26 Nisan 2017 Çarşamba

İkinci çocuğun avantajları

Neredeyse her mecrada, her anne baba sohbetinde konuşulur ikinci çocuk konusu... Hatta bebek sahibi olduğunuz anda çevreniz sormaya başlar: ikinci çocuk ne zaman? Lohusa halinde iken bile bu soruyla karşılaşmış olabilirsiniz. Ben ikinci çocuğu düşünürken hep ilk çocuk ne yaşar, ne hisseder konularına takılmıştım. Şimdi bakıyorum da ikinci çocuk da avantajlar ve dezavantajlar ile geliyor dünyaya...

ikinci çocuk ne zaman

Neden tek çocuk mu, çok çocuk mu derseniz şöyle açıklayayım; tek çocuk hiç çocuk, iki çocuk çok çocuk imiş :) tecrübeyle sabit :)))
Size ikinci çocuk için cesaret vermek veya zorluklarından bahsetmek değil amacım asla! Sadece ikinci yada son çocuk olmanın avantajlarından bahsetmek istiyorum. İki çocuk annesi olmanın ve de ailenin son çocuğu olmamın tecrübesine dayanarak...


Küçük kardeş olmanın avantajlarını düşündünüz mü hiç? 


  • Bir dünya oyuncak dolu bir eve doğuyorsunuz bir kere... Ablanızın yada abinizin yıllardır büyük emeklerle aldırdığı, sakladığı belki de oynamaya kıyamadığı oyuncaklar evde hizmetinize amade!!!
  • Biraz büyüdüğünüzde ablanıza/abinize küçük kardeş olmanın avantajlarını kullanarak istediğinizi yaptırabilirsiniz.
  • Oyun arkadaşınız siz doğar doğmaz evde sizi bekliyordur. Hem de 7 gün/ 24 saat yanı başınızda bir oyun arkadaşı!
  • Ablanız/abiniz sayesinde daha minicik bir bebekken parka gidebilir hatta salıncakta sallanabilirsiniz. Açıkçası Bade'yi parka götürdüğüm, salıncakta salladığımda Berke'den daha büyük olduğunu söyleyebilirim. Berke oturmayı başardığında salıncakta sallanıyordu :) Erkenden eğlence tanışmak keyfi :)
  • Dolabınız önümüzdeki 3-5 yıl boyunca giyebileceğiniz kıyafetler ile doludur. Aileniz size istediğiniz kostümü rahatlıkla alabilir. Alışverişte zorunlu ihtiyaçlar zaten evinizde, keyfinize göre kıyafet alabilirsiniz :)
  • Ablanız/abiniz arada bir size kızgın olsa da o çok değerli oyuncağını sizden esirgemeyecek kadar da merhametli. Merhameti yetmez mi... 
  • Acaba oynayabilir mi, bu oyuncak onun için henüz erken diye bir şey yoktur sizin için. 100 parçalık puzzle oyunları, Lego oyuncaları emrinize amade olur. Mesela Berke ablasının uzaktan kumandalı köpeğini aylardır profesyonel bir şekilde kullanabiliyor!
  • Masadaki değişik ve de lezzetli tatları ablanız/abiniz sayesinde erkenden deneme-tatma şansınız olur. 
  • Araçta oto koltuğuna oturmak istemeseniz bile büyük kardeş oturuyorsa, bebek de oturmalıdır, anlarsınız.
  • Büyük kardeş okula gidiyorsa siz de bu sayede her gün hava almaya dışarı çıkabilirsiniz. Düşünüyorum da Bade'yi okula götürmesem Berke'yi sabahları dışarı çıkarmam herhalde...
  • Anne babanız büyük kardeş sayesinde tecrübelidir.
  • Her zaman, 40 yaşınıza gelseniz bile ailenin en küçüğü olmanın avantajları saymakla bitmez...
  • Ablanızın abinizin şefkati siz kaç yaşında olursanız olun sizi hep sarar sarmalar... 


Benim iki ablam var, çok şükür. İki çocuk annesi de olsam onların yanında evin küçüğüyüm ve bundan çooooook memnunum. Keşke anne ve babamızı erken yaşta kaybetmeseydik de onlar da olsaydı hayatımızda...

Ailenin son çocuğu olarak söyleyebilirim ki, son çocuk olmak çok güzel bir şey. İyi ki varlar...

25 Nisan 2017 Salı

Elancyl ve Klorane'den iki yeni ürün

Elancyl ve Klorane markalarına katılan iki yeni ürün için düzenlenen lansman toplantısına katıldım. Tarihi, otantik ve de özenle hazırlanmış Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı'nda gerçekleşen toplantıda hem yaza girerken ihtiyacımız olacak yeni ürünleri tanıdık hem de keyif yaptık. Canlı müzik eşliğinde şerbet ikramları, zeytin yağlı dolmalar, lokumlar ile tam bir hamam keyfi oldu.

elancyl klorane lansman

Şehir dışından gelen -ağır- misafirimi karşılamam gerektiğinden hamam ve kese bölümüne katılamasam da gerçekten keyifli bir davet oldu. Hamam ve köpük masajı ile şımartılan arkadaşlarımın övgülerini duydum. Çok memnun kalmışlar. Artık özel bir zamanda ben de bu keyfi deneyimleyeceğim...
pierre fabre lansman

Gelelim iki yeni ürün ne işe yarıyor, kullanım alanları ve etkileri nelerdir konusuna....
Selülit ile mücadelenin en güçlü markalarından Elancyl'in Activ Massasge Kit'inin fizyoterapistler tarafından geliştirilen ikili etkisi sayesinde yağ yakımını hızlandırması ve yeni yağ oluşumunu önlemeye yardımcı olması herkesin ilgisini çekti. Elancyl'in yeni ürünü Elancyl Activ Massage Minceur özel başlığı sayesinde evde masaj yapabilmek mümkün. Kadınlar üzerinde yapılan araştırmada 28 günlük uygulama sonrasında %94 memnuniyet dönüşü olmuş.
İçeriğinde yer alan kafein özleri sayesinde inceltici, sarmaşık özleri ile ödem arttırıcı ve esneklik kazandırıcı, Piosella ile de yağ yakıcı özelliğe sahip olması etkisini gösteriyor. 
blogger anne

Ayrıca Klorane'nin yeni ürünü durulanmayan saç kremini de hemen kullanmaya başladım bile. Papirus sütünün gücünü göreceğiz bakalım, deneyimleri paylaşacağım.
Pierre Fabre yine harika ürünlerle bizim yanımızda!











5 Nisan 2017 Çarşamba

çocuklarla Rahmi Koç Müzesi'ni gezdik

Rahmi Koç Müzesi, İstanbul'da gezilecek yerler arasında üst sıralarda yer alıyor bence. Uzun zamandır aklımızda olan ama bir türlü fırsat bulamadığımız geziyi geçtiğimiz cumartesi gerçekleştirdik. Hem de bir çocuk ve bir de bebekle!!! Müzede neler var, çocukların ilgisini çeker mi, bebekle gezilir mi? Sorularınızın cevabını vermeye çalışacağım. Dilerseniz youtube videomuzu da izleyebilirsiniz. 

çocuklar için gezilecek yerler

Çocuklar için harika vakit geçirebilecekleri bir yer diye duymuştum Rahmi Koç Müzesi için. Otomobiller olduğundan sadece erkek çocuklar ilgilenir diye düşünmeyin sakın, Bade de antika araçları ilgiyle takip etti. Müze Hasköy'de sahil üzerinde bulunuyor. Hafta sonları özellikle de pazar öğleden sonraları, hava da güzelse biraz kalabalık oluyormuş. Biz cumartesi günü öğleden önce gittik. 
27 bin metre karelik alanda 3 ana bölümden oluşan müzeyi tüm gün gezebilirsiniz. Çocuklar da sıkılmıyor. Her bölümde ayrı bir heyecan.

