11 Ocak 2021 Pazartesi

Trigeminal Nevralji ile baş edebilmek

Kabus gibi bir ağrı, yoksa acı mı demeliyim? Önce yavaş yavaş başlayan çakmalar ve ardından dayanılmaz ağrılar sonucu teşhis: trigeminal nevralji! Tabi daha önce hiç duymadığımız bu hastalığı doktorumuz anlattığında çok şaşırdık. Doktor da ağrıların çok şiddetli olduğunu vs anlattığında eşim şöyle bir yorumda bulundu ‘migren gibi mi doktor hanım’ Kesinlikle migren ile kıyaslanamaz dedi doktor hanım da... Ağrılarım o kadar şiddetliydi ki konuşacak halim yoktu. 

trigeminal nevralji

Doktor beynin arka tarafında sinir ve damarın üst üste gelerek birbirine baskı yapması şeklinde anlatmıştı. Ya da şöyle söyleyeyim bu damar ve sinir birbirini yıpratmış artık işlevlerini yerine getiremiyor, ağrı hissini veriyor sadece. Genellikle 50 yaşlarından sonra görünüyormuş ama benim gibi genç yaşta yaşayanlar da var. Yemek yemek, su içmek, sakız, esneme gibi ağız açıp kapama durumlarında ağrı tetiklenmiş oluyor ve çok şiddetli elektrik çarpması şeklinde ağrı oluyor. Bu ağrılar birkaç saniye bazen, bazen de dakikalarca sürebiliyor. Doktora gidene kadar ki sürede yani hafta sonu çok şiddetli ağrılar yaşayıp pazartesi nöroloji bölümüne gitmemle biraz rahatladım. O hafta sonu ne yüzümü yıkayabildim ne yemek ne su çok ama çok zor geçen 2-3 gündü... 
trigeminal nevralji


İkinci bir doktora gitmeden önce internette hastalığı iyice araştırdık. Hastalığın yani trigeminal nevraljinin halk arasında adı ‘delirten hastalık’ olduğunu internetten öğrendik. Ben bu aşamada hastalığı reddetmek istedim. Aklımda soru işaretleri vardı. Gittiğimiz ikinci doktorda detaylı ilaçlı MR çekildi. MR da öyle zorlandım ki.... Hem süresi çok uzundu hem de ağrılar geldi daha cihaza girmeden. Yatay şekilde uzanmak da ağrılarımı tetikliyordu. Düşünüyorum da tetiklemeyen ne kalmış bulamadım. Çok ama çok zor bir ağrı, bir doktor da atakta yaşanılan ağrının doğum sancısına eş değer olduğunu söylemişti. 
İlk doktor çıkışında tavsiye edilen ilacı hemen aldık ve ağrılarım hafiflemişti. Birkaç gün başka bir doktor daha araştırırken ilacı kullanmaya devam ettim. Kaya Kılıç bey de aynı ilacın farklı versiyonunu verdi ve saati saatine içmem gerektiğini söyledi. Ömür boyu kullanacaksın dedi. Kaya bey kendinden çok emin, hastasını özenle dinleyen, notlar alan ve takip eden çok kıymetli bir doktor. 
Ya ben nevralji değilsem diye ona da ısrarla soru sormamla bana ikna edici bir cevap verdi: ilaçlar iyi geldiyse, demek ki teşhisimiz doğru dedi. Bu beni ikna etti. Saatini kaçırdığımda damarlar tıkır tıkır atmaya başlıyor ve ben bunu hissediyorum! 
Kaya bey bize son derece iyi geldi, güven verdi, kendimize getirdi. Biz yine de kalıcı bir çözüm bulmak için bir beyin hastanesine ve iki doktora daha göründük. Beyin hastanesi direk bütçesiyle beraber ameliyat önerdi. Ameliyat konusuna hiç sıcak bakmadım. Gama Knife diye de bir yöntem varmış ancak onu da düşünmedim çünkü ilaçlar bana iyi geliyordu. 
trigeminal nevralji tedavisi


