17 Eylül 2019 Salı

bu festival kaçmaz

Çocuklarla keyifli bir hafta sonu için size harika bir öneriyle geldim!!! Bu hafta sonu yani 21-22 Eylül’de İstanbul’da çocuklar için dopdolu bir festival var! Hem de en sevdikleri kahramanlarla...

Okula Dönüş Festivali 2019 21-22 Eylül’de İstanbul Tepe Natilius’da kurulacak dev çadır alanında gerçekleşecek. Biz bu eğlenceli festival için biletlerimizi aldık bile! Hatta hafta sonu için gün saymaya başladık...

Okula Dönüş Festivali 2019’da neler var?

MinikaFest festival alanında Maceracı Yüzgeçler, Koyun Shaun, İstanbul Muhafızları, Littlest Pet Shop Minişleriyle tanışmak mümkün. İllüzyon gösterileri de ana alanda gerçekleşecek. Transformers’ın en sevilen karakterlerinden Bumblebee de çocukları coşturacak şarkılarıyla ana sahnede parti yapacak. En sevdiğimiz kutu oyunlarından, yılların eskitemediği Monopoly de dev piyonlar ve kartlar ile Monopoly Jr oynayacağız. Dev Bil Bakalım Kim oyununda Bade’yi yenebilir miyim acaba göreceğiz! Dev Süper Doktor oyunu da olmadan olur mu! O da var. Bubble Show, eskimeyen oyunlar standı, Nerf, Play Doh oyun alanları hepsi bu festivalde!!!

Resim yazısı ekle



Birbirinden eğlenceli ve macera dolu aktiviteler, interaktif oyunlar ve sahne show sürprizleriyle dolu dolu bir festival Okula Dönüş Festivali... Bu festivale katılmak için biletler biletix’te! OkulaDönüşFestivali2019 instagram hesabını takip ederek detaylı bilgi alabilirsiniz. Biz bu festivale ailecek gidiyoruz, gelirseniz görüşürüz 👋🏽




23 Ağustos 2019 Cuma

saf su nedir ne için kullanılır biliyor muydunuz

Kendimi bildim bileli televizyon izleyen bir insan değilimdir, artık iki çocukla da zaten pek mümkün değil. Aslında arada bir niyetleniyorum; televizyon karşısına ne zaman otursam reklamlara denk geliyorum :) Son zamanlarda reklamlarda dikkatimi çeken bir şey oldu: Saf Su konusu! Islak mendillerde ve bebek bezlerinde gözümüze sokularak kocaman yazılan “saf su” iyi bir şey mi değil mi merak ettim ben de! Bir şeyin başına saf yazınca nasıl da masum geliyor kulağa değil mi? Hemen araştırmaya giriştim ve öğrendiklerim karşısında şaşkına döndüm. Sizinle de paylaşacağım...


Bade’nin TDK sözlüğünde saf, katışıksız  - arı anlamına geliyor. Saf, suyun önüne gelince yine katışıksız-arı hatta doğal algısı oluşuyor benim zihnimde. Sizin de öyle oluyordur eminim... Peki akülere konan su, ütü suyu diye düşününce aklınıza yine saf su gelmiyor mu? Yani bebek bezi ve ıslak mendil paketlerinde yazan “saf su” akülere ve ütülere konan su mu!!! Böyle zihnimi kurcalayan reklamları ve araştırma hevesimi seviyorum :) Hemen saf su nedir onu araştırdım.
saf su içeren


Saf Su:

Çocuklarımızın, bebeklerimizin cildine kullandığımız ıslak mendiller ve diğer ürünlerin üzerinde yazan “saf su ile üretilmiştir” ibaresi doğallığını mı ifade ediyor yani? Böyle doğal ve masum görünen saf su ne acaba biliyor musunuz? Aslına bakarsanız “saf su” kimyasal işlemlerle laboratuvar ortamında ve makine, kimya ve temizlik gibi sektörlerde kullanılmak üzere üretilen bir maddeymiş yani bebeğimizin hassas cildi için değil...

Saf su ''hipotonik'' çözeltidir. Yani cilt ile uzun süreli temasında hücreye su geçirerek şişmesine neden olur. Fazla şişen hücrelerde de tahribat hatta patlama bile meydana gelebilirmiş. Bu da cilt yüzeyinde kızarıklık ve tahrişe sebep oluyormuş.  


Akülerde ve ütülerde kullanılan bu saf suyu içmek de tehlikeli imiş. Saf su içmek vücuttaki elektrolitlerin dengesini bozuyormuş. Şimdi tekrar başa dönersek bebişimin, çocuğumun hassas cildi için saf su içeren ürün kullanır mıyım sizce? Ya siz? Ambalaj okumak, etiket incelemek öyle önemli ki... Siz de sorgulayarak, araştırarak değerlendirin derim. Sağlıklı günler dilerim..




19 Temmuz 2019 Cuma

3 yaş erkek çocuğu oyuncak seçimi

Çocukların gelişiminde oyuncağın rolü çok büyük. Çocukların sosyal gelişimine katkı sağlayan, motor gelişimi destekleyen, hayal gücünü geliştiren oyuncakları tespit etmek ve yönlendirmek de bize düşüyor. Her çocuğun ilgi alanı farklı oluyor, bizim Berke araçlara hayran! Arabalar, iş makineleri, trenler en derin ilgi alanı!

bademlebuduk


Oyuncak seçimi:
Onun ilgi alanına uygun oyuncakları alıyoruz biz de tabi ama sıradan bir araç yerine onda merak uyandıracak, hayal gücünü destekleyecek, motor gelişimine destek ve problem çözme yeteneğini harekete geçirecek kaliteli malzemeden tercihen ahşap oyuncaklar tercih ediyoruz.

Berke de bu durumda oyuncak oynamayı seviyor, oyun kurmayı beceriyor. Ameliyat sonrası kendine geldiğinde onu bir sürpriz bekliyor dediğinizi yazmıştım önceki yazıda: 3 yaşında fıtık ameliyatı

Oyuncak vinç:
En sevdiği iş makinelerinden vinç hediyesini ameliyat günü belli olur olmaz sipariş vermiştik.
Neredeyse onun boyunda dev bir vinç! Üstelik sağa sola dönüyor! Ucundaki topu indirip kaldırabiliyor!


hape vinç yorum


Tetkikler, hazırlıklar derken oyuncak mağazasına gitmeye vaktimiz yoktu. Zaten oyuncak mağazalarında oyuncakları biliyoruz artık, her yerde görebileceğimiz markaların standart oyuncakları!! Kaliteli oyuncaklar, farklı materyaller ararken gördüm Oyuncakbizde.com sitesini. Her yerde bulamayacağınız oyunlar ve oyuncakları da sitesine eklemişler. Mesela Hape oyuncakları sadece seçkin oyuncak mağazalarında oluyor ve sınırlı stokla! Oyuncakbizde.com da markanın pek çok  ürünü stokta!