Biz de gezimize otomobillerin bulunduğu alandan başladık.Motorların, beyaz eşyaların çalışma sistemlerini gösteren alanda Bade bütün düğmelere bastı sanırım :) Bilgisayarlar da hemen bu alanda bulunuyordu. Laptop ve tablet görmeye alışkın olan Bade için onların bilgisayar olduğuna inanmak epey zor oldu... Galaksi ve yıldızlar hakkında bir workshop vardı, ona da katıldık. Güneşin de bir yıldız olduğunu öğrendi Bade.
Rahmi Koç Müzesi

Katlar arasında tekerlekli araba ve bebek arabaları için asansörler olduğundan geçişlerimiz hiç zor olmadı. Hemen üst katta bulunan Matematik Dünyası alanı ise en çok kaldığımız ve Bade ile Berke'nin en çok keyif aldığı yer oldu diyebilirim, tabi bizim de! Bu alanda çeşitli oyunlar, deneyler bulunuyor. Çarkları çevirdik, küplerle oynadık, aynalara baktık, sabun köpüğünün içine girdik ve daha neler neler... Berke de bebek arabasından inip etrafı keşfetti. Çocukları buradan zor çıkardık... 
İstanbul'da gezilecek yerler

Raylı sistem alanına geçtiğimizde neredeyse bütün tramvay ve trenlerin içine girdik çıktık diyebilirim. Her birini merakla gezdik. Hatıra fotoğrafları çekmeyi de ihmal etmedik. Tersane alanında biraz deniz havası alıp nostaljik dükkanları gezdik. Kapalı alanlarda ve açık havada nostaljik büfelerde dinlenmek ve hatta bir şeyler atıştırmak mümkün. Biz de birkaç kez mola verdik buralarda. 
Rahmi Koç Müzesi giriş ücretleri

Fenerbahçe vapuru restore edilmiş ve müzede demir atmış. Bu güzel vapurda bulunan kafeterya alanında doğum günü, özel toplantılar yapabiliyormuşuz. Biz orada iken bir doğum günü partisi vardı. Çocuklar eğleniyorlardı. Parti misafirleri müzeyi de ücretsiz gezebiliyor.
Açık alandaki savaş uçağını da inceleyip 15 dakikalık tren turuna katıldık. Deniz manzarası bizi mutlu ederken, trenle seyahat etmek de çocukları çok memnun etti. Çıkışta atlıkarınca ve oyun alanında da vakit geçirdik. Berke'yi atlıkarıncadan indirmek pek kolay olmadı, bütün gün gezdiği için çok yorulmuş olacak ki çıkışta arabaya biner binmez uyudu.
Youtube @bademlebuduk kanalımızda o güne dair bir video yayınladım. İzlemek isterseniz hemen aşağıya ekliyorum.



Rahmi Koç Müzesi giriş ücretleri ise oldukça makul: Yetişkin 15 TL ve öğrenci 6 TL 
Müze sabah 10:00 da açılıyor. Hafta içi 17:00 ve hafta sonu 18:00 kadar ziyarete açık oluyor. 
Müze girişinin yanında bulunan otopark ise ziyaretçilere ücretsiz.

Bu güzel gezi Bade'nin çok hoşuna gitti. Tekrar gitmeyi ve Matematik Dünyası katında deneyler yapmayı istiyor. Sanırım yine gideceğiz....
Siz de ailenizle keyifli bir gün geçirmek, gezerken eğlenmek, eğlenirken öğrenmek isterseniz mutlaka tavsiye ederim...
Çocuklar için çok keyifli elbette ama biz de yetişin olarak ilgiyle izledik her şeyi. Bebek arabası ile gezmek de mümkün hatta çok rahat. Çoluk çocuk ailece gezilecek ve görülmesi gereken bir yer... 
Sevgiler...






27 Mart 2017 Pazartesi

Blog Yazarak Kazanmak

Blog yazarak para kazanmak hakkında Google'a sorduğunuzda size pek çok sonuç getirecektir. Benim yazım da bu sonuçlardan bir tanesi. Ancak öncelikli amacınız ''para kazanmak'' ise ya da para kazanmak için blog yazmak istiyorsanız diğer yazıları okumanızı öneririm. Ben blog yazarak kazanabilecekleriniz hakkında yazacağım...

blogger anne, blog açmak, blog yazmak

Özellikle son zamanlarda ünlü olmak, para kazanmak, hediyeler almak için açılan blogları siz de benim gibi sıklıkla görüyorsunuzdur diye düşünüyorum. 18.02.2013 günü bu amaçları düşünmeden sadece ''anı biriktirmek'' amacıyla açtığım blogum sayesinde pek çok şey kazandım. Keşke daha önce blog açsaydım dedim hep... Neden mi?

Blog yazarak kendi özel alanınızı yaratabilirsiniz.

Blog adresiniz sizin özel alanınızdır. Kendinizi ifade ettiğiniz, sorular sorduğunuz, anlatmak istedikleriniz için dilediğiniz gibi kullanabildiğiniz alanınız. En başta blog adresinizin adını siz belirlersiniz zaten. İçindekileri de siz oluşturur, geliştirirsiniz.


Blog yazarak anılarınızı canlı tutabilirsiniz.

Seneler öncesinden gezilerimizi bloga yazarak dönüp bakmayı çok severim. Hatta kızım 3-4 yaşında iken yaptığımız gezileri de blog sayesinde dün gibi hatırlıyor. Arada bir blog arşivini karıştırmak çok keyifli... İlk düşen diş, özel günler, seyahatler blogda muhafaza ediliyor.


Blog yazarak bilgi birikiminizi artırabilirsiniz.

Bir konu hakkında yazmadan önce uzmanların yazılarının okumak, kitap tavsiyelerini değerlendirmek sizi konu hakkında bilgi sahibi yapar. Kendi deneyimleriniz ile harmanlayıp yazıya döktüğünüzde sizin yaşadıklarınıza benzer şeyler yaşayanlar yazınızdan daha çok keyif alacaktır. Belki de bir kişinin tam aradığı şeyi siz yazmış olacaksınız, kim bilir?


Blog yazarak yeni arkadaşlar kazanabilirsiniz.

Blog yazmaya başladığım günden beri pek çok kişiyle tanıştım. Çoğu sanal alemde olmak üzere pek çok kişiye dokunabiliyor olmak, yorumları okumak bana çok şey kattı. Yaşadığım bir sıkıntı yada hamilelik dönemi hakkında yazdığımda sorunların ve sıkıntıların bana özel olmadığını görmek, yalnız olmadığımı bilmek beni rahatlatıyor. Aynı konuda farklı bakış açılarına sahip kişilerin yorumları da benim için çok değerli. Sağlam dostluklar kurabilirsiniz. Çocuklarınızla aynı yaşlarda çocukları olan kişilerle inanılmaz güzel bilgi ve deneyimler paylaşabilirsiniz. Siz arkadaşlık ederken çocuklarınız da sosyalleşebilir. 


Blog yazarak yeniliklerden çok daha kolay haberdar olursunuz.

Benim gibi televizyon seyretmeyen biriyseniz reklamlarla da ilişkiniz yoktur. Yeni çıkan bir ürün yada kitap hakkında mail kutunuza günde onlarca ileti düşebilir. İlginizi çeken davet ve lansmanlara katılarak hem bilgi sahibi olabilir hem de sosyal ağınızı genişletebilirsiniz. 


Blog yazarak içinizi dökebilirsiniz.

Yazı yazmanın rahatlatıcı etkisini bilirsiniz. Ben de okul yıllarından beri defter tutar, aklıma geldikçe yazardım. Mutluluğumu, sevincimi, sıkıntılarımı kağıda dökerdim. Artık bloga yazıyorum. Ben samimi oldukça gelen yorumların samimiyeti beni daha da mutlu ediyor.