Bu arada belirtmeliyim ki ilaçlar tedavi etmiyor sadece ağrıyı baskılıyor, hissettirmiyor. Bir de Ankara’da Zeki Gökçil beye muayene oldum. Zeki bey de gerçekten kendinden emin ve etkili telkinlerle uğurladı bizi. Kaya bey ve Zeki beyin önerileri ile ağrılarım konusunda rahatladım. Tamamen geçti diyemiyorum çünkü ilaçları aksatırsam ya da yüksek bir stres altında kalırsam soldan soldan vurmaya başlıyor ağrılar maalesef...

Çok sorulan sorular için de ayrı bir post yapar yayınlarım. İnstagram üzerinden paylaşımlarım nedeniyle dm yoluyla çok soru alıyorum. Siz de yaşadıklarınız, deneyimleriniz hakkında postun altına yorum ekleyebilirsiniz. 




4 Ocak 2021 Pazartesi

kış temalı kahvaltı sofrası

Keyifli sofralarda buluşmayı hepimiz özledik sanırım. Geçenlerde ablam sana kahvaltıya geliyoruz dediğinde havalara uçtum. Yeni evde ilk misafir... Kış temalı kahvaltı sofrası hazırlamak için yaklaşık 12 saatim vardı.

kış temalı kahvaltı sofrası


Gerçi ablam da misafir sayılmaz yani ailem sonuçta ama yine de özenmeye çalışırım her zaman elimden geldiğince... Yeğenlerim de geliyormuş madem akşamdan patatesleri soyup doğradım. Suya koydum. Patatesli yumurtayı çok severler. Kahvaltılıklarım hazırdı aslında ama birkaç eksik için market kapanmadan siparişlerimi de verdim. 

Supla ve masa örtüsü seçimi yapıldıktan sonra masamızı ana hatlarıyla akşamdan hazırladık Bade ile... 

kış temalı kahvaltı sofrası

Sabaha patatesleri kızartmak ve kahvaltılıkları yerleştirmek kalmıştı. Acele etmemek için akşamdan hazırladım ama onlar da epey trafikte kaldılar, panik yapmama gerek yokmuş. Patatesler neredeyse bir saat kızardı. Dolayısıyla ufacık kaldılar, gözüme epey az göründü maalesef... Sucuklu yumurta ve pırasalı börek olduğu için sıkıntı olmadı tabi ama bir dahaki sefere kulağıma küpe oldu...

Kış temalı dememin sebebine gelecek olursak;

Nar, portakal, kırmızı, çam bunlar hep bana kışı hatırlatıyor. Mandalina sularını da masayı tamamladıktan sonra taze taze sıktım. 

kış temalı kahvaltı sofrası


Kaşar peynirlerini üçgen şeklinde kesip bir da ağaç gövdesi yaptım, tamam oldu. Nar çok seviyorum ama ayıklaması epey mesele oluyor doğrusu, pratik bir yolunuz varsa öğrenmek isterim.

Portakalları Bade böyle dilimli yemeye bayılır. Model vermek için tabanında bir tuttum tamamen ayırmadım. 

Güvenlikten misafiriniz geldi diye aradıklarında tavada tere yağını eritip hellim peynirlerimi ocağa attım. Kahvaltıda en sevdiklerimden olur kızarmış hellim!

Pırasalı börek dediğime bakmayın blogda ''çocuklara pırasayı sevdiren tarif'' başlığı altında okuyabilirsiniz. Bir çeşit pırasa mücveri gibi de düşünülebilir. 

kış temalı kahvaltı sofrası


Kahvaltı sonrası starbucks kurabiyesi, çocuklara muhallebili tatlı ve kahve ile ikramlarımız tamamlanmış oldu. 

Ah şu pandemi sona erse de daha sık keyifli kalabalık sofralarda buluşabilsek...