Ameliyat günü belli olduğunda hemen siparişimizi verdik. Uzmanların da tavsiye ettiği gibi ahşap bir ürün olan Hape marka vinç ve Berke kadar büyük kocaman, uzaktan kumandalı vinç...
Siparişlerimiz tam gününde teslim edildi. Yani ameliyattan bir gün önce paketlerimizi aldık. İki ürün de ayrı ayrı hediye paketine konmuştu üstelik. Onları sakladım. Hastane odasına çıkardık ve Berke’den gizledik, çünkü sürprizleri seviyoruz.
kaliteli oyuncaklar

Narkozun etkisinden çıkar çıkmaz hediyelerini verdik. Elindeki iğnenin acısını bile unuttu, heyecanla paketini açtı. Paketler öyle özenle hazırlanmış ki biz Berke kendisi açsın istedik. Üzerindeki süslere kadar, balon hediyesine kadar özenli bir paketti. Zincir mağazalar bunu kesinlikle yapmıyor, eski günlerdeki gibi, bizim zamanımızda gittiğimiz oyuncakçı amcanın süslediği gibi güzel paketlenmişti.

Paketleri açınca “vaaaaaaayyyyyy” diyen Ali Berke’nin keyfine diyecek yoktu!!! Hastanede dinlenme süresinde ve evdeki istirahat süresince vinç kumandasını ve ahşap vinçini elinden düşürmedi. Hala da düşürmüyor elinden, çok seviyor...

Akıl oyunları:
Alışveriş merkezlerinde özel corner satış noktalarında gördüğüm akıl oyunları çeşitleri de oyuncakbizde.com sitesinde bulunuyor. Ben Bade için Look Look oyununu düşünüyorum. Farklı bir tavsiyeniz varsa yorum olarak yazarsanız sevinirim. Sizin çocuklar en çok hangi akıl oyununu seviyor?

Çocukların ilgi alanına uygun, onların hayal gücünü geliştiren, sağlıklı malzemeden üretilmiş tercihen ahşap oyuncaklar ile onların gelişimini desteklemeliyiz. Siz de siteyi incelerseniz ütün çeşitliliği hakkında ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.





3 yaşında fıtık ameliyatı

Berke’nin hastalıklarla imtihanı bununla bitmiştir inşallah. Hiç aklımızda yokken, bir şikayet bile etmemişken 3 yaşında fıtık ameliyatı oldu benim küçük aşkım. Çok şükür sağ salim atlattık. Rahatsızlığı nasıl tespit ettik, neler yaptık, hangi doktorlara gittik size de anlatacağım ki size de faydası olur diye umuyorum. Doktor teşhis koyduktan sonra internette epey dolaştım ama böyle küçük yaşlarda yaşanan vakaya denk gelmedim. Keşke ihtiyaç olmasa tabi ama belki sizin de erken fark etmenizde bir faydası olur.



yumurtalık fıtığı


Tuvalet eğitimine başlasak mı derken akşama pes edip bezini bağlayıp uykuya geçecek iken fark ettim ben bir sorum olduğunu. Yumurtalıklardan biri diğerinden daha büyüktü. Gözle görülür bir fark vardı hemen fotoğraf çektim. Ertesi gün sabah uyandığında arada bir fark kalmamıştı. Tuvalet alışkanlığı falan derken idrarını tuttu o sebeple şişlik oluştu geçti diye düşündüm. Hatta içten içe kendimi suçlu hissettim. İlk belirti: orantısız görünüm

Aynı gün Bade’yi doktora götürecektim, gittiğimde Berke’nin bu yumurtalık fotoğrafını da gösterip tuvalet eğitimi hakkında görüşmeyi planladım. Hastane ortamından onu korumaya çalışırken ısrarla gelmek istedi Berke! Hep birlikte hastaneye gittik. Bade öpücük hastası olmuş, onu detaylı yazmıştım. Doktorumuz referans olarak çektiğim fotoğraf ve muayene sonrası bizi ultrasona gönderdi. Ultrason sonuçları da çıkınca bizi çocuk cerrahına yönlendirdi. En kısa sürede ameliyat olması gerektiğini acil ve ciddi sorunlara yol açabileceğini anlattı. Panik ve endişe çemberine düştük...

Neredeyse 10 yıldır görüştüğümüz doktorumuz bize bir çocuk cerrahı önerdi, araştırdık ve hemen aynı gün randevu aldık. Cerrahımız sağ olsun bize olayı baştan sona anlattı. Doğuştan kaynaklı olabileceği gibi ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilirmiş. Biz önceki tetkiklerde bir şey fark etmemiştik. Böbrek taşı nedeniyle de defalarca ultrason çekilmiş olmasına rağmen!

Salı günü için ameliyat ve yatışımız organize edildi. Narkoz alacağından ilk operasyon olarak sabah 7 ye doğru hastanede idik. Yatağından kucağıma aldığım oğlum yatış işlemleri sırasında uyandı. Ameliyathane girişinde vakit geçirirken doktorun özel muayenesi bittiğinde sana bir ödül var diyerek motive etmeye çalıştık. Ona harika bir vinç almıştık. O sırada hemşire ablalar geldi; aman ne tatlısın, ay sen çok yakışıklısın diyerek oğlumu aldılar, bizimki de sesini çıkarmadan gitti. Onları koridorun sonuna kadar izledim. Tabi incitmeyin, aman ağlatmayın diye sadece o ablalara söylemedim, gördüğüm tüm görevlilere ve hatta doktoruna bile söyledim.