Blog yazarak pek çok şey kazandım. Arkadaşlıklar, bilgi, sadık okuyucular, sosyal ortamlar ve elbette tecrübe... Her şey pespembe değil tabi ki; sosyal medya denince hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını da bilmeli. Tatlı tecrübelerin yanında arada ufak tefek de acı tecrübeler yaşadım. Ancak kazandıklarım, kaybettiklerimden çok daha fazla olduğu için blog yazmaya devam ediyorum.   Dediğim gibi, yazmak bana iyi geliyor...


blogger anneler, blog yazarı olmak

Eğer size de iyi geliyorsa yazmak ve anılarınızı biriktirmeyi seviyorsanız maddiyatı düşünmeden sıfır maliyetle blogunuzu açın derim... Sonrasında zaten diğer şeyler gelecektir....
Pek çok tanıdığıma, üniversite öğrencisine, anneye de destek olmuş, onları yeri geldiğinde yüreklendirmişimdir bu konuda. Sizin de blog açmak konusunda sorularınız olursa bana her zaman yazabilirsiniz...
Eğer ki önceliğiniz para kazanmak ise en başta da belirttiğim gibi diğer yazıları okuyup yola çıkmadan önce iki kez düşünün derim... 
Bir proje olarak şöyle bir profil sergileyeyim, iki yazı yayınlayayım, sosyal medyada aktif olayım, davetten davete koşayım, para kazanayım şeklinde hareket ederseniz samimiyetiniz eksik kalır. Maalesef böyle...
Profesyonel olarak blogger olmayı meslek olarak seçmek istiyorsanız yanlış yazıyı okudunuz, diğer sitelerden seo vs bilgilerini alabilirsiniz.  




21 Mart 2017 Salı

Baby&You dergisi Mart sayısı

Kardeş geliyor haberini nasıl vermeli???

Mart ayı Baby&You dergisi 50. sayfada Elif Style var!!!
Bu ay da Kardeş Geliyor haberini nasıl verdik anlattım... Her çocuk özeldir ve farklıdır. Eğer siz de ikinci bir çocuk ya da hatta üçüncü çocuğu düşünüyorsanız yazımı okumalısınız. Daha niyetine girerken evdeki çocuğu konuya hazırlamak gerekli diye düşünüyorum. Sizin yaklaşımınız çocuğunuzun hareketlerini ve tepkilerini oluşturmada önemli rol oynuyor. 
Çevre mi?
Aman dikkat!!! Herkes sizin kadar hassas olmayabilir. Kimi zaman ortama müdahale etmek gerekebilir...

kardeş geliyor haberini nasıl vermeli

Önümüzdeki ay ise kardeş geldikten sonra nelere dikkat ettik hakkında yazacağım. 
Görüşmek üzere...


17 Mart 2017 Cuma

en çok kullandığım makyaj ürünleri Flormar yeni seriler

Makyaj ürünleri denince gözleri fal taşı gibi açılan bir ben değilim herhalde. En çok kullandığım makyaj ürünlerinden bahsetmek istiyorum. Özellikle Flormar markasının yeni serilerinden makyaj çantama attığım ürünlerden favorilerim ile makyaj çantamı yeniledim.


Abartılı bir makyajı tercih etmiyorum. Günlük hayatta ne kadar makyaj yapılır ki? En önemli parçalar allık, göz kalemi, rimel, ruj ve oje benim için. Yüzüme her zaman fondöten ve pudra sürmüyorum bile. 
Flormar yeni seriler

Flormar Smokey Eyes

Yoğun siyah rengi yumuşak sürümü ile beğenimi kazandı. Ara ucunda bulunan dağıtma fırçası sayesinde buğulu gözleri yakalamak da çok kolay. Kalın bir kalem vuruşu yerine ince sürülmüş kalemleri daha çok beğeniyorum ben. Biraz kalın sürüp bir de fırçası ile dağıttım mı tam da buğulu görünümü yakalayabiliyorum. Suya dayanıklı bu kalemi çift fazlı göz makyaj temizleyiciler ile kolayca temizliyorum.


Flormar Satin Matte Allık

Allıkta kadifemsi ve mat bir görünüm arıyorsanız bu ürün ihtiyaçlarınızı çok da uygun bir fiyata karşılayabilir. Mat allıkların bazı renkleri şu anda Flormar'da indirimde. 10-15 TL'ye kadar düşmüş fiyatları! Toplamda serinin 6 farklı rengi var.
Benim kullandığım renk 06 Pink Brown hafif pembe, şeftali tonlarında. Mat görünüm benim hoşuma gidiyor. Renk tonu sayesinde belli belirsiz bir görünüm elde ediyorum. Paketindeki fırçayı maalesef kullanamıyorum. Henüz allık paketinden işe yarayan bir fırça çıktığını görmedim :)


Flormar Daily Party Kontür Kiti

Kontür, allık ve aydınlatıcıdan oluşan kitin 02 numarasını kullanıyorum. Allık şeftali tonlarında. Kontür ve aydınlatıcıyı uyguladıktan sonra allık ile son dokunuşu yapıyorum. Bu kit için de şu anda indirim var!! Uygun fiyatlı ve kullanışlı bir kit arıyorsanız tavsiye ederim. Bir de bronz tonlarda kiti var, bilginize.

Flormar Pop up serisi Make Up Primer

Eğer makyajımda bir fondöten ve pudra kullanacaksam öncesinde primer kullanırım. Daha önce başka bir marka kullanıyordum, o bittiği için artık bu ürünü deneyeyim dedim ve çok beğendim. Makyajın daha uzun süre ciltte kalıcı olması, gözenek görünümün azalması için kullanılıyor. Şeffaf yapıda oluyor primer ürünleri. Cildinize sürdüğünüz anda kadifemsi, yumuşacık ve pürüzsüz dokuyu hissedebilirsiniz. Primer sonrası fondöten ve pudra kullanıyorum böylece onlar da daha çok işe yaramış oluyor :) Pürüzsüz bir cilt makyajın ilk hedefi :)


Son olarak çok beğendiğim ve çantama attığım Flormar Care&Go dan bahsetmek istiyorum.
Flormar Care&Go tırnak ve tırnak etlerine çok kısa sürede ve inanılmaz pratik bir şekilde bakım yapıyor. Parmağınızı kutuya batırıp çevirmeniz yeterli! Nemlendirirken taze ve limon kokusu da ferahlatıyor. Bu ürünü çok sevdim inanılmaz pratik buldum. Bence seri ile sınırlı kalmamalı, devamlı bulunmalı bu ürün...

Aslında daha fazla ürün var kullandıklarım için yazabileceğim ancak başka bir yayında paylaşayım, siz de okumaktan yorulmayın :)











15 Mart 2017 Çarşamba

Kanser tedavilerinde deri, saç ve tırnaklardaki yan etkilerle nasıl baş edilir?

Geçtiğimiz hafta Avene Dermotoloji Laboratuvarları One Smile projesi hakkında bilgilendirici bir toplantıya katıldım.  Avène Dermatoloji Laboratuvarları’nın kemoterapi ve radyoterapi gören hastalarda yaşam kalitesinin iyileştirilmesini desteklemek amacıyla ortaya koyduğu One Smile “Cildiniz Gülümsesin” Projesi’nin Türkiye ayağı Pembe Hanım Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği’nin desteği ve işbirliğiyle yürütülmekte. 

Cildiniz Gülümsesin projesi, Avene Türkiye

One Smile “Cildiniz Gülümsesin” Projesi, Avène Dermatoloji Laboratuvarları’nın dermokozmetik bakım yöntemleriyle, onkoloji hastalarının yaşam kalitesinin iyileştirilmesini desteklemek amacıyla ortaya koyduğu bir girişimdir.



