemek yemek istemezler???


Mesela Bade yemek ve uyku ile o kadar uzak ki “daha dün akşam yemek yedik, niye şimdi kahvaltı yapıyoruz ki” diyor!!!! Ya gerçekten bunu söylüyor ve söylediğinden de emin:)))
Ben ise akşam yatarken kahvaltıda ne yesem diye düşünüyorum:)))))
Sizce enteresan olan hangimiz???

Sizinkiler nasıl, merak ediyorum? Bir tek benim çocuklarım mı yeniyor? Ben mi yemek pişiremiyorum??? Anne acıktım diyorlar mı???
Ha bir de dip not: arkadaşımla çocukların iştahsızlığını konuşurken söylemişti; oğlu gece rüyasında “yemeyeceğim” diye sayıklıyormuş!! Var mı sizde de böyle anılar, hadi yazın.


29 Nisan 2019 Pazartesi

dil eğitimi yurt dışında mı olmalı

90'lı yılların sonu! Üniversite sınavına hazırlanan bir genç kız, yurt dışı eğitim programı tanıtım günlerine katılırsa ne olur? Ne kadar heyecan duyduğumu, nasıl da heveslendiğimi size nasıl anlatsam bilemedim. Yabancı dilin nasıl da önemli olduğunu biliyor ve yurt dışında öğrenmeyi çok istiyordum. Global dünya kavramını o sıralar sıkça duyuyorduk.

Tanıtım gününden çıkıp uçarak eve gittim. Yurt dışında dil eğitimi almak istediğimi ailemle paylaşıp, yaz okulunda Londra'da hem okuyacak hem dil öğrenecektim... Mutluluğum babamla konuşana kadar sürebildi! Babam maalesef izin vermedi! Bir genç kız yurt dışına nasıl tek başına gidermiş, orada ne yer ne içermiş, o kadar süre nasıl ayrı kalırmışız ve saire... Beni çalışma hayatım boyunca geride bırakan aslında hiç de fena olmayan dil bilgime ve yetkinliğime; okulumdaki ingilizce ve ek olarak almanca dersleri ile devam etmek zorunda kaldım... 

Şimdi o günleri düşündüğümde elbette içimde pişmanlıklar oluyor, keşke yurt dışında dil öğrenseydim, yeni kültürlerle tanışsaydım, farklı aksanlar öğrenseydim, bakış açım gelişir, yepyeni bir ben olurdum... Yabancı ortaklı bir firmada çalışabilir, ithalat ve ihracatta bir başkasına ihtiyacım olmadan işlerimi yürütebilir, iş görüşmelerinde birçok kişiyi ardımda bırakarak avantajlı hale gelebilirdim. Üstelik iş hayatında sağlam ve hızlı yükselme de yabancı dil ile doğru orantılı biliyorsunuz.



Üniversite öğrencileri yurt dışı dil eğitiminde iken bölümü ile alakalı bir işte staj da yapabiliyor, ne büyük bir avantaj! Küçük ölçekliden büyük ölçekliye pek çok firmada dil yetkinliği işe alımda son derece etkili. Problem çözme yeteneği, yeni ortamlara uyum sağlama, analitik düşünce yeteneği gibi çok önemli kazançları oluyor bu eğitimlerin. 


Amerika'da lise okumak


Lise öğrencisi yeğenim de yurt dışında dil eğitimine katılmıştı. Döndüğünde öz güveni, bakış açısı, sorun çözme kabiliyeti inanılmaz gelişmişti! Böyle güzel bir deneyim ona pek çok şey kattı. Şimdi üniversite öğrencisi ve önümüzdeki sene için dil okulu araştırıyor! 

Bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu, o işe tam anlamıyla girişmektir. Yani yabancı dil öğrenecekseniz yurt dışına gidip orada hayata karışacaksınız, ekmek pişirmeyi öğrenecekseniz bir fırında çalışmaya başlayacaksınız. İşi mutfağında öğrenmek gerek... Bu noktada EF Dil Okulları tam da bahsettiğim imkanı sağlıyor. Dili yaşayarak öğrenme mottosunu benimseyen EF Education First, 21 ülkede 52 okuluyla tam tamına 11 dilde hizmet sağlıyor. Artık İngilizcenin zorunlu sayıldığı ve ikinci, hatta üçüncü yabancı dilin öğrenildiği bu zamanlarda farklı dillerde eğitim alabilme opsiyonu çok önemli. Kurulduğu zamandan beri 54 yıllık tecrübesiyle eğitim sektöründeki kalitesini ortaya koyan EF, Türkiye genelindeki ofisleri ile de bu yurt dışı macerasına atılırken her adımda yardımcı oluyor. 