Yaklaşık 1 saat sonra ameliyathane kapısı açıldı! Ali Berke’nin annesi dediler!!! Benim bittiğim an!! Özel kıyafetleri giyerken her şey yolunda mı sorun var mı diye sorarken aklımda bin tane şey!!! Onu ayılma alanında mahsun mahsun ağlarken görünce hem sevindim hem üzüldüm! Korkacak bir şey yok dediler daha o vakit! İçim rahatladı ama ağlaması!!! Ona sarıldım, gözünü açamıyordu bile -narkoz- beni hissetti ve uykuya daldı... Her uyandığında ona sarıldım, sevdim gözlerini kapadı. Hatta o da bana öyle bir sarıldı ki yanından ayrılmam mümkün değil!!! Ben ameliyathane kapısında çağırıldığımda şok girmiştim, yavaş yavaş ağlamaya başladığımda arada bir yanından kalkıp yüzümü yıkamaya gittim; hep hissetti! Anne ve evlat arasındaki bağ ne kadar güçlü imiş. Ben yıllardır, Bade’yi kucağıma alana kadar bu ve benzeri duyguları yaşamamışım öyle bir bıraktım ki kendimi sormayın gitsin... Bu konuda hislerimi yazsam roman olur herhalde ama konumuz fıtık!!!!!!!!

2-3 saat kadar bu şekilde ayılma dönemi sürdü. Saat 12 gibi yemeği geldi ama ne yemek ne içmek hiçbir şey istemedi. Çok sevdiği kavanoz meyvelerden ve en sevdiği kutu sütten yanıma almıştım, onları yedi. Söz verdiğimiz gibi hediyesini kurduk ve keyfi yerine geldi çok şükür...

Akşama doğru doktorumuz tekrar kontrole geldikten sonra çıkış işlemleri başladı. Kasığında bandajı ile evimize geldik. İlk akşam narkoz etkisiyle de olabilir yürümek, ayağa kalkmak bile istemedi. Bütün akşam yattığı yerden yeni oyuncağı işe oynadı. Ertesi gün çok daha iyiydi.

Hastane çıkışında 5 gün kadar duş yasağı ve 3 gün ağrı kesici reçetesiyle eve gelmiştik. Bütün kurallara saati saatine uyduk. 3 gün sonra pansuman için hastaneye gittik. Sol yumurtalıkta yine hafif şişlik olduğunu söyledim doktorumuza ama derinin zamanla kendini toparlayacağını söyledi içimiz rahatladı. Geniz eti kadar kolay olmasa da onun bir tık üstü olarak nitelenen yumurtalık fıtığı ameliyatını da böylece atlatmış olduk çok şükür. Siz de eğer böyle belirtilerle karşılaştıysanız ya da ameliyat önerildiyse panik olmayın, başarılı bir doktor ve iyi bir hastanede çözebilirsiniz. Ben araştırdığımda çocuklarla ilgili bu rahatsızlık hakkında bilgi bulamamıştım, ihtiyacı olanlara faydası olur umuyorum.




11 Temmuz 2019 Perşembe

Çocuklar ve Yetişkinler İçin Süt Tüketiminin Faydalarını İşledim

Gebelik ve emzirme dönemlerinde, bebeğin büyümesi ve gelişimi için gerekli vitaminlerin vücuda alınması ve bebeğin kemik gelişimi için süt tüketimi önemlidir. Ben de hamilelik dönemlerimde süt ve süt ürünlerini tüketmeye çok önem verdim. Süt tüketimi hamilelik ve doğum sonrası yaşanacak olası diş problemlerinin de önüne geçebiliyor.

Süt tüketimi sadece gebelik ve emzirme dönemiyle sınırlı kalmamalı. Sütte bulunan kalsiyum, protein, fosfor veB2 vitaminleri yaşamımızın her döneminde kemik sağlığının korunmasında etkili rol oynuyor. Sağlıklı bir yaşam, kaliteli bir hayat için hem çocuklarımız hem de kendimiz için günde en az 2 bardak süt ve 1 porsiyon süt ürünü tüketilmesi öneriliyor. Biz evimizde özellikle uyku öncesinde sütü çocuğumuza içirmeye önem veriyoruz. Böylece süt bütün diğer faydalarının yanında minikleri uykuya da hazırlıyor.

sütün yararı, günlük süt tüketimi


Biraz da rakamlarla sütü tanımak gerekirse... Bir bardak sütte (200 ml) yaklaşık 200-220 mg kalsiyum bulunuyor. Günlük yaşamımızda besinsel kalsiyumun neredeyse yüzde 70’i süt ve süt ürünlerinden geliyor.  

Son dönemlerde çevremdeki herkes hayat pahalılığından dert yanıyor. Oysa süt beslenmemizde en ucuz, en önemli ve yararlı kalsiyum kaynağını sunuyor. Bir yetişkinin günlük kalsiyum ihtiyacının 800 mg olduğunu düşünürsek, bunun tamamını yeşil yapraklı sebzeler veya pekmezin karşılaması mümkün değil. Bunu karşılamak için günde 6 adet marul, 4 bağ roka ya da 1 kilo kuru fasulye yemeniz gerekir ki, bir günde bu besinleri miktarlarda tüketmeniz çok zor bir ihtimal. Oysa 2 bardak süt ve 2 kase yoğurt tüketerek günlük kalsiyum ihtiyacımızın tamamını karşılayabiliriz.

Süt tüketirken karşımıza yağlı, yarım yağlı, yağsız süt sınıflandırması çıkıyor. Aslında sınıflandırma sadece içerdikleri yağ oranına göre yapılıyor. Yağlı sütler, yağ oranı azaltılmadan enerji miktarı korunmuş sütlerdir. Vücudumuz için gerekli olan A, D, E, K vitaminlerinin taşınmasını sağlar. Light/Yarım Yağlı sütler, tam yağlı sütteki yağın azaltılması ile üretilen sütlerdir. Hiçbir koruyucu veya katkı maddesi içermezler. Yağsız/Ekstra Light Sütler, diğer süt gruplarına göre sıfır yağ oranına sahip sütlerdir. Çok düşük kaloriye sahip oldukları için özellikle kilo problemi olanların tüketmesi önerilir. Kısacası, yağının azaltılması sütün besin değerini azaltmaz, sadece verdiği enerjinin azalmasına neden olur.

Süt tüketimi aynı zamanda kilo vermek isteyen kişiler için de önemli rol üstleniyor. Çünkü hem süt kişinin tokluk hissetmesini sağlıyor hem de yağ dokusunu azaltıyor. Yapılan araştırmalar sütün yağlanmayı azaltarak kilo kontrolü sağladığını, obeziteyi engellemek için de iyi bir besin olduğunu ortaya koyuyor.