Günümüzde kanser tedavileri oldukça etkilidir. Uzun süreli remisyon dönemleri sağlarken, bazı yan etkilere neden olmaktadır. Bu yan etkilerle doğru şekilde baş edebilmek kanser tedavilerinden uzun süreli faydalanabilmeyi sağlar. Kanser tedavisinin neden olduğu bütün yan etkiler içerisinde özellikle gözle görünür olduğu için deri, saç ve tırnaklar önemsenmektedir.


Pierre Fabre Dermokozmetik Pazarlama Müdürü Simge Ertuncay toplantıda; “Pierre Fabre Dermokozmetik; kurulduğu günden bu yana benimsediği ‘Sağlıktan Güzelliğe’ sloganını her türlü faaliyetinde ön plana çıkarmaktadır. Avène Dermatoloji Laboratuarları her zaman tek bir temel hedefe odaklanır: İnsanların yaşam kalitelerini iyileştirmek. Bu nedenle dermatoloji ile güzelliği bir araya getiren aktiviteler yapar. One Smile “Cildiniz Gülümsesin” Projesi kanser tedavilerinin yarattığı fiziksel değişimlerle baş etmek ve savaşmak zorunda kalan kadın ve erkekleri hedefleyen bir eğitim projesidir. Kanser hastası olmak başlı başına bir mücadeledir. Bu zorlu hastalık ile baş etmeye çalışırken hastaların çok büyük bir kısmı kanser tedavilerinin cilt üzerinde yarattığı yan etkilerle de baş etmek zorunda kalmaktadır. Avène Dermatoloji Laboratuarları cilt üzerindeki yan etkilerle savaşan hastalara gülümsemelerini geri vermek amacı ile yola çıkmıştır. Yan etkileri doğru yönetmek hastaların yaşam kalitelerine katkı sağlayarak çoğu zaman tedaviye devamı kolaylaştırır. One Smile bilgilendirme ve eğitim projesinde hedef kitlemiz öncelikle kanser hastaları ve hastalar ile temas halindeki sağlık profesyonelleridir.” dedi.
One Smile “Cildiniz Gülümsesin” Projesi’nde Pembe Hanım Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği ile birlikte, 2017 yılında hasta seminerleri ve eğitimler düzenleyerek kanser hastalarının bu yolculukta karşılaştıkları cilt üzerindeki problemlere ve bu problemlerin nasıl doğru yönetileceğine odaklanacağız. Hatta  bu yıl Haziran ayında bir hastamızı Avène Hidroterapi Merkezi’ne tedavi edilmek üzere göndereceğiz. Avène Hidroterapi Merkezi’ne gidecek olan hastanın Türkiye’deki takip ve kontrolleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Sibel Alper tarafından yapılmaktadır.

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Sibel Alper; “Kanser tedavisinin deri, tırnak ve saçtaki olumsuz etkileri iyi bilinmektedir. Çok yararlı etkileri olan, geniş kapsamlı özel bakım ve dermo-kozmetik tedaviler sayesinde, bu olumsuz etkileri önlemek ve azaltmak mümkündür. Kanser tedavilerinin deri üzerindeki olumsuz etkilerini yönetmek, tedavinin bütünüyle etkili olmasını sağlayarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmeyi sağlar’ diyerek konukları bilgilendirdi.

Deride kaşıntı:
Deri, saç ve tırnaklarda yan etkilerin en yaygın etkiler olduğunu ifade eden Alper; şiddetli ilaç reaksiyonlarında döküntüsüz kaşıntı, ürtiker(ısırganla temas edildiğinde oluşan döküntülere benzeyen kırmızı lekeler), tüm vücutta kırmızı döküntü ve güneşe karşı ani hassasiyet olabileceğini, aşırı şiddetli reaksiyonlarda ise yoğun kızarıklık, ateş, derinin ayrılması (kabarcıklar ve su toplaması (bül), gözlerde sızlama ve ağız ülserleri, kızarıklık ve püstüller oluştuğunu söyledi. Cilt çoğunlukla kepeklenir, pullanır ve sertleşir, yani kurur. Daha kuru bir cilt daha hassas olduğundan kaşıntı, gerilme ve cilt rahatsızlığı ona eşlik edebilir. Kuruluk veya kserozis, parmaklarda veya topuklardaki çatlaklar, çatlamış deri veya örneğin bacaklardaki çatlak deri ile belirgin hale gelebilir.

Saçlarda dökülme:
Saç dökülmesini, doktorlar “alopesi” olarak adlandırır, bazı kemoterapi formlarının tipik sonucudur. Bazı hedefe yönelik terapilerde de belirebilir. Bu durumlarda görülen alopesi genellikle kısmidir. Kemoterapiye bağlı alopesi başlangıçta hızlı ve şiddetlidir. Saçların tamamı veya tamamına yakın bir kısmı dökülür, ancak kafa derisi tamamen sağlıklı kalır. Kirpikler, kaşlar ve vücut tüyleri de etkilenir. Kemoterapi bitimini takip eden aylar içerisinde yeniden uzama gerçekleşir; genellikle saçın tamamı uzar. Yeni saç eski saçla aynı olabilir, ancak bazen daha az veya daha fazla kıvırcık, daha açık
veya daha koyu renkli gibi farklı da olabilir.

Tırnaklarda acı veren değişim:
Tırnaklarınızın rengi, kalınlığı, dokusu ve büyümesi önemli şekilde değişebilir. Tırnak kenarı enflamasyonu yüzünden canınız yanabilir. Bu durumda tırnaklarınıza bakım uygulamanız gerekmektedir.

Prof. Dr. Sibel Alper; “Kanser tedavisinin deri, tırnak ve saçtaki olumsuz etkilerini azaltmak için geniş kapsamlı özel bakım ve dermokozmetik tedaviler sayesinde, bu olumsuz etkileri önlemek ve azaltmak mümkündür. Cilt kuruluğunu önleyecek nemlendirici kremler, tırnaklarda hassas cilde uyumlu kremler kullanılması önerilir. Güneşten korunmak için yüksek dereceli SPF (50+) güneş koruyucuları kullanılmalı, su ve terlemeye dayanıklı hipoalerjenik, kokusuz güneş koruyucularını tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Pembe Hanım Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği Başkanı Nevval Sevindi “Derneğimiz bizim gibi tedavi görmüş, çeşitli etkiler yaşamış, çözüm aramış hastaların kurduğu bir dernek. Derneğimizin amacı kanser hastalarının yaşam kalitesini arttırmaktır. Kanserden kurtulmak yetmiyor bedenen ve ruhen normalleşerek hayata devam etmek gerekiyor.

Kemoterapi ve radyoterapi gören hastalarda ciltte görülen kuruma çoğu zaman kaşıntıya ve yaşam kalitesi kaybına neden olmaktadır. Kaşıntıyı hafifletmenin yolu cildi nemlendirmektir. Uygun bir nemlendirici kullanılarak ciltte kaybolan nem sağlanabilir. Radyoterapi sonrası meme ve ciltte yanıkların tedavisi önemlidir. Cildimiz bizim dış dünya ile temasımız; onun güzelliği ve sağlığı bize psikolojik destek demektir.

Biz Pembe Hanım Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği yönetimi olarak; deneyimlediğimiz cilt sorunları ile karşılaşan hastalarımızı doğru bilgilendirmek istiyoruz. Amacımız bu misyonu kalıcı hale getirmektir.”

Bu güzel proje için emeği geçenlere teşekkür ediyorum.



10 Mart 2017 Cuma

tatil sezonunu açıyorum!

Mart ayı tüm ışıltısıyla gelince, güneş tepede pırıl pırıl kendini gösterince tatil moduna girdim anında! Haziran ayı gelince, okullar tatil olduğunda görmek istediğim yerleri görmeye gideceğim diye kendi kendime söz vermiştim.