Ben ailemin karşı çıkmasıyla gidemedim ama kendi çocuklarım için tabi ki çok isterim. Lise çağında ya da en geç üniversite döneminde yurt dışında dil eğitimine katılmalarını çok istiyorum. Okulları ve programları gördükçe öyle heyecanlanıyorum ki... Buna ek olarak EF Dil Okulları'nın sunduğu dil eğitimi ile çocuklarım yurt dışında lisede okuyabilir, kendilerine farklı bir kariyer haritası çizebilirler. Özellikle Kanada'da lise okumak ve Amerika'da lise okumak son zamanlarda çok popüler. Lise öğrencileri hepimizden daha bilinçli artık. 
Hatta yanlarında gidebilir miyim, bir düşüneyim, araştırayım... En erken orta öğretim döneminde başlıyor bu programlar. Belki daha yakın bir zamanda onlara eşlik ederek böyle bir deneyimi ben de yaşayabilirim! Öğrenmenin yaşı yoktur, haksız mıyım??? 



Sizler yurt dışı dil eğitimleri ve yabancı dil hakkında ne düşünüyorsunuz? Merakla yorumlarınızı bekliyorum. 






19 Mart 2019 Salı

Diyet tarifler: fırında sebze

Yaz geldi mi aklıma hemen kızartma yemekleri geliyor. Bugün de yaz gibi, sıcacık bir bahar havası vardı, tabi aklıma düştü kızartma! Hem pratik hem de daha hafif olsun diye kızartmamızı fırında hazırladım. Mis gibi oldu. Sizinle de fırında sebze tarifimi paylaşıyorum hemen.

Diyet fırında sebze


Kızartma yerine fırında sebze
Patlıcan
Kabak
Kırmızı biber
Patates
Karnabahar
Havuç


Siz sebzeleri dilediğiniz gibi kullanabilir ve miktarını ihtiyaca göre belirleyebilirsiniz. Ben 2 patlıcan,  3 kabak, 2 patates, 1havuç, 1 kırmızı biber, biraz da karnabahar ile hazırladım.

Sebzeleri soyup yıkayıp süzgece alıyoruz. Ben ince uzun şeritler halinde kestim.  Bir kasede sıvı yağ, tuz, baharat ve sarımsağı karıştırdım. Suyunu süzen sebzeleri büyük bir kaba alıp hazırladığımız sos ile karıştırıyoruz. Yağlı kağıt üzerine çeşitlere göre diziyoruz. Sebzelerin üzerine tekrar yağlı kağıt örtüp fırına veriyoruz.
Diyet tarifleri

Patatesler piştiğinden diğerleri de pişmiştir. Dilerseniz yoğurt üstünde ya da servise alıp üstüne yoğurt ile afiyetle yiyiniz.
Kahvaltı için de güzel bir alternatif olabilir diyorum, siz ne dersiniz?

14 Mart 2019 Perşembe

Bal kabağı organik cilt bakımı / Pumpkin Sindirella Bakımı

Estetik ya da güzellik denince hemen merak uyanıyor değil mi? Bu yaşıma kadar (35+) estetik işlemlerle ilgili bir deneyimim olmamasına rağmen cilt bakımına her zaman önem vermişimdir. 13 yıllık kozmetik sektöründe çalışma hayatım boyunca da her bakımı, her işlemi yaptırmadım. Benim için önemli olan içeriğin doğru olması ve tabi ki uzmanlar tarafından uygulanıyor olmasıdır. En ufak işlemde bile hassas davranan biri olarak Amerikan Estetik ile tanıştıktan sonra ihtiyacım olan işlemleri tek tek inceledim ve bir yerden başlamaya karar verdim. Onların bana önerdiği işlemler, benim tam da ihtiyacım olan şeylerdi, bilirsiniz bu gibi konularda karşınızdakinden güven duygusunu almak önemlidir. Ekip, ihtiyaçlarımı belirlerken objektif davrandı. 


