3 Nisan 2020 Cuma

evde 20. gün

Evde üçüncü haftayı da bitirmek üzereyiz. Evde sıkılanları hala anlayamıyorum ben... Ev işleri, yemek, çamaşır, çocukları doyurma derken ben günün nasıl geçtiğini fark etmiyorum bile!


badem ve annesi


Bir de evde olmayı dizi ve film izlemekle özdeşleştirenlere bakıyorum, nasıl bir sakinlik nasıl bir his acaba bilemiyorum. Neyse ben halimden şikayetçi değilim, Allah sağlık versin de...

Şu son birkaç günde tavsiye edilen filmler, müzikler, evde kalmayı kendiniz için fırsata dönüştürün gibi videolar açıyorum sabahları. Kahvaltı hazırlarken 15-20 dakika kadar izleyebileceğim uzunlukta videoları seçiyorum. 
Bu videoların bana kattığı bir şey oldu: Günlerimi planlıyorum! 
Kahvaltı sonrası o gün için yapmam gerekenleri telefonumun notlar bölümüne yazıyorum. Yaptıkça maddelerin yanına tik atıyorum. İş çok zaman da çok aslına bakarsanız... 

Sizinle bugün için aldığım notlarımı aşağıda paylaşıyorum. Elbette bazı maddeler kemik maddeler, çünkü ev işleri!!! Belki size de faydası olur diye ekledim. Umarım olur. Karantina günlükleri diyelim bunlara...


karantina

Ah şu ev işlerinden bıktım da bıktım diye söyleniyorum!!! Sonra kendimden utanıyor, tövbe tövbe diyorum. Çok şükür suyumuz, elektriğimiz var. Temizlik yapmak için deterjan, sirke her şeyim var, bir zaman ayırmak, güç harcamak mı zor geliyor diye kızıyorum kendime :)
Zaten bu yaşadıklarımız da şükürsüzlüğümüzden başımıza geldi diye düşünmekten alamıyorum kendimi... Siz de farkında mısınız herkes evinde, parası olan yiyor içiyor evinde, parası olmayan az yiyor, belki ısınamıyor. Fakat bu virüsten önce böyle miydi???????????????


  • Herkes, hepimiz gittiğimiz lüks mekanları, şık restaurantları, pahalı tatilleri birbirimizin gözüne sokmadık mı?
  • Guccileri, Michael Korsları yüz tane etiket koyarak gözümüze gözümüze sokmadık mı?
  • Baby shower, cinsiyet partisi, bez bırakma partisi ile bebeği olmayanların, olamayanların gözüne sokmadık mı?
  • Son model cep telefonlarımızın markas, ah aynadan yansımış tüh tüh demedik mi?


Şimdi bunların hepsi değersiz. Evimizde en pahalı çantamızı takıp, en ökçeli ayakkabımızı giyerek 2020 ilkbahar yaz koleksiyonunun en sükseli parçaları ile T-bone yerken selfie mi çekelim????

Şu anda hava atanlardan güney sahillerindeki lüks yazlıklarına kaçanlar her kesimden insan tarafından ''CAHİL'' diye adlandırılıyor. İstemeden de olsa virüsü yayıyorlar malum...

Lüks evlerde, ada mutfaklarıyla kuzu kapama ya da ahtapot pişirme tekniklerinden bahsedenler de vardır şu günlerde belki, bana denk gelmedi ama...

Siz ne dersiniz, abartıyor muyum, görüşlerinizi merak ediyorum.




30 Mart 2020 Pazartesi

evde 16.gün

Malum virüs münasebetiyle günlerdir evdeyiz. Evde günler zor geçiyor... Ama her ne olursa olsun hastanede olmaktan, bir yakınımın hasta olmasından ya da bir kayıp yaşamaktan iyidir diyorum, hamd ediyorum.  


Evde olmak mı beni yoran yoksa belirsizlik mi bilemiyorum... 
Geçip giden günler saatler, normalde yani virüsten önce mümkün değil duramam, duvarlar üstüme üstüme geliyor derken şimdi evdeki koltuklarla, beyaz eşyalarla konuşur hale geldim :) Tabi çocuklardan fırsat bulursam :))
coronavirus blog

Eski fotoğraflara bakıyorum, özgürlüğün tadını yeterince çıkarmış mıyım acaba? Yoksa özgürlüğümün kıymetini mi bilmemişim... 