Hazır yaz geliyorken havalar da ısınıyorken erken rezervasyon fırsatlarından yararlanıp bir haftalık küçük bir tatil planı yaptım. Jolly Tur’u kullanarak hem otel hem de tatil rotası seçenlerin deneyimlerini dinlemiştim. Bilmiyorum aranızda kullanan var mı? Erkenden otel rezervasyonu ve bilet alma işlemlerini yapınca çok ekonomik oluyormuş. Bu aralar sezon açılmaya yakınken tatil fırsatlarında süper indirimler var. Eğer tatile gidecekseniz veya fırsat kolluyorsanız bakabilirsiniz. Bakınız ben daha okullar kapanmadan tatil bakmaya başladım bile!


jolly tur


Jolly Tur oteller olsun tatil merkezleri olsun uçak ve otobüs bileti olsun hepsinden kaliteli bir şekilde hizmet sunduğunu söylüyor. Açıkçası internetten bir şeyler alma konusunda biraz çekinceler yaşayan biriyim. Özellikle uçak bileti, otel rezervasyonu falan beni birazcık ürkütüyor. Ancak Jolly Tur bu konuda çok şey vaat ediyor. Ben her sene görmek istediğim yerler arasından seçim yaparak rotamı, tatil planımı oluşturuyorum. Bu sene de öyle olacak. Aslında Jolly Tur tur paketlerine baktığımda hem yurt içi hem de yurt dışında şahane turlar düzenlediklerini gördüm. Hatta tatil fırsatlarında hazır cazip indirimler varken bu turlardan birinden yararlanabilirim.

Şimdi yaz gelmeden rezervasyon yaptırınca ciddi anlamda iktisat yapıyorum ve belki de yaz sonunda da bir haftalık tatile daha gidebiliyorum. Jolly Tur’un mail listesine abone olduğum için fırsatlardan, indirimlerden ilk önce haberdar olan şanslı kişilerdenim. Hal böyle olunca hemen harekete geçerek senelik tatil programımı hazırlıyorum. Otel veya pansiyonlarda sıkıntı yaşamamak için araştırmak önemli.  Neden? Çünkü işini düzgün yapan insanların yönettiği bir siteden hizmet almak büyük kolaylık. Bu detayın ülkemizde ne denli önemli olduğunu bilirsiniz. Neyse benim anlatmamla olmaz, tatiliniz geldiyse Jolly Tur’u deneyebilirsiniz.

6 Mart 2017 Pazartesi

uyku düzeni mi? O da ne?

Bebekli anne için uyku düzeni hiç konuşulmuyor farkında mısınız? Bebeğine kavuşan anne uyku düzenine veda ediyor öyle değil mi? Eğer deliksiz uyuyan bir bebeğiniz varsa lütfen yazımın devamını okumayın :)


Bebeklerim dünyaya geldikten sonra -en az iki yıl- deliksiz uyku nedir bilemedim ben. Bir tanesi henüz 1 yaşında olduğun şu aralar uykuya hasretim. Siz de öyle misiniz, yalnız olmadığımı söyleyin bana lütfen... 
İlk aylarda evde yardımcıların, aile büyüklerinin olması nedeniyle bebek uyudukça uyumak oldukça mantıklı imiş. Ben bunu ikinci bebekte öğrendim! İlk bebeğimde babaannesi bizde kaldığında, 'bebek uyudukça uyu dinlen kızım' sözlerini pek dinlemedim maalesef. Hep bir hareket, hep bir şeyler yapma çabasında oldum. Sonuç: hep yorgun bir anne!
İkinci bebekte ise fırsatları değerlendirdim, bebek uyudukça uyudum, tabi ablası okulda ise! Abla evdeyse bebek uyuduğunda ona vakit ayırdım. Aklım başıma ikinci bebekte geldi. Eğer siz de taze bir anne iseniz yada hamile iseniz bebeğiniz doğduğunda fırsat buldukça uyumanızı öneririm. Zira ilerleyen günlerde zaten buna imkan bulamayacaksınız. 


anne itirafları

Aylar geçtikçe bünye alışıyor -mu- bilinmez ama süper güçler sayesinde uykusuzluğa alışabiliyorsunuz. Çok uykuyu sevmem, geç saatlere kadar da uyumazdım önceden ama şimdi ''bıraksalar öğlene kadar uyuyacağım'' modundayım. Her sabah erkenden uyandığımda bu akşam bebeğim uyur uyumaz yatacağım yatağıma, erkenden uyuyacağım desem de olmuyor, olamıyor. Evi toparlamak, ablası ile ilgilenmek, ertesi günün yemeği ve saire derken saat gece yarısını buluyor neredeyse...


İtiraf ediyorum:

Geçenlerde bebeğim birkaç saat deliksiz uyudu gece... Benim vücudum her saat başı uyanmaya alışmış olacak ki o uyurken sık sık uyanıp kontrol etmek için odasına gittim. Bir yandan da kendime kızdım, neden kalkıyorum, nasıl uyanıyorum diye! Dedim ya vücudum her saat başı uyanmaya alışmış artık!!!

İnternet üzerinden örnek bebek uyku düzenlerini inceliyorum zaman zaman. Umut dünyası :) Forumlarda bazı annelerin yorumlarına özenmiyor değilim. Bebeğim 2. ayından itibaren deliksiz uyuyor, dört aydır deliksiz uyuyoruz geceleri gibi yorumlar görünce özenmemek elde değil... Maşallah bebişlere...


Uyku rutini

Rutinlere önem veriyorum. Bebeğimi akşamları erken yatırıyorum. Erken uyanmasına takılmıyorum, ben de seviyorum erken kalkmayı ama gece birkaç saat deliksiz uyumak çok daha güzel olurdu değil mi? Neyse önemli olan sağlık, hasta olmasınlar da...
Bade de erkenden uyanırdı sabahları bebekliğinde. Ona biraz büyüdüğünde uyumak istediğinde sabahları erkenden uyandıracağımı söylerdim :) Şimdi kıyamıyorum onu uyandırmaya :) O da hala erkenci bir çocuk. 
anne itirafları


Diş çıkarma dönemleri

Özellikle yeni bir diş geliyorsa gecenin ortasında huzursuzlukla uyanan bir bebek ve uykusu olmasına rağmen uyuyamayan anne bebek ikilisinin perişanlığını tahmin edebiliyor musunuz? Ah bu diş çıkarma dönemleri... Gözünden uyku akıyor, uykuya dalamıyor... Böyle gecelerde huzursuzluğu olmasın da sık sık uyanmaya kalksın tercih ederim. 

Zor gecelerin sabahlarında bir fincan kahve iyi geliyor anneye! Ünlü düşünür İnstagram Efendi ne demiş: ''bebeğini uyutan anne kahvesini içer''
Anneler kahvesini içip. gözlerini ovuşturarak dağılan oyuncakları toplarken diğer yandan bebeğinin uyandığında yiyeceği öğününü hazırlar. Evet işte ben de tam böyle yapıyorum :)


Uyku eğitimi

Uyku eğitimi, bir uzmandan yardım alma gibi önerileriniz olabilir. Ben bu yazıyı uyku eğitimini düşünerek yazmadım. Sadece içimi dökmek istedim. Hiç bir şey dışarıdan gözüktüğü gibi değil. Tatlı, şirin, güler yüzlü bir bebeğiniz vardır; uykusu ve yemesi sorunsuzdur ama her günü bir değildir. Acısıyla tatlısıyla, iyi günüyle kötü günüyle anne olduysam her güne şükrediyorum, çok şükür. Uykusuzluktan şikayet etmiyorum sadece hissettiklerimi paylaşmaya çalışıyorum. Düzene gireceğini de biliyorum, yeter ki sağlık olsun. Başka anneler, yeni anneler kendilerini yalnız hissetmesin, hepimiz bu yollardan geçiyoruz öyle değil mi?