  

28 Haziran 2019 Cuma

öpücük hastalığına yakalandık

Gün geçmiyor ki yeni bir hastalık türesin! Yeni yeni hastalık isimleri duyuyoruz. Bunlardan bir tanesi de “öpücük hastalığı” Size bu hastalığı nasıl fark ettiğimizi, nasıl doktora gittiğimizi anlatacağım ki size de ışık olsun, belirtileri görürseniz geç kalmadan doktorunuza danışırsınız. Tabi umuyorum ki hiç ihtiyacınız olmaz.

Bade okulların kapanması ile halsizleşti. Genelde yorgun, bir şey yapmak istemiyor, keyifsiz. Göz çevresi şişti biraz. Ben önce düzensiz uyku saatleri nedeniyle böyle oldu diye düşündüm. Geç yatıyor, erken kalkıyor, bazen de geç saatlere kadar uyuyor... Daha sonra sesi kısıldı Bade’nin! Gün boyunca sık sık terleyip bir gece de ateşi 38 dereceyi gösterince hemen doktorumuza gittik. 

Doktorumuz idrar tahlili, kan tahlili ve boğaz kültürü istedi. Testleri hemen yaptırdık ve bize öpücük hastalığı olduğunu bunun bir boğaz enfeksiyonu olduğunu söyledi. Çatal kaşık bardak kullanımı ile ya da hava yoluyla geçebileceğini söyledi. Ben muhtemelen okuldan geçmiş olabilir diye düşündüm. Hastalığın kuluçka dönemi de 2-4 hafta imiş zaten! 

İlaçlarımızı hemen kullanmaya başladık. Bir hafta sonra da kontrolü var. Bu süre içinde bol dinlenme,  bol sıvı alımı önerdi. Fiziksel aktivitelerden uzak durmamız gerekiyor. Dalak büyümesi ve karına olası bir darbe hastalığı tehlikeli hale dönüştürebiliyormuş. Aman dikkat! 
Çocuklar hiç hasta olmasın diliyorum...

27 Haziran 2019 Perşembe

Günebakan Kahvaltı - Yöresel kahvaltılar

Kadıköy’de bir kahvaltı mekanı önerisiyle geldim, işte geldim, buradayım! Kadıköy Boğa heykelini biliyorsanız mekanı size kolayca tarif edebilirim; yani epey merkezi bir konumda. Günebakan kahvaltıya bir kez arkadaşlarımla gittik, bahardı, havalar tan ısınmamıştı. Bir de ailecek gittik, havalar buz gibiydi, soğuktu. Yazmak ancak kısmet oldu.


Yöresel kahvaltılar


Günebakan Kahvaltı çeşit çeşit yöresel kahvaltı menüleri olan bir mekan. Sizin sevdiğiniz bir yöresel kahvaltıyı seçmeniz gerekiyor. Mesela Doğu Anadolu kahvaltısında kavurmalı yumurta var. Karadeniz kahvaltısında muhlama var. Hem de çok başarılı bir mıhlama ya da kuymak siz ne derseniz o! Boyoz seçenekli kahvaltı sanırım İzmir-Ege kahvaltısı idi. Pişili kahvaltı da vardı ama acaba hangi yöre olarak geçiyordu hatırlayamadım. Çünkü pişi bizim oralarda, Kırşehir’de çığırtma denir biraz daha puf puf kabarık ve daha ince olur. Sanırım her yörede ismi farklı. Akdeniz kahvaltısında kızarmış hellim vardı, ben Kıbrıs’ta tatmıştım bu lezzeti. Mekanda vegan kahvaltı da var.

Günebakan’da dikkatimi çeken bir şey de patates kızartmanın ev yapımı olması, malum Bade pek sever patates kızartması ve dışarıda isek mutlaka sipariş veririz, evde pek yapmıyorum da, ev yapımı bildiğimiz doğranmış patatesler gelince pek sevindik.



Günebakan lezzetli kahvaltılıkları; reçelleri annelerinden, peynirleri mandıradan geliyormuş. Hepsi de lezzetli ve taze! Çok ilginç reçel çeşitleri var. Kabak reçeli ve acı biber reçeli aklımda kalanlar. Ev yapımı fırından sıcacık çıkan ekmekleri de unuttum sanmayın; sıcak ekmek içine tere yağı ve peynir sevmeyen var mıdır? Yöresel lezzetler mis gibi!

Yöresel kahvaltılar

Hem arkadaşlarla hem ailecek iki gidişimde de memnun ayrıldım. Hem kahvaltı lezzetli hem de mekan güzel. Özellikle bahçeli olması benim için bir avantaj. Şehir içinde saklı bir bahçe gibi. Kahvaltıdan sonra kahvemizi bahçede aldık, çocuklar da biraz yaprak toprak falan gördü bu sayede:) şaka bir yana hem yöresel hem özenli hem de bahçeli bence fırsat verilmesi gereken mekanlardan Günebakan Kahvaltı tavsiye ederim. İnstagram hesapları da @gunebakan_istanbul Olric detaylı keyifli paylaşımlar yapıyorlar!


18 Haziran 2019 Salı

Köyde köy tavuğu bulamadık

Sizinle yaşadığımız enterasan bir olayı paylaşmak istedim. Köy tavuğu, gezen tavuk, özgür tavuk ne kadar kıymetli artık değil mi? Ben de köy tavuğu aradım en organiğinden ama bulamadım! Hem de köylerde aradım ama yok. 

Çocuklara pek tavuk yedirmiyorum, biz de pek yemiyoruz. Yani bizim evde tavuk çok sık yenmiyor son yıllarda... Geçen kış sömestr tatilinde Amasya’ya gittiğimizde birden aklıma geldi; burada imkan vardır çocuklara köy tavuğu yedireyim dedim. Güzelce haşlar suyunu çorbaya pilava kullanırım diye hayaller kurdum. Tavuk etini Berke zaten hiç ağzına koymuyor, Bade seviyor. 

Amasya’da yaşayan kayınvalideler birkaç sene için görev icabı ilçedeler. Orada tanıdığımız pek kimse olmayınca cesaret edemedim oralarda sormaya. Kayınvalide ve baba Suluova ilçesinin iki farklı köyünden... İkisinin köyüne de haber gönderdik; tavuk satan, mevcut tavuğunu kesip satmaya razı olan çıkmadı!! Asıl zorlarına güden şey tavuğu kestikten sonra yüzme aşamasıymış. Onu yapan bir teyze varmış ama artık yapmıyormuş. Neyse parası vereceğiz diyerek köylere tekrar haber saldık ama YOK cevabı aldık yine! 