Çokça düşüneyim, felsefe yapayım, kendimi hayatımı sorgulayayım diye bir derdim yok tabi! Zaten vakit de yok hala bunca olana rağmen!! (şükürsüzlüğe balar mısınız) Yok yok her şey var, şükürler olsun. 
Sadece özel olarak düşünmeye, sorgulamaya vakit harcamadım.

Şu günlerin geçeceğini biliyorum. Neler geçmedi ki... 

İlk günler bir elimde süpürge diğerinde çamaşır suyu - bez gezerken ne kadar gereksiz yorulduğumu fark ettim. Hep koşturmak istemiyorum artık! Epeydir istemiyordum ya zaten bunu :) Her ne kadar işim gücüm olmasa da hep meşguliyet yaratmaya programlamışım kendimi, kendimizi...

Evi süpürmekten, dışarıdan gelen market alışverişlerini sirkeli suyla silerken keyif almaya çalışıyorum, olay olmuyor kabul :)

Hani bazı işler vardır; hep yapmak istersiniz ama zaman bulamazsınız, hep aklınızdadır, ama hep ondan daha daha önemli işleriniz olur ya! 

Aman nazar etmeyin, sizlere de belki bir ışık olur diye yazıyorum, enerjiniz, enerjim yükselsin diye...


  • Anılar 9 albümünü hep baştan sona dinlemeyi istiyordum, geçen gün yemek yaparken dinledim, çok iyi geldi. Çocukluğuma döndüm sandım, çünkü albümde şarkıların sırasını dahi unutmamışım...



  • Gelinliğimi bulup çıkarmak hatta denemek istiyordum yıllardır. Buldum valla, denedim biraz da zorlayarak girebildim içine :)

koronagünlükleri


  • Dantel çeyizlerimin çoğunu kaldırmıştık, bilmiyorum kaç yıl oldu! Bohçaları açıp baktım tek tek hepsine... Birkaç parça ayırdım, ölümlü dünya, gözümün önünde dursun birkaç tanesi bari dedim.



  • Avizeleri hiç silmemiştim, sildim, çok da zor değilmiş.

Koltuk örtülerini çıkarıp yıkıyordum ama ben takmıyordum, onları da takmayı becerdim (şöyle böyle diyelim)
Ev işleri bana hep uzaktı, bu 16 günde ve belirsiz bir süre daha yardımcı anneannemiz de izinli olduğundan ev işleri tümüyle bana kaldı anlayacağınız zor durumdayım... 


  • Bade hep birlikte zumba yapalım diyordu, ona da vakit ayırdım. Benim de çok hoşuma gitti. 

  • Arkadaşlarımı her gün aradım, whatsapp görüntülü sohbetler favorimmmm

Çocuklarla Oyuncak Hikayesi 1-2-3 izledik. Nemo izledik. Bunları Bade ile zaten izlemiştik ama unutmuş!!!! Berke'yi görseniz Woody ve Buzz Işık Yılı maceralarında ağlamaklı oluyor, nasıl üzülüyordu kuzum... 


Korona günlükleri olarak başladığım yazının da devamı gelecek tabi... Hatta daha detaylı, daha derin düşüncelerimi sizinle paylaşacağım. Ama önce bu yazıma pozitif enerjilerinizi gönderin lütfen...

Şimdilik havalar serin gidiyor. Bahar havası geldiğinde evde nasıl duracağız merak ediyorum. Yoksa bu kadar evde kalmışken dışarı çıkmaya mı çekineceğiz, ne dersiniz?


Şu anda ben Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan okuyorum.
Bade 7 kitap okudu, evde kaldığı sürede, şimdilik...

Bade'm canım kızım, 30.Nisan'da okullar açılacak diye öyle mutlu ki.... 
Televizyonda uzaktan eğitimin 30.Nisan'a kadar uzatıldığını öğrenince sevindi yavrum, sonuçta bu onun için bir belirli durum, tarihe dönüştü, 30.Nisan'dan sonra açılacak diyerek bardağın dolu tarafını gördü. (şükür) (çok şükür)

Son olarak;;;;;;;;;;;;;;;;
Mazhar Alanson'un bir filmi vardı, 80'li yıllarda, böyle bir değişik filmdi. Onu bulup izlemek istiyorum. Bilen varsa yazsın lütfen :)

ve Amelie tekrar izlemek var öncelikli planlarımda. 