Deliksiz uykulara selam olsun, bir yaşı doldurduk. Yakında uykucu anneler ve çocuklar kulübüne gireceğiz biz de inşallah :)
Şimdilik uykusuzluğun da tadını çıkarıyoruz :))
Sevgiler...






3 Mart 2017 Cuma

İki Çocukla Hayat: yemek ve üst değiştirme

Bebekle hayat çok keyifli, gelsenize... İkinci bebeğim de olsa sanki ilk bebek gibi zorlandığım zamanlar oluyor. Özellikle üstünü giydirmek ve beslenme saatleri beni yorabiliyor zaman zaman. Anne olmadan bilemeyeceğiniz zorluklar var. Annelik her zaman toz pembe değil :) İşte bizim evin halleri:

bebekle hayat, videolu yazı, vlog

Güne erkenden başlamak zorlukların başında geliyor benim için. Zaten geç saatlere kadar uyuyan bir insan değilim ama gün ağarmadan uyanınca ne kadar erken yatarsam yatayım uykuma doyamıyorum. Tam kapasite enerji ile uyanmış yaramaz bebeğim ile güne erkenden başlıyoruz. Alt değiştirme ve pijamaları çıkarma işi için enerjik olmam lazım...  Eğer bebeğiniz benimki gibi giyinmeyi sevmiyorsa üstünü değiştirirken epey efor sarf edebiliyorsunuz.


Kahvaltı hazırlıkları keyifli, eğer kahvaltısını güzelce yerse Berke, ben de doymuş gibi oluyorum. Buz gibi çayım ile yanında bir şeyler atıştırabiliyorsam şanslıyım. Kahvaltı sonrası oyun saati başlıyor. Belki biraz ablanın odası ziyaret ediliyor, karıştırılıyor. Aman Bade duymasın, aramızda kalsın :) Bade biraz titiz olduğundan kardeşinin odasını dağıtmasından hiç hoşlanmıyor. Normalde kapalı olan kapı, ablası okulda ise bir süre açık kalabiliyor. Ancak Ali Berke'yi ablasının odasında yalnız bırakmam mümkün değil. O dağıtıyor ben bir yandan topluyorum. Küçük kardeş olmanın avantajlarından bir tanesi de ''bol oyuncak'' öyle değil mi? Ablasının havlayan, yürüyen köpeği ile oynamayı çözdü bile Berke! Elinde kumanda, köpek ile oynuyor. En çok da Barbie evini seviyor. Hem ilgisini çekiyor hem de karıştıracak çok şey var evde! Bade'nin de en hassas olduğu oyuncağı olduğundan yanından bir saniye bile ayrılamıyorum... O dağıtıyor ben topluyorum. Yeterince yorulduğunda uyku saati başlıyor... Bebek uyuduğunda annenin aklında türlü türlü soru: yemek mi yapsam, ortalığı mı toplasam, çamaşırları mı assam??? İlk aylarda bebeğim uyurken ben de uyuyordum ama artık bünye alıştı sanırım, uyumuyorum...
Öğleden sonra ablanın da okuldan gelmesiyle biraz beraber oynamaları beni dinlendiriyor. Onları oynarken görmek çok güzel. Zaten Ali Berke ablasının görür görmez çıldırıyor... Çooook seviyor. Ablası da onu...
Yemek saatleri ödev saatlerini kovalıyor ve akşam oluyor... 
Bebekle günlük hayat, neler yapıyoruz? Vidosunun aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
Çocuklar yemeklerini yedilerse, hasta değillerse bir de ablanın ödevleri tamamsa gelsin evin babası!!! Baba geldiğinde çocuklarla oyun oynarken anne yine faaliyetlerde...
Çocuklar uyuduktan sonra anne baba dinlenme saati ancak başlıyor...
Sizde durumlar nasıl?




27 Şubat 2017 Pazartesi

Baby & You dergisi Şubat sayısı

Şubat ayı Baby&You dergisini okudunuz mu? Şubat ayı için etkinlik önerilerimi dergide bulabilirsiniz. Bu ay 21. sayfadayım...

blogger anne

Sömestr tatilini de bitirdiğimize göre yeni eğitim-öğretim yılında tüm öğrencilere başarılar dilerim. Bugün benim kızım da okulda ilk değerlendirme sınavına girecek. Onu çok heyecanlandırmadan değerlendirme sınavına hazırladık. Sınavı ben kazanır mıyım acaba diyerek okula gitti. Amacının kazanmak olmadığını söylememize rağmen aklı biraz karıştı. Ancak hiç ama hiç heyecan yaptırmamak için konunun üzerinde çok durmadık. Sınav için değil, öğrenmek için çalıştı evde.
Bakalım, sonuçları merak ediyorum. ama en çok da sınav esnasında neler yapacak onu merak ediyorum.

Mart ayında yeni yazı ile yine Baby&You dergisindeyim. Mart ayında geçtiğimiz bir yıl içinde edindiğimiz tecrübelerden bahsediyor olacağım. Acaba neler var yeni sayıda????









13 Şubat 2017 Pazartesi

canım kızım 7 yaşında

Canım kızım Bade'm 7 yaşında!!! 6.Ocak.2010 Çarşamba günü sabah 08:30 civarı Ethica Hastanesi'nde Bakırköy'de dünyaya açtın gözlerini... Benim gözlerimi de anne olarak açmamı sağladın. Dokuz ay boyunca beni anneliğe hazırladın. Sayende anne olmanın keyfini yaşadım canım kızım.

                           
İlk aylarda biraz sıkıntı yaşasam da hamileliğim rahat geçti. Bol bol temiz hava aldım, yürüdüm. Karnım burnumda çalıştım, araç kullandım. Hem de aktif bir şekilde içeride, dışarıda çalıştım seninle. Belki de bu yüzden arabayı ve gezmeyi çok seviyorsun bebeğim.



Ben seninle anne oldum, baban seninle baba... Biz de seninle bir aile olduk. Bir yaşına gelene kadar uykusuz geceler, yaramazlıklar, ara sıra huysuzluklar derken sen bize, biz de sana kısa sürede ayak uydurduk. Tatil planlarımıza, iş seyahatlerimize katıldın, çok da iyi performans gösterdin. 
Bir yaşından sonra çanta sevdası başladı sende. Kolunda çantan, elinde bebeğin bir gayretle yürüdün meleğim. Anaç ve korumacı bir kişiliğin varmış meğer... 
Bu yıl daha da bir büyüdün gözümde! Abla oldun! Ablalık sana çok yakıştı. Oyuncak bebeğini taşırken mutluluğun, evcilik oynarken bebeklerine mama yedirmen, onları uyutman senin ne kadar da tatlı bir abla olacağının işareti imiş meğer...



Sen benim tatlı minik -en iyi- arkadaşım, dostum, sırdaşım oldun. Moralim bozuk olsa senin gözlerine bakıp 'aman boşver'' dedim ben sana. Seninle mutlu olmanın keyfini çıkarmaya çalıştım. 
Eğer evde bir şeyler yaptık ve ben yorulduysam ''hadi anne dışarı çıkalım, havamız değişsin'' dedin sen bana hem de daha 3 yaşında iken!
Seninle bol bol oyun oynadım. Doyasıya... Neredeyse iki yıldır çok fazla bebek ve evcilik oynamıyoruz ama farklı şeyler yapıyoruz artık. Kitap okuyoruz, dans ediyoruz, sohbet ediyoruz bol bol... 

Beraber kek yapmak, bulaşık makinesini boşaltırken bana yardım etmen, saçlarını taramak, en sevdiğin yemeği hazırlamak beni ne kadar çok mutlu ediyor bir bilsen...