Benim anlamadığım şey şu oldu: buralarda yaşayan insanlar kendileri için de mi tavuk yetiştirmiyor yani; sadece yumurta için birkaç tavuk belki, öyle mi? 
Maalesef hayvancılık azalmış ülkemizde, tarım zaten öyle... İnsanlar ya büyük çiftliklerde hayvancılık yapıyor ya da böyle haftada birkaç yumurta versin yeter diyerek gidiyor.
Köylerden olumsuz yanıt alınca dayanamadım sordum aracılara: onlar tavuğunu nereden alıyor, kendileri hiç kesmiyor mı dedim!!! Gelen cevap şok edici: onlar Bim’den alıyormuş!!!!! 

Hazır tüketim, fabrikasyon üretim... Allah sonumuzu hayretsin 

12 Haziran 2019 Çarşamba

Kırşehir’de düğün adetleri

Aile ve akrabalar bir arada gönül dolusu mutluluk❣️ Bu bayram sonu teyzemin oğlunun düğünü olunca soluğu Kırşehir’de aldık. Bayramın 3. günü kına gecesi ile başlayan program ertesi gün düğün ile devam ediyordu ve daha neler neler :))


Kırşehir’de düğün adetleri

Öncelikle biz kına günü öğle saatlerinde damat evine ulaştık belirteyim. Damat evinde kimse yoktu neredeyse, hanımlar kız evine hayırlı olsuna gitmişler! Yaz günü evin altındaki garaj serin mi serin, yemek servisi var, çay servisi var e daha ne olsun, bekledik hayırlı olsunu. Beklerken de bir ufak kaçamak yaptık. Kırşehir’de Gramafon Cafe’ye gittik, o da akrabamızın, hem de düğüne gelen kuzenim de orada imiş, hasret gidermece oldu.


Kırşehir Gramafon Cafe

Yaklaşık 2 saat sonra tekrar damat evinde idik. Bizimkiler hayırlı olsundan gelmişler. Bu sefer de kız tarafı geldi hayırlı olsun demeye; Kırşehir’de adet böyle imiş. Düğün yemeğinden ikram edildi, e biz de yedik bu vesileyle. Damat evinde menü neydi diye sorarsanız: yayla çorbası, bamya, pilav, salata, tulumba tatlısı. Menü güzeldi anlayacağınız... Kız tarafını uğurladıktan sonra biz de giyinip hazırlanmaya başladık, birkaç saat sonra kına için kız evinde olacağız malum! Bu arada yemekler, servis, çay vs hepsini yapan var, aşçı tutulmuş Allahtan yoksa biz nasıl yetişirdik!
Kına gecesi de gayet güzel oldu. Konvoy halinde gidildi, maytaplar biraz heyecan falan. Kına gecesinde Bade kuruyemişle mutluydu, Berke de pilli Thomas treni ile:)



Ertesi gün yani düğün günü kahvaltıya herkesi çağırdı teyzem ama biz evinde kaldığımız teyzemde yedik. Kınadan dönüşte benim midem bir bozuldu sormayın! Sabah peynir ekmek zeytin çay iyi geldi. Düğün 14-17 saatleri arasında olunca hemen kız almaya gittik. Kız almaya da yine konvoyla gidildi. Gelinimizi erkek kardeşi koluna girerek aşağı indirdi. Gelin arabasına bindi gelin ve damat; bu aşamada kısa bir hayırlı olsun duası yapıldı. Benim evden çıkışımdaki dua ya çok uzundu ya da bana öyle gelmişti. Hatta benim duamı teyzemin eşi yapmıştı diye hatırlıyorum. Onların düğününde eniştemin kardeşi yaptı. Gelin hanım epey ağlamış, gözleri dolu dolu idi evden çıkarken, dikkatimizden kaçmadı. Bade de bana sordu “anne gelin neden ağlamış” benim cevabım ise pek gecikmedi: gelinler hem ağlar hem gider kızım :)


Kırşehir’de düğün adetleri

Kırşehir’de düğün salonu inanılmaz ferahtı, ben şahsen bayıldım, misafirler herkes çok beğendi. Açık hava gibi çok yüksek tavanlı, üstünde tente, havadar, çocuklar için oyun ablası var, daha ne olsun... Oyunsuz, göbek havasız, halaysız bir düğün oldu. Canlı müzik vardı ama oynamalık değildi. Gelinle damadın merdivenlerden inişi, salonu selamlamaları, güvercin uçurmaları her detay çok şık çok özeldi. Biz sülale olarak fotoğraf çekmeyi de çekinmeyi de çok severiz. Düğün boyunca hadi tüm kuzenler, hadi tüm kızlar, hadi dayılarla yeğenleri, hadi teyzelerle yeğenler, hadi tüm aile diyerekten boy boy fotoğraflarımız oldu maşallah 







Düğünden sonra hep beraber teyzeme gittik, çünkü düğün yemeği yemeli idik. Tabi ben hariç! Eşim bu aşamada itiraz ediyor bana falan çok komedi, “düğün evine tekrar neden gidiyoruz, zaten yoruldular kaç gündür vs” ben de adetleri çok bilmiyorum ama çoğunluğa uyuyorum mecburen. Dayılarım, diğer teyzem de oraya gittikten sonra ben ne yapabilirim ki? Gelin yüzlerce yıllık adetleri değiştirelim mi diyeceğim yani, pes! Biz yine sülale halinde damat evinde, gelin ve damat da orada! Gelin ve damat hazırlanıp, çıktılar balayı yolcusu oldular...


Kırşehir’de düğün adetleri

Biz kuzenler de dışarıda bir kahve molası verip düğün evine dönüş yaptık! Yine yeniden! Çünküüüüü bir gelenek -aslında bir kış geleneği- TELTEL yapmak için geri döndük bu sefer! Teltel nedir bilir misiniz? Ev yapımı pişmaniye!!!
Kuzenim Meral, biz gençler de öğrenelim bu telteli diyince büyükler temel hazırlıkları yapmış, çevirip teltel haline dönüştürmesi ve afiyetle yemesi bize kalmış!!! Telteli kalabalıkta grup halinde çemberle yapma kısmı çok eğlenceli, o kısımda hep Bahadır bey dahil oldu, eşim olur, ben çocuklara baktım. Neyse ki yeme kısmında beni unutmadı:)
Ben en son 9-10 yaşlarımda sömestr tatilinde Kırşehir’e geldiğimizde yapıldığını hatırlıyorum hatta o günden bir de fotoğraf vardı bulabilirsem ekleyeceğim.
TELTEL yedikten sonra artık çıktık düğün evinden:))) nihayet :)


pişmaniye yapımı
bu karede ben yokum ama vekaleten eşim var :))




İşin özü, dolu dolu geçen iki gün akrabalara doymamıza yetmedi tabi ama hasret giderdik ve güzel anılar hatta bol bol fotoğraf biriktirmiş olduk. Annemin mezarını ziyaret ettik. Yanında anneannem, dedem, teyzem ve Enes’imiz... Mekanları cennet olsun inşallah. 