21 Aralık 2020 Pazartesi

Diyet yaparken motivasyon

Diyet yaparken motivasyon sağlamak için neler yapıyorsunuz? Her tartı sonrası ya da giremediğiniz her kıyafet sonrası diyet kararı alanlardan mısınız? Eğer güçlü bir şekilde ve gerçekten isteyerek karar veriyorsanız her tartıda tekrar diyete başlamazsınız! Sizi bilmem ama kıyafetlerim dar geliyorsa ben de hemen motive oluyorum. Motivasyon sebebi kolay, zor olan şey motivasyonu aktif tutabilmek, ne dersiniz?




Ciddi ciddi başlayan diyetinizi benim gibi öğleden sonra elmalı bir kurabiye görene kadar sürdürüyorsanız motivasyon eksik demektir. Şimdi sizinle diyette motivasyon için birkaç tüyo paylaşacağım, bana da motivasyon olsun ama değil mi???


Kararlı olmak!
Hedeflerinizi belirleyin ve gerçek sebepleri ile yazın. Yani bir kot pantolonunuza girmekten öte neden o pantolonu giymeye çalıştığınızı bulun. Yaz öncesi zayıflamaktaki amacınız ne bütün yazı özgürce giyinmek için mi, yaz tatiline gittiğinizde özgür olmak mı?

Hedefi belirlemek!

Hedefiniz bir rakam mı, bir elbise mi, bir jean mi? Yoksa ilelebet sağlıklı ve fit görünüm mü?

Uzman desteği!

Mutlaka bir diyetisyen ile görüşüyor olmanızı tavsiye ederim. Kulaktan dolma bilgiler ile sağlığınızı tehlikeye atmayın lütfen...

Vücudunuzu tanıyın!

Özellikle kadınlarda regl dönemi öncesi oluşan şişlik motivasyonunuzu kırmasın. Battı balık yan gider diyerek hormanlarınızı dinleyip çikolataya saldırmayın... Bunun geçici bir dönem olduğunu bilin.

Su için!

Günde en az 2 litre su içmeyi unutmayın.


Şok diyetlere kulak asmayın!

Kilolar nasıl hızlı giderse o hızla da geri gelir. Üstelik metabolizmanızın bozulması da cabası...

Yeşil çay için!

Diyette olsanız da olmasanız da her gün bir fincan yeşil çay içmeyi deneyin. Ödemler gitsin...

Aç kalmayın!

Aç kalarak kilo vermeyi değil ara öğünleri ihmal etmeyerek kilo vermeyi deneyin.

Yediklerinizi yazın!

Benim en sevdiğim yöntemlerden biridir. Gün içinde yediğim içtiğim her şeyi yazdığımda aslında ne kadar da fazla kalori aldığımı görebiliyorum. Bazen görmek de gerekiyor, öyle değil mi? Diyet günlüğü iyi bir fikir olabilir. 

İnstagram'da kilo verenlerin sayfalarını takip edin!

En çok kullandığımız sosyal medya uygulaması instagram... Öncesi sonrası fotoğraflarıyla size ilham olacak pek çok sayfa var öyle değil mi?

Kendi zayıflama sayfanızı açın!

Başarınızı ve hedeflerinizi siz de paylaşmak isterseniz siz de kendi diyet günlüğü sayfanızı açabilirsiniz. Kısa sürede sizin gibi diyette olanlar sayfanıza gelecektir. Motivasyonunuz düştüğünde sayfanızı düşünün. Bu size bir sorumluluk duygusu kazandıracaktır. 

Sizin var mı motivasyon sırlarınız? Öğrenmeyi çok isterim. 