İki farklı doğum günü partisi organize etmeye çalıştım sana bu yıl. Sürpriz partimizi gerçekleştirebildik sadece... Hava şartlarından dolayı diğer partimiz iptal oldu. Sürpriz parti senin için gerçekten çok güzel oldu, komşularımız ve arkadaşların geldi.  İnstagram @pinkpartyconcept Özlem hanımdan edindiğim bu güzel balonlar ise seni mutlu etmeye yetti bile. Hatıra fotoğrafların, yeniden çıkacak olan dişlerin, güzel gülüşün ve yeni yaşın kutlu olsun canım kızım.
                          




Seninle beraber her şey çok keyifli. Gülen yüzün, tertemiz kalbin dünyamızı aydınlatıyor. İyi ki varsın. 
Babana ''iyi geceler'' dedikten sonra bana gelip ''babamla bir şey konuştuk, özel'' demen, ona gidip en çok onu sevdiğini, bana gelip en çok beni sevdiğini söylemen ne tatlı...
Seni her zaman, her ne olursa olsun hep çooooook seviyoruz.
Anne olduğunu da görelim, oyuncak bebeklerine teyzelik yaparken bebeklerine baktığımız gibi gelecekte mutlu yuvanda da seni ve evlatlarını sevelim.







7 Şubat 2017 Salı

Lego Duplo İlk Kamyonum

Berke'nin oyuncak seçimleri hakkında ablasının sunduğu videoyu izlediniz mi? Youtube/bademlebuduk kanalımızda yayında. Berke artık 10 aylık oldu. Yeni oyuncaklar, yeni heyecanlar var artık hayatımızda. Bade'nin küçüklüğünde keyifle oynadığı Lego Duplo oyuncaklarını Berke de çok sevdi. Lego Duplo İlk Kamyonum oyun seti ise Berke'nin ikinci duplo oyun seti!


Minik ellere özel üretilmiş parçalar ile sınırsız oyun üretmek biraz Berke'nin keşiflerine, biraz da ablanın ve benim hayal gücümüze kalıyor.
Berke'nin önüne oyuncakları grup grup koyuyoruz. Yani küp kuleleriyle oynayacaksa diğer oyuncakları kaldırıyoruz. Lego Duplo İlk Kamyonum seti de kartonu içinde duruyor, diğer Duplo setler ile şimdilik karıştırmıyoruz. Oyun kurmaya başladıktan ve bir hikaye sürdürebildiğinde hepsini karıştırırız.
Bade de bir lego sever! O uzun zamandır çok ve küçük parçalı lego setleriyle oynuyor. Onun legolarının hepsi bir arada duruyor çünkü oyun kuruyor. Kafeteryası, veterineri ve benzincisi ile öyle çok hikaye üretiyor ki saatlerce oynayabiliyor...
Lego parçaları ile erken yaşta tanışan çocuklar için ilerleyen yaşlarda gelişim sürecinde faydaları olduğunu biliyoruz. Berke'ye hamile iken Lego eğitimcileri ile keyifli bir etkinliğe katılmıştım. ''Lego ile yaratıcı oyunlar'' yazımı okuyabilirsiniz.
Lego parçalarının sivri ve yumuşak yerleri ile girinti ve çıkıntıları var. Sadece 2 lego parçası ile sayısız oyun kurabilirsiniz.


Lego Duplo İlk Kamyonum seti ile neler yapıyoruz?


Kamyon setindeki tekerlekli parçalar ilk ilgisini çeken oldu. Hemen kamyonlarını kurdum, mama sandalyesinde de onları sürüyor.
Her biri iki adet olan yiyecek resmi baskılı parçaları var. Yumurta nerede Berke???? Aynısı nerede Berke????
Kamyona lego parçalarını yüklüyoruz. İki lego figüründen biri kamyonu sürüyor. Kedi ile diğer figüre yiyecekleri götürüyor.
Sevkiyat sırasında Ali Berke kamyondaki malzemeleri çıkarmaktan çok hoşlanıyor.
Berke'ye verdiğimiz lego parçasını geri istiyoruz. Almayı vermeyi öğreniyor.
Kamyonu gönderirken el sallıyoruz.
Boş ve dolu kavramlarını seslendiriyoruz.
Kamyonu sürerken ve figürleri canlandırırken duruma uygun sesler çıkartıyoruz.
Hayvan figürlerini, kızı ve erkeği seslendiriyoruz. 
Parçalardan kule yapıyoruz, Ali Berke bozuyor. Yakında o da kule yapmayı öğrenecek... Bizi dikkatli izliyor.
Ablası Bade ile hafıza oyunu olarak da oynuyoruz. Balıkları, peynirleri eşleştiriyoruz.

Berke'nin gördüklerini ve duyduklarını hafızaya aldığını düşünüyorum. Ona örnek olacak şekilde oyunlar oynayarak öğrenmesini bekliyoruz. Gün gelecek o bizim peşimizi bırakmayacak oyun oynayalım diyecek...
Lego Duplo'nun 2 yaş ve üzeri için bir kitabını da aldık. Kitabın adı ''Dünyamızdaki Hayvanlar'' 
Kitabın içinde çeşitli hayvanlar var, isimleri de üzerinde yazıyor. Onları göstererek seslerini taklit ediyoruz. Değişik sesler çıkartıyor olmamız onu neşelendiriyor, o da sanki bizimle konuşuyor.

Son olarak ''Oyun Başlangıç Kartları'' ile oynuyoruz. Neler mi var kartlarda? Aslında Berke için erken bu kartlar ama sabırla ona gösteriyoruz. Mesela eşleştirme var; aynı parçaları parmağımızla birleştiriyoruz. O da parmağımızı takip ediyor. Kedi ne yer, at ne yer sorularını soruyor ve cevapları gösteriyoruz. Nesnelerin renklerini söylüyoruz. Bu kartlarla oynamayı Bade daha çok seviyor. Tabi kendisi için değil, kardeşine öğretmek için çok heyecanlı...
Neler oynadığımıza dair video ise youtube kanalımızda, bademlebuduk. 





Bence Berke ablası olduğu için çoooook şanslı, siz ne dersiniz?




27 Ocak 2017 Cuma

çalışma hayatından sonra evde hayat

Günler yavaş, yıllar hızlı geçiyor derler ya, ben de onu yaşıyorum sanki bu aralar. Kurumsal hayattan ayrılalı neredeyse bir yıl olacak! Sanki daha dün ofise gidiyormuşum gibi geliyor bana. 12 yıllık iş hayatım bundan tam bir yıl önce sona erdi - şimdilik... Kurumsal hayattan ev hayatına geçiş kimi zaman sancılı kimi zaman da keyifli oldu benim için.


Liseden sonra ara vermeden direk üniversiteye başladım ben. Çok istediğim bölümü kazanamamış olmama rağmen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü ile eğitim hayatıma devam ettim. Üniversitede dersler çok iyi gitmeyip, okul da bir sene uzayınca evlilik planlarımızı ertelemeden okulun 5. yılını bitirdiğimiz yaz evlendik biz. 
kurumsal hayat bitince

Evlendikten bir hafta sonra çalışmaya başladım. Evde ne yapılır bilmem ben diyordum o zamanlar. Hatta bazı arkadaşlarım evlendikten sonra çalışma hayatlarına ara verdiler. Sebep: evime alışayım! Bunu ise hiç anlayamadım!!! Ben evlenip evime alışamadan çalışma hayatına adım atmış oldum. Maddi durumlar, tecrübe olmaması vs nedeniyle küçük bir şirkette çalışmaya başladım. O zaman aldığım maaş ev kiramızın yarısı ediyordu! Düğün, ev eşyaları gibi hiç bir konuda borcumuz olmamasına rağmen evin geçiminden BİZ sorumlu idik. Aileler gerekeni yapmış, iş bize düşmüştü...
Çok da sevmediğim halde çalışmaya devam ettim. 
Oradan ayrıldıktan sonra daha kurumsal bir yerde, büyük bir holding bünyesinde çalıştım. 
Üçüncü işim ise 10 yılı devirdiğim özel bir şirket oldu. Şimdilik de son işim oluyor kendisi :)


İkinci bebeğin gelmesi ve kızımın ilk okul birinci sınıfa başlaması sebebiyle çalışma hayatıma ara verdim. İyi mi yaptım?