19 Mart 2020 Perşembe

en pratiğinden kelle paça çorbası

Bazıları çok ama çok sever bazıları ise kokusundan dahi tiksinir! Arası yoktur yani: kelle paça çorbası... Birkaç yıldır eşim çok sever, sabahları bile erkenden kalkar gider Paçacı Mahmut / Fatih’e; hatta çocuklara da içirir. Neyse ki çocuklar da seviyor tadını...

gümüşhacıköy'de hayat

Hastalıklara karşı koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendirici bu mucize besini eğer çocuklarım ve eşim seviyorsa ben neden yapmayayım diyerek yola çıktım. İlk işim Hamide hanıma sormak oldu paça çorbası biliyor musunuz? Birkaç tarif araştırarak mahallemizin sakatat uzmanına gittim. Kelle etini ve paçaları temizleyerek düdüklüde haşlamak Hamide hanımın işi geri kalan da benim şeklinde ilerleyerek bugünlere geldik.

* 4 adet paça
* Bir el büyüklüğünde kelle eti
* 2 bütün soğan ve sarımsak

Paça ve kelle eti temizlenerek düdüklüde en az 2 saat pişiyor. Tel süzgeçle süzüyor ve suyumuzu ayrı bir kaba alıyoruz. Düdüklüye koyduğumuz soğanlar - bütün halde- kaynarken kokmasını önlüyor ya da kokuyu minimuma indiriyor diyelim.



Kelle Paça çorbası

İki kaşık un kavrulur, tereyağ eklenir. Paça suyu ılık olarak kavrulmuş unun üzerine eklenir. Devamlı karıştırılır. Yarım limon suyu ile bir yumurta sarısı çırpılır. Kaynayan çorbadan ılıştırarak terbiyesi eklenir. Kelle eti küp küp doğrayıp paça etleri mutfak makası yardımıyla kesilip çorbaya katılır.


Çorba dışında bir miktar da daha sonra kullanmak üzere bir kap buzluğa ayırıyorum. Bir miktar da ertesi gün çocuklara pilav yapmak için paça suyu ayırıyorum.

Sadece çorba değil pirinç pilavı ve erişte için de paça suyu kullanıyorum.


Gördüğünüz gibi son derece pratik bir tarif oldu:)  Sizin  için kelle paçayı temizleyecek ve haşlayacak dostlar edinin!!!!
Amasya’ya gittiğimizde de çocuklara paça çorbası yapmıştık, videosu yukarıda!!! Orada da sağ olsun kayınvalidem ince işleri halletmişti. Video hemen yukarıda, biraz da sohbetli ...

Sağlıkla kalın




24 Şubat 2020 Pazartesi

termal tatil hakkında pek çok şey

Kış tatili denince ilk akla gelen kar kayak vs oluyor öyle değil mi? Kendi adıma konuşayım, son iki yıldır artık aklımıza termal tatil de gelmeye başladı. Termal oteller de yaz kış tercih edilen, hem sağlık hem dinlenme turu olarak tercih edilen bir tatil bence. Hatta çocuklarla sıcak sıcak takılmak için çok güzel!


Bizimki hem iş hem tatil olarak gerçekleşiyor olsa da tatil kısmı çocuklara yarıyor tam iki yıldır... Baba işe, çocuklar lobiye-havuza-oyun alanına-yemeğe
Bu yıl da Afyon’da aynı termal otelde konakladık. Afyonkarahisar zaten termal otel cenneti desem yeridir. Tamam kaymağı ve sucuğu da meşhur ama şehir,  termal otelleriyle anılıyor!





Size termal otelde çocuklarla bir günü özetlemek istersem:

Kahvaltı
Lobide çay kahve zamanı - Bade için test çözme ve kitap okuma zamanı / Berke için arabalarla oyun zamanı
Öğle yemeği / çorba salata ya da meyve türü
Lobide çay :)
Termal havuz zamanı
Hamam
Odaya giriş ve duş
Odada dinlenme
Akşam yemeği için hazırlık
Akşam yemeği
Lobide çay kahve
Mini disko baş-lı-yorrrrrrrrrr
Çocuklar için oyun zamanı (bu saatlerde babaları piste alabiliyoruz)
Canlı müzik, lobide çay kahve
Tatlı rüyalar


Yani otelden hiç çıkmadan bol dinlenmeli sıcak sıcak bir ortamda keyifli bir tatil oluyor diyebilirim. Biz tatilin ikinci gününde karlı bir sabaha uyanınca hasret olduğumuz karla oynamak için çıktık. Bade'nin adını banklara yazdık...