16 Aralık 2020 Çarşamba

Camdaki Kız kitap yorumu

Gülseren hanımdan okuduğum bir diğer kitap Camdaki Kız ile buradayım. Öncelikle belirteyim yazacaklarım benim kitap hakkındaki şahsi yorumlarım; çok beğenenler ya da hiç beğenmeyenler yoktur ama az beğenenler vardır elbette... Ben diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda onlar kadar sürükleyici olmadığını söylemek zorundayım. Zevkler ve renkler ...

Camdaki Kız kitap yorumu


Gülseren hanım kitabın başlangıcında ya da izlediğim bir röportajında Camdaki Kız için ustalık eserim gibi bir cümle kurmuştu; nihayetinde son kitabı... Konusu yine hasta doktor arasında geçen diyaloglar yine ama bu kitapta Gülseren hanımın iç sesi, hastayla konuşurken aklından geçenleri anlatma kısımları bana fazlasıyla uzun geldi. Dediğim gibi bu benim kişisel görüşüm. Alınmaca gücenmece olmasın lütfen. Bir de bu kitapta dikkatimi çeken bir diğer konu da Gülseren hanımın kendisi, ailesi, geçmişi ile ne kadar çok övündüğü oldu. Diğer kitaplarda da güzel anılarını paylaşıyordu normal olarak ama bu kitapta beni nedense sıktı. İnsanların devamlı kendini anlatması nasıl ikili ilişkilerde sıkıcı olursa kitapta da aynen böyle oldu benim için. 


Doğduğun Ev Kaderindir dizisini seyredip, kitabını da okuyayım diyenlerdenseniz hiç heveslenmeyin derim. Kitapta sadece birkaç  sayfada geçen bir konu dizi olarak ekranlara geliyor. Hatta kitapta ana karakterler olan Nalan ve Hayri için acaba bunlar nasıl Mehdi ve Zeynep karakterine dönüştü diye düşünüp durdum. Kitabın yarısından fazlasında Nalan’ın Hayri’ye aşkını okuyoruz. Bu aşkı çok sevemedim ben, sebepsiz... Neden bu kadar olumsuz yazıyorum, çok mu kötü bir hikaye? Hayır tabi ki ancak bu yazdığım üç başlık nedeniyle diğer kitaplarda yaşadığım heyecanı tadamadım. 

Nalan ve hayatındaki gizemler kitabın yarısından sonra ortaya çıkıyor, bana çok yavaş geldi. Önceki kitaplar çok çok iyi olduğundan böyle de hissetmiş olabilirim. 

Camdaki Kız kitap yorumu


Eğer Gülseren hanımdan okuduğum ilk kitap Camdaki Kız olsaydı diğer kitapları okumazdım herhalde. Eğer başlamak isterseniz Madalyonun İçi iyi bir seçim olur. Sadece iki kitap kaldı geriye; Günahın Üç Rengi kitabı elimde şu sıralar. Onu da bitirdikten sonra yine paylaşırım sizinle. 




11 Aralık 2020 Cuma

Covid testim POZİTİF

Mart ayından beri gündem belli koronavirüs! Ben de herkes gibi yakalanmamak için elimden geleni yapıyor, ailemi de koruyor-dum. Ama bazen de her şeye rağmen covid sizin de kapınızı çalabiliyor... Benim de testim pozitif çıktı!!!

Covid testim POZİTİF


İlk defa test yaptırdım ve ilkinde POZİTİF i gördüm. Aslında beklediğim bir durumdu. Neden derseniz: yardımcımız bir sabah aradı ve pozitif çıktığını söyledi. O günden önceki üç gün boyunca evde bir aradaydık. Hemen aldı mı beni bi stres... Çocuklara zaten devamlı takviye yapıyordum. Onların vitaminlerinden de içmeye başladım hemen. Bütün bütün sarımsakları yuttum :/ 

D vitamini, balık yağı, bal, pekmez derken vücudumu güçlendirmeye çalıştım olası bir virüs durumu için. 