  • Birinci sınıf gerçekten çok önemli! Kızımın okul hayatının ilk yılında onun yanında olmak ve derslerinde yardımcı olmak istedim. Çok da iyi yapmışım. İşten gelip ödevlerle ve kızımla ilgilenmek hiç de kolay olmayacaktı... Okul toplantıları, gösterilerine katılamayacaktım... Ki bu konuda blogumda pek çok kez yazdım bir çalışan anne olarak yaşadıklarımı...
  • Bebeğimi kendim büyütmek istedim. Badem kızım 11 aylık olana kadar da evdeydim. 11 aydan sonra bebeğimi bırakıp işe gitmek çok zor gelmişti. Hele de bir başkasına bebeğinizi emanet etmek!!! O zaman şartlar bunu gerektiriyordu... Neyse ki Allah karşımıza iyi insanlar çıkardı... Evet hala destek alıyorum bebek bakımı, ev işleri için...
  • Kardeşin ailemize katılmasıyla büyük çocuğun daha çok ilgiye ihtiyacı olduğunu kabul etmek gerek.
  • Bir de merak vardı bende :) Evde olsam nasıl olur, evde hayat nasıl? benim evlilik hayatım ile çalışma hayatım eş zamanlı başladığı için evde olmak nasıl olur bilemiyorum. İş değiştirme dönemlerinde -ki bu iki kere oldu- bir hafta evde kaldım, o da iş görüşmeleri ile geçti. 

Merakımı henüz gideremedim. Ben ne zaman çalışmasam, evde olsam ya karnımda bir bebek (doğum izni) ya da kucağımda bir bebek oldu :)
Berke de biraz büyüdükten sonra belki merakım gider :) 
kurumsal hayattan sonra annelik


Evde olan bebeksiz, çocuksuz hanımlar, evde hayat nasıl? 

Kahvaltıdan sonra şöyle ayaklarınızı uzatıp, çay kahve içerken kitap okuyup fonda da sevdiğiniz müzikleri falan dinleyebiliyor musunuz? Size bir misafir gelecek ise günler önceden küçük küçük hazırlıklara başlayabiliyor musunuz? Benim bu hazırlıklar hep son dakika oldu şimdiye kadar, şimdi de bebekle ne kadar olursa o :)))
Bugün de bir iş yapmayayım bari, bütün gün yatayım falan diyebiliyor musunuz? Merak ediyorum yorumlarınızı yazar mısınız?

25 Ocak 2017 Çarşamba

Elif'ten haberler

2017 yılının ilk haftasında instagram hesabımdan duyurusunu yapmıştım, Ocak/2017 itibariyle Baby&You dergisindeyim. Her ay dergide yeni bir yazı paylaşacağım.

bademlebuduk

Herkese kocaman bir merhaba diyerek yazıma başladım. Neler var yazıda neler? Ocak ayı boyunca Baby&You dergisi 22. sayfada okuyabilirsiniz. Biraz ipucu verecek olursak;


...Anne olmak kolay değil... Bazı günler kendimi bir karmaşanın ortasında görüyorum. Sabahları okula hazırlanan Bade ile kahvaltı bekleyen, oyun isteyen Berke ve bir de işe gidecek olan eşim!!! Çocukların eğitimi, okulu, beslenmesi, sosyal hayatı derken bazen ufak molalar ve kendimi  iyi hissettiren uğraşlar yine, yeniden güç kazanmamı sağlamaya yardımcı oluyor. Anne olduktan sonra hem iş hem ev hem de sosyal hayatımı aktif olarak değerlendirmeye çalıştım. Blog yazmak da bunlardan bir tanesi. Anılarımız birikiyor...Yazılarımda hayatımızdan kesitler ve deneyimlerimizden bahsediyorum. Bir uzman veya bilir kişi olarak değil, iyisiyle kötüsüyle yaşamın ta kendisi.  Kimi zaman da içinden çıkamadığım konular için yazıyorum. Okuyuculardan güzel yorumlar alıyorum. Bazı yazılarımda ben onlara fikir veriyorken bazılarında da onlardan gelen yorumları değerlendiriyorum. Hayatın paylaştıkça güzel olduğuna inanıyorum. Çeşitli seminerlere, eğitim toplantılarına katılıyorum. Yenilikleri takip ediyorum. Tabi ki öğrendiklerimi ve değerli bulduklarımı paylaşıyorum...


bademlebuduk

Peki size neler neler anlatacağım???
Deneyimlerimizi, sevinçlerimizi, dikkatimizi çekenleri... İki çocuklu hayatı, çocuklarla yaşadıklarımızı...
Anne olmadan önce de bir hayatımız vardı ama değil mi? Bir kadın olarak güzellik ve bakım önerilerimi de paylaşacağım.

Şubat sayısında görüşmek üzere...






17 Ocak 2017 Salı

Cottonbox'ta Yenilik Var

2017 yılına yeniliklerle girmek isteyen, hedefler belirleyen bir biz değiliz. Markaların da yeni yıldan beklentileri ve atakları var elbette. Çok sevdiğim markalardan Cottonbox da yeni yıla yeniliklerle girmeyi tercih edenlerden. Cottonbox yeni koleksiyonu ve online satış sitesi ile yeni yıla yeniliklerle girdi.

Cottonbox lansman

Kaliteli malzeme ve özel tasarımları ile evimizin vazgeçilmezi Cottonbox ürünlerine seçkin mağazalardan kolayca ulaşabiliyorduk. Artık mağazaya gitmeye gerek kalmadan tek bir tık ile alışveriş yapabileceğimiz bir sitesi var: cottonbox.com.tr 

Yeni yıl öncesi bu güzel haberi ve yeni koleksiyonu bizimle paylaşan Cottonbox markası yetkilileri ile Park Hyatt Maçka Palas'ta bir araya geldik. Lansmanda 2017 ev tekstili trendleri, markanın online satış stratejisi, yeni ürünleri ve yeni yıl hedefleri hakkında bilgi aldık. 
Cottonbox lansman

Modada yaşanan akımları ev tekstiline yansıtan Cottonbox, 2017 Sonbahar&Kış Koleksiyonunda flanel kumaşlar, mandala desenler, etnik çizgiler, soft unsurlar ve sakin renklerle yepyeni bir koleksiyon hazırlamış. 
Cottonbox markasının benim ve evim için özel olmasını sağlayan sebeplerden bir tanesi de ürünlerin kalitesi! Tüm ürünlerde pamuk ipliği kullanılıyor. 

Yeni koleksiyonda dikkatimi çeken diğer detaylar da şöyle;
Patchwork desenlere yer verilmiş,
3D baskılı tasarımlar
Kış geceleri için yumuşacık battaniyeler,
Dantel ve güpür detaylı ürünler...
Cottonbox online satış

Yeni koleksiyon dışında online satış sitesinin açılması da harika haber, öyle değil mi? 

Cottonbox kalitesiyle özgün desenler, bebek odasından yatak odasına, banyo grubundan genç ve çocuk odasına kadar çeşitli ürün yelpazesindeki ürünlere ulaşmak artık çok kolay.

Yeni koleksiyon ve satış sitesi başarılarınıza başarı katsın Cottonbox...









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...