Termal Havuzlar

Özellikle havuz bölümüyle ilgili belirtmek isterim ki termal havuza 10 yaş altı çocuklar alınmıyor. Bizim kaldığımız otelde termal dışında da 2 farklı havuz alanı ve toplamda 8 havuz bulunuyordu. Termal dışında 2 alanda da çocuk havuzu vardı. Kaydıraklı havuz da vardı. Havuza bonesiz girmek yasak tabi ki. Havuz alanları da su da zaten sıcacık. Havuzdan çıkıp direk hamama geçebiliyorsunuz. Ben çocukları havuzdan hamama geçirdim; yıkanmak adı altında suyla bir güzel oynadılar, doya doya ıslattılar birbirlerini...
Akşam yemeğinden sonra oyun alanları da çocuklara ve ebeveynlere çok iyi geliyor :)

İlk gidişimde biraz tedirgin hissetmiştim; çocuklarla otelde sıkılmaz mıyız, ya üşütürlerse diye ama hiç sıkıntı olmadı şükür! Otel de havuzlar da her yer sıcacık olduğundan pek ısı değişimi olmuyor. İnce kıyafetler ile gitmeye özen gösterin derim!

Ben çok çok küçükken bizim memleketimizde yani Kırşehir’de Terme Kaplıcaları’na gitmiştik annem, anneannem, dedem... Hatırladığım tek şey: kaplıcadan çıkınca sımsıkı sarınıp doğruca eve gitmemiz ve yataklarımıza yatmamız :) Sanki dışarıda don varmış gibi sımsıkı sarınmamız ve “kaplıca bizi çok yordu” cümleleri :)
Termal otel bizi pek yormadı, özellikle çocuklara çok çok iyi geldi! Güzel eğlendiler!!! Kayak tatili alışkanlığınız yoksa termal tatili de denemenizi tavsiye ediyorum.
Sımsıcak sıcacık günler dilerim...








25 Ocak 2020 Cumartesi

Son 10 Yılın En İyi Tasarımları EDIDA Retrospektif Sergisiyle HOM Design Center’da Sergileniyor!


Türkiye’den ve dünyadan 100’ün üzerinde seçkin mobilya markasına ev sahipliği yapan tasarım ve dekorasyon merkezi HOM Design Center, son 10 yılda EDIDA Ödülü (Elle Deco International Design Awards) kazanmış tasarımların bir araya geldiği EDIDA Retrospektif Sergisi’ne ev sahipliği yapıyor. 23 Ocak - 19 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek sergide ziyaretçiler, 2010 yılından bu yana, tasarım ve dekorasyon alanında yaşanan değişimleri inceleme şansı yakalayacaklar.

Skyland İstanbul bünyesinde yer alan ve Türkiye’nin tasarım ve dekorasyon alanındaki seçkin markalarını aynı çatı altında buluşturan HOM Design Center, EDIDA Retrospektif Sergisi ile tasarım tutkunlarına kapılarını açıyor. Elle Decoration dergisi tarafından düzenlenen EDIDA Ödülleri’nde 2010’dan bugüne ödül kazanmış tasarımları bir araya getiren sergi, 23 Ocak - 19 Şubat tarihleri arasında HOM Design Center’da tasarım severlerle buluşacak.

Son 10 yılın ödüllü tasarımları, Türkiye’nin en büyük tasarım ve dekorasyon merkezinde Türkiye’de son 10 yılda tasarım alanında yaşanan değişimleri yansıtan retrospektif sergide, Derin Sarıyer’in “Fek” koltuğundan Faruk Malhan’ın “Sekü” kanepesine, Can Yalman’ın Çanakkale seramik için tasarladığı “Orientele” duvar kaplaması koleksiyonundan Atilla Kuzu’nun “Mantis” aydınlatmasına, birçok ödüllü tasarım bir araya geliyor. Ebru Çerezci, Ross Lovegrove, Tanju Özelgin, Erdem Akan, Rıfat Özbek, Koray Özgen, Emre Evrenos, Selen Öztürk, Zeynep Fadıllıoğlu, Merve Kahraman, Yeşim Ketenci, Atilla Kuzu, Mauro Lipparini, Neptün Öziş, Banu Yentür, Mustafa Toner, Haldun Akalın, Maurizio Manzoni, Faruk Malhan, Begüm Cemiloğlu&Ekin Varon ve Enis Karavil ise sergide çalışmaları bulunan diğer tasarımcılar arasında yer alıyor.