İlk belirtiler:

Birkaç gün sonra korkunç bir baş ağrısı, vücut ağrısı, kemiklerim sızlıyordu resmen... Kafamı kaldıramadım yataktan iki gün... Ancak üçüncü günün sabahı test yaptırmaya gittim. Ne öksürük ne burun akıntısı ne de başka bir belirti yoktu. Testimi sabah 9 gibi özel hastanede yaptırdım. Akşama kadar epey toparlanmıştım. Herhalde rüzgarda kaldım başım ağrıdı, pozitif olsa çoktan ararlardı derkennnnnnnn akşam 19 gibi arandım ve test sonucum pozitif! Şok oldum, çünkü beklemiyordum. Bir saat sonra da ilaçlarımı getirdiler. Tabi hemen söylendiği gibi ilaçlara başladım. 

Hastalığın Seyri:

Testten önceki iki gün gerçekten çok zor geçti. Şiddetli bir baş ağrısı, eklem ağrıları, geceleri ateşlenme derken resmen süründüm. Testi yaptırdıktan sonra biraz kendime gelmiştim, psikolojik olarak bir rahatlama geldi. Geceleri hafif bir ağrı kesici alarak uyumaya geçtim. Gece uykuya dalmak benim için çok zordu ve sık sık ateşten uyanıyordum. Herkeste belirtiler ve seyir farklı oluyor. 4. günde koku ve ertesi gün de tat alma duyum gitti. Neyse ki hastanelik olmadık, buna şükrederek moralimi hep yüksek tutmaya çalıştım. Yemekte eşim ve çocuklarımdan ayrı bulundum. Onların odalarına geçerken yanlarında maske taktım. Eşimin testi negatif çıktı. Çocuklarda da bir belirti görmedik. Gece uykuları yavaş yavaş düzeldi. Vücut ağrıları da gün geçtikçe hafifledi. Halsizlik bir türlü geçmedi. Hala kendimi biraz halsiz hissediyorum. 


Takviye Neler Kullandım:

Devletin gönderdiği ilacı tam saatinde önerildiği gibi kullandım. C vitamini takviye aldım. D vitamini ve balık yağı zaten kullanıyordum onlara devam ettim. Hayatımda hiç içmediğim kadar çok limonlu ılık su içtim. Hiç yemediğim kadar çok meyve yedim. Bol protein bol sebze yedim. Her gün sebze çorbamı içtim. Turşumu tesadüfen komşum hastalıktan önce göndermişti, her akşam yedik. Pancar turşusu yapmıştım hastalıktan önce onu da yedim ve suyunu içtim. Kefir haftada birkaç gün içerken her gün içmeye başladım. Sabahları ballı yoğurt yedim, neden bilmiyorum iştahım gitmemişti ve canım yoğurt istiyordu... 

Ada çayı, ıhlamur ve kış çayı karışımı içtik.

Nar, portakal, elma, mandalina, kivi günlük tükettik. 



Bu süreçte siparişlerimizi evin yakınındaki manav ve bakkaldan temin ettik. Eczane ihtiyaçlarımızı arkadaşlar alıp kapıya bıraktı, onlara kapıyı açıp teşekkür bile edemedik. Kimseyle temas etmedik! 

Şimdilerde karantina sonrası açık havaya çıkma özlemimizi gideriyoruz. Korunmaya devam! Bu sıralar çok yerde faydalarını okuduğum zeytin yaprağı çayını da günlük rutinimize ekledim. 

Hal böyle olunca onu ye bunu iç derken günler geçiyor... Umarım bu hastalık ve tüm hastalıklar dünyamızdan uzak olur. Lütfen siz de maske mesafe hijyen kurallarına uyun. Sağlıklı günler diliyorum.




23 Kasım 2020 Pazartesi

Kral Kaybederse kitap yorumum

Gülseren Budayıcıoğlu'ndan ilk kitap olan Madalyonun İçi bir önceki yazımda bahsetmiştim. Kitabı, anlatımı ve dili çok sevince hemen bir diğer Gülseren Budayıcıoğlu kitabı aldım elime: Kral Kaybederse 

Kitaplarımızı değiş tokuş yaptığım bir arkadaşım var. Ben Madalyonun İçi kitabını okurken o da Kral Kaybederse'yi büyük heyecanla okuyordu. Meraklanmadım desem yalan olur!