Kırşehir’de düğün adetleri
dede evinden dayı evinden çıkış 


Bu güzel düğünle bizlerin yüzünü güldüren yeğenim Fatih ve sevgili Nagihan’a ömür boyu mutluluklar dilerim.






29 Mayıs 2019 Çarşamba

yazlık ayakkabı alışverişi yaparken dikkat

Yazlık alışverişi yapmadan önce havalar iyice ısınınca yaptığım ilk şey kışlıkları kaldırmak ve yazlıkları çıkarmak olur. Böylece geçen yazdan kalan ve hala çocuklara olan giyecekleri tespit etmiş olurum. Onlar geçen yazın kıyafetlerini özlemiş ve onları yeni gibi giyerken mağazalarda ilk indirimler olur ve ben de böylece yazlık alışverişini yavaş yavaş yaparım. Tabi bu arada ikinci indirimler devreye girer :)))

igor sandalet kullanıcı yorumları


Ne kadar da tutumlu bir anneyim öyle değil mi:) Ama konumuz bu değil, konumuz geçen yazdan kalan ama artık olmayan giyecekler! Yani ayakkabılar!!! En çok kullanılan, çabucak küçülen (ancak bir sezon giyilen) parçalardan olan ayakkabılarda böyle tutumlu olup indirim falan bekleyemiyorum açıkçası... En kullanışlı, konforlu, ayak gelişimine ve sağlığına uygun marka ve modelleri tercih ediyorum. 

anne tavsiyesi


Bu yaz da, geçen yaz olduğu gibi mis gibi hava aldıran, kanserojen içermeyen, çocukların rahat edeceği modellerden seçim yaptık. İgor sandaletleri hem Bade'ye hem Berke'ye kullanıyorum. Çocuklar hem tatilde hem de yazın günlük hayatta rahat ediyor. Berke için geçen sene olduğu gibi bantlı bir model tercih ederken sarı rengi seçtik. Evet seçimi biz yaptık çünkü Berke ayakkabı ya da kıyafet denemeye karşı epey bir tepkili! Bu kış spor ayakkabı alırken neler çektik bilemezsiniz :) Ayakkabı denemeyi reddediyor ve yeni ayakkabıyı asla kabul etmiyor! Ta ki eski ayakkabı birden gizemli bir şekilde ortadan kayboluncaya kadar :)) Burada da bizim üstün zekamız devreye giriyor anladığınız üzere... 
Berke için seçtiğimiz model altta, Bade de kendi favorisini gösteriyor. 

igor sandalet


igor yazlık ayakkabı


Bade için ise rahatlık kadar önemli olan görsellik tabi ki. İgor çeşitlerini her zaman en bol gördüğümüz mağaza Bahçeşehir Brandcity mağazasında beğendiği modelleri denedi. Berke ne kadar uzaksa bu işlere, Bade o kadar seviyor. Pembe, bantsız ve tabanı çıkabilen bir modeli seçti bu yaz. Hatta mağazadan çıkarken yeni ayakkabılarını giydi bile.  Fiyonklu model, Bade'nin geçen yaz giydiği igor modeli, gri rengi almıştı, bu sene de var, kesinlikle çok kullanışlı, hem şık hem spor. Bu yaz Bade'nin seçtiği modeli ise aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Spor ayakkabıları çıkarıp çoraplarla giydi ilk gün :)

blogger anneler


Ayakkabı alırken dikkat:

  • Ayak ölçümü yaparak alışverişe başlamanızı tavsiye ederim. Birkaç saniye içinde mağazadaki aparatla ölçüm yapılıyor.
  • Küçük numaralı ayakkabı almak kadar çocuğun ayağına büyük ayakkabı almak da zararlı, unutmayın.
  • İçinde rahat hissettiği ve önünde uygun miktarda boşluk olan ayakkabıyı çift olarak giyerek mağaza içinde gezinmesini ve biraz vakit geçirmesini izleyebilirsiniz.  


Sadece yaz için değil, sonbahar ve kış için de yağmur çizmelerini severek kullandığımız İgor modelleri her sezonun ilk alışveriş hedefi oluyor haliyle... Bir anne tavsiyesi olarak, sağlam, ıslandığında -tatilde vs- çabucak kuruyan, ayaklara hava aldıran, temiz malzeme, kaliteli, konforlu ve en önemlisi ''acıtmayan'' igor sandaletleri her yaz alışveriş listenizin başına ekleyin derim. Pek çok çocuk mağazasında ulaşabileceğiniz gibi online alışveriş sitelerinden de inceleyebilirsiniz. 



13 Mayıs 2019 Pazartesi

İştahsız çocuk annesi olmak

Çocuğunun peşinde tabak kaşık koşan anneler vardır ya! Onları bir hayal edin lütfen, belki annelik hayatınızın içinde birkaç kez ya da pek çok kez siz de koşturdunuz, o tabak bitecek diyerek... Her zaman koşturduğumu söyleyemem ama bu rüzgara ben de kapılıyorum sık sık! Çünkü çocuklarım pek bir şey yemiyor, yemek yemeyi sevmiyorlar...  İşte ben de bu satırları böyle bir ruh halinde yazıyorum. Sebzelerle, meyvelerle, et, balık, kemik suyuyla beslemek istiyorum; türlü türlü tarifler ama yok! Bu akşam da dün akşam gibi düşünüyorum: “çocuklar neden yemek yemek istemez”

Zorlayarak ya da ısrarla bir şey yapmıyorum elbette. Benim yöntemim alternatif sınmak! Mesela kabak, karnabahar yemiyorlarsa köftenin içine katıyorum. Brokoli yemiyorlar, mercimek çorbasına ekliyorum. Alternatif tarifler, katıp karıştırmalar, güzelce sunumlar, acıkmalarını beklemeler derken sonuç her zaman istediğim, hayal ettiğim gibi olmuyor... Yine bugünümüze şükür diyeyim Bade Berke kadarken daha zor yerdi, hem porsiyonları hem öğünleri daha azdı. Yine de çözemiyorum hala neden yemek yemek istemezler???