Türkiye’de tasarım ve dekorasyon alanında yaşanan değişimleri başarılı örnekler üzerinden görünür kılan EDIDA Retrospektif Sergisi, 19 Şubat’a kadar ücretsiz olarak HOM Design Center’da ziyaret edilebilir.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Ocak 2020 Cuma

doğum fotoğrafçılığı hakkında

Fotoğraf ile aranız nasıl? Ben geçtiğimiz sene Zeytinburnu Belediyesi’nin fotoğrafçılık kursuna katılmış, sertifikamı almıştım. Önceki akşam da doğum fotoğrafçılığı hakkında arkadaşımın seminerine katıldım. 

Bademlebuduk




Arkadaşım @yesimmutlu (çok severim) kurumsal hayattan doğum fotoğrafçılığına geçiş yapmış hem de yıllar yıllar önce... Birkaç yıldır o kadar çok yaygınlaştı ki bu meslek o yüzden özellikle belirtmek istedim. Meslekte yaşadığı zorlukları dikkat edilmesi gerekenleri, etik kuralları anlattı. Tabi konu bebekler olunca çok güzel kareleri ve güzel anılarını da dinledik. Bebeğin dünyaya geldiği o anlar.... çok özel bir zaman ve eşsiz bir deneyim bence... Acaba ben de mi diye bir an düşünsem de yok ameliyathane ortamı beni bozar diyerek silkelendim hemen:)

Yeşimciğimin keyifli seminerleri farklı mekanlarda devam edecek, sosyal medyadan takipte kalın. Türkiye Fotoğraf Vakfı ise Zeytinburnu Merkez Efendi’de bulunan binasında her Çarşamba farklı bir fotosohbet yapıyormuş, onları da mutlaka takip etmeli diye düşünüyorum. 
Salon tamamen doluydu ve hava epey yağışlı ve soğuk olmasına rağmen... 


Fotosohbet, yesimmutlu


Eşimle katıldığımız bu seminer bize Türkiye Fotoğraf Vakfı’nda yapılacak diğer seminerlere de katılmamız için bir ışık oldu. Böyle güzel ortamları ve değerli fırsatları kaçırmamak gerek! Duyuruları TFV’nın sosyal medyasında tabi ki! 

30 Aralık 2019 Pazartesi

tavuk dünyası marinesi

Korkumuzdan pek tavuk yemiyoruz, yiyemiyoruz. Son zamanlarda canım nasılsa tavuk istiyordu! Hem de tavuk dünyası restaurantlardaki gibi soslu ve yumuşacık olsun istemiştim. Evde denedim ve İnstagram @bademlebuduk takip edenler bilir: “tarifim tutarsa sizinle paylaşacağım” demiştim.


Tavuk marine:
2 adet tavuk göğüs küçük küpler şeklinde doğradım. Mutfak makasıyla çok kısa sürede hallettim. Zeytin yağı, kekik, kimyon, karabiber bol bol ekleyerek karıştırdım. Bu sosa iki diş de sarımsak rendeledim. Bir soğanı soyup yıkadım. Marine edeceğim kaba bir sıra tavuk dizdim. Hazırladığım sosu fırça ile sürdüm. Tavukların üstüne bir sıra halka halka doğradığım soğanları dizdim. Bir sıra daha tavuk dizip yine sos ve soğan yerleştirdim. En üste de defne yaprakları ile tamam bu iş!

Soğanlar suyunu saldığında tavuklar da ekstradan yumuşuyor. Dikkat: Soslara tuz eklemedim. En az 2 saat, en çok da 24 saat marine edilmesi öneriliyor, unutmayalım sonuçta tavuk hassas konu!
Ertesi gün yağsız kızgın tavada pişirdim, lokum gibi oldular. Pişmeye yakın tuz ekleyebilirsiniz.
Bir daha ki sefere tavukları jülyen doğrayacağım...
İnternetten baktığım tariflerde genelde yoğurt, yoğurt suyu ve kefir öneriliyor olmasına rağmen yoğurt ile tavuğu marine etme fikri benim içime sinmedi nedense???
Tavuk dünyası sosu

Madem tavuk dünyası tavuklarından istedin neden orada yemedin derseniz:


  • Onların porsiyonları çok büyük
  • Porsiyonda makarna ve özellikle kremalı soslar var
  • Dışarıda salata yemeyi çok tercih etmiyorum

Bu yüzden ben de evde kendim yapmak istedim.
Normalde saman gibi tatsız tuzsuz olan göğüs eti bile bu tarifle yumuşacık oldu! Hem de çok az malzeme ile! Kırk yılda bir bi sevdim bu tavuğu :)))
Bir de geçenlerde aktarda tavuk baharatı önerdiler ne dersiniz, kimyasal var mıdır içinde acaba????