Kral Kaybederse kitap yorumu


Kral Kaybederse kitabı konusu:

Avına av olan bir avcının hikayesi... Öncelikle bu kitapta olanlar bir kurgu değil! Gerçek, yaşanmış bir hikaye... Kenan bey (ana karakter) zengin, güçlü, çapkın, daldan dala konan, bağlanamayan kral bir gün tahtından iniyor, indiriliyor mu desem... Sevgilisi Fadi ona öyle bir sürpriz yapıyor ki adamcağız neye uğradığını şaşırıyor. Bu noktadan sonra olaylar artık farklı ilerlemeye başlıyor. Şansı hep yaver giden, herkesin hayran olduğu Kral bambaşka bir insana dönüşüyor. Bu değişimi o fark edene kadar öyle uzun zaman geçiyor ki... 

Hayatının son dönemlerinde de olsa önce küçük sonra büyük büyük iyilik damlaları biriktiriyor. Ama bu nasıl oluyor anlatmam kusura bakmayın :)

Bir solukta okuyacağınız bu kitap mutlaka sizde derin izler bırakacak, inanıyorum. Ayrıca bu kitabın yazılması da Kral'ın vasiyeti imiş. Yani hayatını yazmasını istemiş Gülseren hanım'dan -ki zaten Gülseren hanım o sırada yazmaya başlamışmış  zaten...

Kitaptan bir cümle ekleyeceğim: ''Psikiyatri, insana kendini affettirme sanatıdır.'' 

Aynı Kenan bey gibi ben de Fadi ve Handan hanımın ahları mı tuttu acaba diye düşünürken Gülseren hanım kader motifinden bahsetmeye başlıyor. Acaba diyorum; 

Acaba ben kader motifimi değiştirebildim mi yoksa yaşamaya alışkın olduğum şeyleri yaşamak için kader motifimin izinden mi gittim???  

İnanın bu soruyu kitabı okurken kendime sordum defalarca! Henüz net karar verememiş olsam da kader motifimi değiştirmişim gibi geliyor bana (göz kırpma emojisi olsaydı eklerdim şuracığa)





3 Kasım 2020 Salı

Masumlar Apartmanı gerçek hikayesi

Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarıyla tanışmam televizyon dizilerinin sayesinde oldu. Önce Doğduğun Ev Kaderindir dizisi ardından da Masumlar Apartmanı sayesinde ismini duyduğum bu kıymetli psikiyatristimiz ve yazarımızın kitapları çok ilgimi çekti. Kitapçılarda yok satan yok satan kitaplar nedeniyle biraz geç kaldım okumaya. Bulur bulmaz da “Madalyonun İçi” kitabıyla başladım okumaya... 

Masumlar Apartmanı gerçek hikayesi


Madalyonun İçi kitabında psikiyatrisin hastalarıyla görüşmeleri ve not defterinden alıntılar bulunuyor tabi değişiklikler yapılmış. Dolayısıyla kitapta anlatılanlar gerçek hayat hikayeleri! Kitapta farklı bölümlerde hastalarda diyaloglardan kesitler var. Çöp Apartmanı da televizyona uyarlanarak dizisi çekilmiş, çekiliyor ve çekilmekte. 

Televizyona ya da sinemaya uyarlanan kitaplarda herkes gibi benim de tercihim okuduğum olur. Dizide ilk bölümden itibaren ilgimi çektiği için hemen kitabını aldım ve okumaya başladım. Yine kural bozulmadı tabi kitabı okumak çok daha keyifli! 