İlk adım olarak organik cilt bakımı yapmaya karar verdik. Pumpkin Peel Sindirella Bakımı hamilelere, lohusalara bile uygulanabilen organik bir bakım.

amerikan estetik


Pumpkin Peel Sindirella Bakımı neler vaat ediyor?



  • cilde nem veriyor
  • kılcal damarları yatıştırıyor
  • gözenekleri küçültüyor
  • anti aging yani yaşlanma karşıtı
  • ciltteki ton eşitsizlikleri üzerinde etkili
  • çil tedavisinde de kullanılıyor


amerikan estetik



Pumpkin Peel Sindirella Bakımı nasıl yapılır?


Cilt temizliği, tonik ve peeling uygulamasından cilde buhar veriliyor. Buhardan sonra cilt yağ bezelerinden ve siyah noktalardan arındırılıyor. Ölü deriden arındırılan cilde bal kabağı peeling uygulanıyor. Sonrasında kağıt görünümlü bir maskeyi özel solüsyon ile çözerek C vitamini serumu haline dönüştürüyorlar. Gerçekten ilginç bir uygulama. C vitamini serumu cildi aydınlatıyor. Sırada altın maske var! Altın maske gözenekleri sıkılaştırıyor, yoğun nem veriyor. Bu maske uygulanırken ağız göz her yer kapanıyor :) Uygulamayı izlemek isterseniz aşağıya youtube videomu ekliyorum.



Pumpkin Peel Sindirella Bakımından sonra 24 saat yüzümüzü yıkamıyoruz. Neden derseniz cilde uygulanan bakımın iyice emilmesi gerekiyor, o kadar maske boşa gitmesin tabi... Bu bakım etkisini uygulamadan 2 gün sonra gösteriyor. 


organik cilt bakımı


Cildinizin ihtiyacına göre ayda bir ya da iki kere yaptırabileceğiniz bu uygulama ile sağlıklı ve parlak cilde kavuşmak çok kolay... 

Siz de cildinizin ihtiyaçlarını merak ediyor ya da işlemler hakkında bilgi almak istiyorsanız Amerikan Estetik Ücretsiz Danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz. Dilerseniz Whatsapp bilgi hattını (05444188019) da arayabilirsiniz. 






26 Şubat 2019 Salı

Evde tam buğdaylı ekmek -mayasız-

Evinizde ekmek yapma makineniz var mı? Benim yok. Bir ara çok popülerdi, alıp almamakta kararsız kalmıştım, geçici bir heves gibi gelmişti. Muhtemelen de öyle olacaktır. Yıllar geçti ve ben ancak evde ekmek yapmayı deniyorum :)

Çocuklar için farklı tarifler denemeyi ve yedirmeyi çok severim bilirsiniz. Kek, pankek vs artık çoğunlukla tam buğday unu kullanıyorum, neden ekmekte de kullanmayayım dedim. Bir anda gelişti olay ve kendimi internette tarif ararken buldum. Pek çok tarifi okudum ve kendi tarifimi oluşturdum. Tarifim tabi ki maya içermiyor. Ben mayalı ürünleri pek sevmiyorum ve tabi yapmayı da bilmiyorum :))))
Evde mayasız ekmek yapımı

Tam buğday unlu ekmek tarifi -mayasız-


Bir bardaktan biraz fazla tam buğday unu
2 çorba kaşığı mısır unu
1 yumurta
1 bardak süt
Çeyrek su bardağı sıvı yağ
Yarım çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kabartma tozu

Bütün malzemeleri karıştırma kabına alıp yoğuruyoruz. Ben hamur yoğurma makinesinde karıştırdım. Kek hamurundan daha yumuşak bir hamur olması gerekiyor. Eğer yoğun olursa birkaç kaşık su ile hamuru inceltebilirsiniz. 

200 derecede önceden ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pişiyor. Kağıt kek kalıplarımı kullandım. Kalıpları yağlamadım, tepsi üzerine dizerek yarısı kadar hamur koydum. 


Fırından çıkan sıcacık ekmekleri çocuklar sevdi. Berke çok yemedi ama Bade pek sevdi. Tabi biz de çok sevdik. Bu ölçü ile yaptığım ekmekten 2 parça kaldı. Böyle az az yapıp sıcağıyla yemek de bir seçenek, 2 ölçü yaparak ertesi güne bırakmak da bir seçenek. 
Tercih size kalmış. Afiyet olsun, sevgiler. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...