13 Aralık 2019 Cuma

her yer ışıl ışıl

Yılın en sevdiğim zamanlarından Aralık ayı ve sonları yani yeni yıl öncesi... Gerçi bu ışıl ışıl dönemi sevmeyen var mıdır bilmiyorum :) Gittiğimiz yerler şimdiden süslenmiş, dev ağaçlar kurulmuş, mağazaların vitrinleri ”temsili” hediye paketleri ile dolmuş bile!



Bu keyifli dönem için rutinleriniz var mı? Benimkilerden bahsedeyim de hiç birini yapmayı unutmayayım, eğer siz de yorumlarınızla kendi alışkanlıklarınızı yazarsanız biz de değerlendiririz.

* Bu yıl bir hayal panosu yapmak istiyorum
* Yılbaşı çiçeği kokina alırım. Şans getirdiğini söylenirmiş onu da yeni öğrendim. Annemin de aldığını hatırlıyorum. Yılın sadece bu zamanı açan bir çiçek diye biliyor olsam da geçen sene incelediğimde dikkatle baktığımda o kırmızı topların dallara iple bağlandığını gördüm! Bu benim için ufak bir hayal kırıklığı yaratmış olabilir tabi :)

* Hediye alışverişi :) Hediye seçmekte çok zorlanıyorum. Hatta yazın doğum gününü kutladığım arkadaşımın hediyesini henüz alamadım desem!! Bana gelen hediyeleri o kadar çok seviyorum ki ne yapsam yılbaşı hediyesinde ben o kadar mutlu edemiyorum diye düşünüyorum.

* Vakko mağazası süsleriyle fotoğraf çekimi. Çocukluğumdan beri yılın son ayında Vakko mağazası özenle süslenir ve özel olarak onu görmeye gidilir. Şimdi artık uzak olsak da yine her yıl görmeye gidiyoruz. Geçen sene atlıkarınca kurmuşlardı bakalım bu yıl ne yapıldı? Henüz gitmedik...

* Kabak tatlısı pişiriyorum. Yılın son günü kabak tatlısı pişirmeye geçen sene başladım. Komşularımdan öğrendim bunu da, zaten kabağı çok severim bu bahaneyle tekrar pişirmiş oluyorum. Afiyetle...

* Televizyonda yılbaşı özel programlarını takip ederim. En çok ilgimizi çekeni izleriz.

* Yeni yıl gelmeden kararlar alınır. 2020 de artık böyle böyle olacak, bu seneki gibi olmayacak şunlar şunlar gibi sözler veririm. Tabi bu sözleri ve kararları not almak için bir ajandaya ihtiyacım olur.

* Yeni senede günü gününe dolduracağım bir ajanda alırım. Yıllardır MyMiya Planner organizerlerini kullanıyorum. Ama tembelliğimden mi nedir bilmem birkaç ay düzenli doldurduktan sonra ara verip sonlara doğru yine hızla yazıyorum. Eskiden Truffy takvimler vardı organizer olarak onu da anmadan geçemeyeceğim...

* Yeni yılda daha çok kitap okuyacağıma söz verir, okunacak kitapların listesini yaparım. Geçen senenin listesine bakarsak sadece çeyreğini tamamlamışım... Maalesef.

* Dolaplarımı, çekmecelerimi düzenlerim ayın ortasından sonra! Ay sonuna kadar devam eder tabi! Yeni yılda çok daha düzenli olacağım derim o dolaplar da bir ay sonra eski haline dönüverir.

* Kilolarla ilgili kararları yeni sene için değil de şöyle yapıyorum ben: yeni yıla girmeden şu 5 kg den kurtulacağım diyerekten Aralık ayını spor ve diyetle geçirmeye çalışıyorum.

* Yeni yıla girdikten 23 gün sonra doğum günüm olduğundan yeni yaşa alışmaya çalışırım. Yine de ben hep 19-29 um...

* Piyango bileti ALMAM. Karşıyım diyelim.

* Yeni yılın ilk günü de en sevdiğim şey rahat rahat gezmektir. Herkes evinde mışıl mışıl uyurken en trafikli dediğiniz yerler bile öyle sakin oluyor ki tadından yenmez...





2019 için Vakko süslemesinden Bade ile bir fotoğraf ile noktayı koyuyorum.
Sevgiyle