Merak edenler için kitaptaki olaylardan biraz bahsetmek istiyorum: 

Çöp apartmanı ve masumlar apartmanı aynı hikayede birkaç farklılıkla karşımıza çıkıyor. Masumlar Apartmanı dizisinde geçen olaylar kitapta Çöp Apartmanı bölümünde işleniyor. 

İşte Masumlar Apartmanı’nın gerçek hikayesi:

Kitapta babalarıyla yaşayan üç genç kızdan bahsediliyor. Dizideki Han ve İnci yok! Doktor hanıma ilk gidenler Neriman ve Gülben. Neriman kitapta devlet memuru dolayısıyla dış dünyaya en açık ve en normal olan. Dizideki Neriman daha üniversite sınavına hazırlanan bir genç kız. Kitapta Neriman evin dış işler sorumlusu, hatta zor dönemlerde ev temizliğinde ablaları tarafından çalıştırılıyor. Ve böylece hem iş hem de evde ablalarla temizlik derken bitap düşüp istifa ediyor. Baba hastaneye yattığında kızlar dışarı çıkamadığı için Neriman hastanede kalıyor. Neriman çalıştığı dönemde bir genç onunla evlenme niyetine giriyor. Tanışma için evlerine gelebilmeleri, kızların temizliği bitirip misafir kabul edebilmeleri de tam 6 ay sürüyor. 

Zaten bu isteme olayı evdekileri büyük bir çıkmaza sokuyor. Eve gelen gencin annesi lavaboyu kullanıyor ve “çıkarken su sesi duymadık, evimiz battı, böyle aileye kız verilir mi” diye erkek tarafını kovar gibi evden gönderiyor Safiye ve Gülben!  

Daha sonra da kolay kolay istedikleri gibi temizleyemiyorlar evi, kendilerini de! Tabi el yıkama konusu bir bahane idi bence; dizide nasıl Han’ın onları bırakacağından korkuyorlarsa kitapta da Neriman’dan fayda sağlayamazsak diye korkuyorlar...

Çöpleri atmamalarının nedeni de “ya içinde atmamamız gereken bir şey varsa” endişesi imiş. 

Dizide ara ara babaları eskiyi düşünüyor. Onun hikayesini de kitapta Safiye anlatıyor: Babaları ilk evliliğinden bir oğlu var. Fakat baba işkolik! Bir gün eşi oğlumuz hastalandı diye babayı arıyor, işlerim çok sen götür hastaneye diyor. Eşi ve oğlu hastaneye giderken bir trafik kazasında hayatlarını kaybediyor...

Sanırım babaları bu talihsizliğin vicdan azabından kurtulamıyor. İkinci evliliği de ailesi tarafından alelacele yaptırılıyor. Kızların annesi yani ikinci eş burnu havada, takıntıları olan sevgisiz bir kadın. Erkek çocuk doğurmak istiyor ama olmuyor; belki eşi onu o zaman sever diye inanmış. Çocuklara şefkati bir yana bırakın devamlı aşağılama ve dayak ile muamele ediyor. 

Masumlar Apartmanı Safiye neden böyle hasta olmuş:

Safiye’nin masumca konuştuğu bir erkek arkadaşı var. Annesi tespit ediyor durumu ve eziyet ediyor Safiye’ye! Görüşmelerini yasaklıyor. Safiye’nin doğum gününde genç yanına yaklaşıyor ve ona ufak bir hediye veriyor. Olayı takip eden anne yanlarına doğru geliyor ve Safiye “annem geliyor git buradan” demesiyle zavallı çocuk oracıkta trafik kazası ile hayatını kaybediyor. Safiye bu sebeple kendini hiç affetmiyor ve hiç temiz hissedemiyor.