Mesela Bade yemek ve uyku ile o kadar uzak ki “daha dün akşam yemek yedik, niye şimdi kahvaltı yapıyoruz ki” diyor!!!! Ya gerçekten bunu söylüyor ve söylediğinden de emin:)))
Ben ise akşam yatarken kahvaltıda ne yesem diye düşünüyorum:)))))
Sizce enteresan olan hangimiz???

Sizinkiler nasıl, merak ediyorum? Bir tek benim çocuklarım mı yeniyor? Ben mi yemek pişiremiyorum??? Anne acıktım diyorlar mı???
Ha bir de dip not: arkadaşımla çocukların iştahsızlığını konuşurken söylemişti; oğlu gece rüyasında “yemeyeceğim” diye sayıklıyormuş!! Var mı sizde de böyle anılar, hadi yazın.


29 Nisan 2019 Pazartesi

dil eğitimi yurt dışında mı olmalı

90'lı yılların sonu! Üniversite sınavına hazırlanan bir genç kız, yurt dışı eğitim programı tanıtım günlerine katılırsa ne olur? Ne kadar heyecan duyduğumu, nasıl da heveslendiğimi size nasıl anlatsam bilemedim. Yabancı dilin nasıl da önemli olduğunu biliyor ve yurt dışında öğrenmeyi çok istiyordum. Global dünya kavramını o sıralar sıkça duyuyorduk.

Tanıtım gününden çıkıp uçarak eve gittim. Yurt dışında dil eğitimi almak istediğimi ailemle paylaşıp, yaz okulunda Londra'da hem okuyacak hem dil öğrenecektim... Mutluluğum babamla konuşana kadar sürebildi! Babam maalesef izin vermedi! Bir genç kız yurt dışına nasıl tek başına gidermiş, orada ne yer ne içermiş, o kadar süre nasıl ayrı kalırmışız ve saire... Beni çalışma hayatım boyunca geride bırakan aslında hiç de fena olmayan dil bilgime ve yetkinliğime; okulumdaki ingilizce ve ek olarak almanca dersleri ile devam etmek zorunda kaldım... 

Şimdi o günleri düşündüğümde elbette içimde pişmanlıklar oluyor, keşke yurt dışında dil öğrenseydim, yeni kültürlerle tanışsaydım, farklı aksanlar öğrenseydim, bakış açım gelişir, yepyeni bir ben olurdum... Yabancı ortaklı bir firmada çalışabilir, ithalat ve ihracatta bir başkasına ihtiyacım olmadan işlerimi yürütebilir, iş görüşmelerinde birçok kişiyi ardımda bırakarak avantajlı hale gelebilirdim. Üstelik iş hayatında sağlam ve hızlı yükselme de yabancı dil ile doğru orantılı biliyorsunuz.



Üniversite öğrencileri yurt dışı dil eğitiminde iken bölümü ile alakalı bir işte staj da yapabiliyor, ne büyük bir avantaj! Küçük ölçekliden büyük ölçekliye pek çok firmada dil yetkinliği işe alımda son derece etkili. Problem çözme yeteneği, yeni ortamlara uyum sağlama, analitik düşünce yeteneği gibi çok önemli kazançları oluyor bu eğitimlerin. 


Amerika'da lise okumak


Lise öğrencisi yeğenim de yurt dışında dil eğitimine katılmıştı. Döndüğünde öz güveni, bakış açısı, sorun çözme kabiliyeti inanılmaz gelişmişti! Böyle güzel bir deneyim ona pek çok şey kattı. Şimdi üniversite öğrencisi ve önümüzdeki sene için dil okulu araştırıyor! 

Bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu, o işe tam anlamıyla girişmektir. Yani yabancı dil öğrenecekseniz yurt dışına gidip orada hayata karışacaksınız, ekmek pişirmeyi öğrenecekseniz bir fırında çalışmaya başlayacaksınız. İşi mutfağında öğrenmek gerek... Bu noktada EF Dil Okulları tam da bahsettiğim imkanı sağlıyor. Dili yaşayarak öğrenme mottosunu benimseyen EF Education First, 21 ülkede 52 okuluyla tam tamına 11 dilde hizmet sağlıyor. Artık İngilizcenin zorunlu sayıldığı ve ikinci, hatta üçüncü yabancı dilin öğrenildiği bu zamanlarda farklı dillerde eğitim alabilme opsiyonu çok önemli. Kurulduğu zamandan beri 54 yıllık tecrübesiyle eğitim sektöründeki kalitesini ortaya koyan EF, Türkiye genelindeki ofisleri ile de bu yurt dışı macerasına atılırken her adımda yardımcı oluyor. 

Ben ailemin karşı çıkmasıyla gidemedim ama kendi çocuklarım için tabi ki çok isterim. Lise çağında ya da en geç üniversite döneminde yurt dışında dil eğitimine katılmalarını çok istiyorum. Okulları ve programları gördükçe öyle heyecanlanıyorum ki... Buna ek olarak EF Dil Okulları'nın sunduğu dil eğitimi ile çocuklarım yurt dışında lisede okuyabilir, kendilerine farklı bir kariyer haritası çizebilirler. Özellikle Kanada'da lise okumak ve Amerika'da lise okumak son zamanlarda çok popüler. Lise öğrencileri hepimizden daha bilinçli artık. 
Hatta yanlarında gidebilir miyim, bir düşüneyim, araştırayım... En erken orta öğretim döneminde başlıyor bu programlar. Belki daha yakın bir zamanda onlara eşlik ederek böyle bir deneyimi ben de yaşayabilirim! Öğrenmenin yaşı yoktur, haksız mıyım??? 



Sizler yurt dışı dil eğitimleri ve yabancı dil hakkında ne düşünüyorsunuz? Merakla yorumlarınızı bekliyorum. 






19 Mart 2019 Salı

Diyet tarifler: fırında sebze

Yaz geldi mi aklıma hemen kızartma yemekleri geliyor. Bugün de yaz gibi, sıcacık bir bahar havası vardı, tabi aklıma düştü kızartma! Hem pratik hem de daha hafif olsun diye kızartmamızı fırında hazırladım. Mis gibi oldu. Sizinle de fırında sebze tarifimi paylaşıyorum hemen.