Annesi Safiye’yi evde delirmiş gibi dövüyor. Gözleri önünde sevdiği çocuk can vermiş Safiye de ilk kez annesine karşı geliyor, annesi dövdükçe dövüyor. O anda kalp krizi geçiren annesini kurtarmak için ambulansı çağıran Safiye’nin de vücudunda birkaç kırık çıkıyor! Annesini koruyarak yalan ifade veriyor Safiye görevlilere! O günden sonra annesi kurtuluyor ama hasta olarak eve dönüyor bakımını da Safiye üstleniyor. Safiye maalesef iyice hasta oluyor! Okulu bırakıyor, dışarı çıkmıyor, annesi gibi takıntılı bir genç kadın olup bir yandan da kardeşlerine kol kanat geriyor. 


Dizinin nasıl devam edeceğini, nasıl biteceğini bilmem ama kitapta yani gerçek hayatta Çöp Apartmanı mutlu bitiyor. Kızlar profesyonel destekle iyileşiyor, sosyal hayata karışıyor ve bir bir yuvalarını kuruyorlar...


Gülseren Budayıcıoğlu Madalyonun İçi kitabını okumanızı, diğer hikayeleri de görmenizi isterim. Benim bu kitapla öğrendiğim şey “yalnızlığın çok tehlikeli olduğu” 

Kitaptaki gerçek hayat kesitlerinden anladığım fazla yalnız kalan insanların ciddi sorunları ortaya çıkıyor. 


Bu arada son olarak; Doğduğun Ev Kaderindir diziyi hiç sevmedim. Kitabını okursam belki daha samimi gelir. O dizideki öz anne ve Mehdi karakteri beni rahatsız ediyor. 

Siz okudunuz mu Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarını?






2 Kasım 2020 Pazartesi

çocuklara pırasayı sevdiren tarif ''Fırında Pırasa''

 Mevsim sebzeleri, meyveleri, balıkları her ay düzenli baktığım alışkanlıklarımdandır. Çarşı, pazar listesi oluştururken tam zamanı olan meyve sebzeleri tercih ederim. Özellikle çocukların sebzeleri yemesi için kırk takla attığımı da söylememe gerek var mı?

çocuklara pırasayı sevdiren tarif


İşte bu nedenle sebzeleri de şekilden şekle sokarım. Yeter ki yesinler derim, hiç bir şey yapamasam çorbalarına ya da köftelerine eklerim. Kasım ayı sebzelerinden PIRASA bugün evimizin akşam yemeği menüsünde! Evde pırasa varsa akla ilk gelen zeytin yağlı pırasa olsa da çok rağbet görmüyor sofrada, bilirsiniz. 

Fırın yemeklerini herkes gibi biz de çok seviyoruz. Ben de pırasayı fırında yaptım. Çocuklar da biz de çok sevdik. 

Hadi ''Fırında Pırasa'' tarifime geçelim: ''çocuklara pırasayı sevdiren tarif''

Yarım kg pırasa 

1 adet havuç

1 adet kapya biber

3 yumurta

1/2 çay bardağı ince bulgur

3 yumurta

kabartma tozu

3 yemek kaşığı un

beyaz peynir ya da kaşar peyniri

ek gıda pırasa tarif


Fırında Pırasa

Pırasaları ince ince doğrayıp rendelenmiş havuç ve ince doğranmış kapya biberle kavuruyoruz. 

Bir yandan da bulguru kaynar suyla ıslayıp şişmesi için ağzı kapalı kapta bekletiyoruz.

İkisi de soğuduktan sonra yumurta, un, kabartma tozu ile karıştırma kabına alıyoruz. İyice karıştıktan sonra beyaz peynirleri de ekleyip yağlı kağıt serili fırın tepsimize alıyoruz. 200 derecede üstü kızarana kadar pişiriyoruz. 

Fırından çıktıktan sonra dilimleyerek servise hazır oluyor. Çayın yanında da güzel olsa da ben akşam yemeği için pişiriyorum. Yanında kuskus pilavı ve yoğurt ile hem sağlıklı hem de doyurucu bir menü oluyor. 

Size de tavsiye eder ve şimdiden afiyet olsun derim.