Diyet fırında sebze


Kızartma yerine fırında sebze
Patlıcan
Kabak
Kırmızı biber
Patates
Karnabahar
Havuç


Siz sebzeleri dilediğiniz gibi kullanabilir ve miktarını ihtiyaca göre belirleyebilirsiniz. Ben 2 patlıcan,  3 kabak, 2 patates, 1havuç, 1 kırmızı biber, biraz da karnabahar ile hazırladım.

Sebzeleri soyup yıkayıp süzgece alıyoruz. Ben ince uzun şeritler halinde kestim.  Bir kasede sıvı yağ, tuz, baharat ve sarımsağı karıştırdım. Suyunu süzen sebzeleri büyük bir kaba alıp hazırladığımız sos ile karıştırıyoruz. Yağlı kağıt üzerine çeşitlere göre diziyoruz. Sebzelerin üzerine tekrar yağlı kağıt örtüp fırına veriyoruz.
Diyet tarifleri

Patatesler piştiğinden diğerleri de pişmiştir. Dilerseniz yoğurt üstünde ya da servise alıp üstüne yoğurt ile afiyetle yiyiniz.
Kahvaltı için de güzel bir alternatif olabilir diyorum, siz ne dersiniz?

14 Mart 2019 Perşembe

Bal kabağı organik cilt bakımı / Pumpkin Sindirella Bakımı

Estetik ya da güzellik denince hemen merak uyanıyor değil mi? Bu yaşıma kadar (35+) estetik işlemlerle ilgili bir deneyimim olmamasına rağmen cilt bakımına her zaman önem vermişimdir. 13 yıllık kozmetik sektöründe çalışma hayatım boyunca da her bakımı, her işlemi yaptırmadım. Benim için önemli olan içeriğin doğru olması ve tabi ki uzmanlar tarafından uygulanıyor olmasıdır. En ufak işlemde bile hassas davranan biri olarak Amerikan Estetik ile tanıştıktan sonra ihtiyacım olan işlemleri tek tek inceledim ve bir yerden başlamaya karar verdim. Onların bana önerdiği işlemler, benim tam da ihtiyacım olan şeylerdi, bilirsiniz bu gibi konularda karşınızdakinden güven duygusunu almak önemlidir. Ekip, ihtiyaçlarımı belirlerken objektif davrandı. 


İlk adım olarak organik cilt bakımı yapmaya karar verdik. Pumpkin Peel Sindirella Bakımı hamilelere, lohusalara bile uygulanabilen organik bir bakım.

amerikan estetik


Pumpkin Peel Sindirella Bakımı neler vaat ediyor?



  • cilde nem veriyor
  • kılcal damarları yatıştırıyor
  • gözenekleri küçültüyor
  • anti aging yani yaşlanma karşıtı
  • ciltteki ton eşitsizlikleri üzerinde etkili
  • çil tedavisinde de kullanılıyor


amerikan estetik



Pumpkin Peel Sindirella Bakımı nasıl yapılır?


Cilt temizliği, tonik ve peeling uygulamasından cilde buhar veriliyor. Buhardan sonra cilt yağ bezelerinden ve siyah noktalardan arındırılıyor. Ölü deriden arındırılan cilde bal kabağı peeling uygulanıyor. Sonrasında kağıt görünümlü bir maskeyi özel solüsyon ile çözerek C vitamini serumu haline dönüştürüyorlar. Gerçekten ilginç bir uygulama. C vitamini serumu cildi aydınlatıyor. Sırada altın maske var! Altın maske gözenekleri sıkılaştırıyor, yoğun nem veriyor. Bu maske uygulanırken ağız göz her yer kapanıyor :) Uygulamayı izlemek isterseniz aşağıya youtube videomu ekliyorum.



Pumpkin Peel Sindirella Bakımından sonra 24 saat yüzümüzü yıkamıyoruz. Neden derseniz cilde uygulanan bakımın iyice emilmesi gerekiyor, o kadar maske boşa gitmesin tabi... Bu bakım etkisini uygulamadan 2 gün sonra gösteriyor. 


organik cilt bakımı


Cildinizin ihtiyacına göre ayda bir ya da iki kere yaptırabileceğiniz bu uygulama ile sağlıklı ve parlak cilde kavuşmak çok kolay... 

Siz de cildinizin ihtiyaçlarını merak ediyor ya da işlemler hakkında bilgi almak istiyorsanız Amerikan Estetik Ücretsiz Danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz. Dilerseniz Whatsapp bilgi hattını (05444188019) da arayabilirsiniz. 






26 Şubat 2019 Salı

Evde tam buğdaylı ekmek -mayasız-

Evinizde ekmek yapma makineniz var mı? Benim yok. Bir ara çok popülerdi, alıp almamakta kararsız kalmıştım, geçici bir heves gibi gelmişti. Muhtemelen de öyle olacaktır. Yıllar geçti ve ben ancak evde ekmek yapmayı deniyorum :)

Çocuklar için farklı tarifler denemeyi ve yedirmeyi çok severim bilirsiniz. Kek, pankek vs artık çoğunlukla tam buğday unu kullanıyorum, neden ekmekte de kullanmayayım dedim. Bir anda gelişti olay ve kendimi internette tarif ararken buldum. Pek çok tarifi okudum ve kendi tarifimi oluşturdum. Tarifim tabi ki maya içermiyor. Ben mayalı ürünleri pek sevmiyorum ve tabi yapmayı da bilmiyorum :))))
Evde mayasız ekmek yapımı

Tam buğday unlu ekmek tarifi -mayasız-


Bir bardaktan biraz fazla tam buğday unu
2 çorba kaşığı mısır unu
1 yumurta
1 bardak süt
Çeyrek su bardağı sıvı yağ
Yarım çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kabartma tozu

Bütün malzemeleri karıştırma kabına alıp yoğuruyoruz. Ben hamur yoğurma makinesinde karıştırdım. Kek hamurundan daha yumuşak bir hamur olması gerekiyor. Eğer yoğun olursa birkaç kaşık su ile hamuru inceltebilirsiniz. 

200 derecede önceden ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pişiyor. Kağıt kek kalıplarımı kullandım. Kalıpları yağlamadım, tepsi üzerine dizerek yarısı kadar hamur koydum. 


Fırından çıkan sıcacık ekmekleri çocuklar sevdi. Berke çok yemedi ama Bade pek sevdi. Tabi biz de çok sevdik. Bu ölçü ile yaptığım ekmekten 2 parça kaldı. Böyle az az yapıp sıcağıyla yemek de bir seçenek, 2 ölçü yaparak ertesi güne bırakmak da bir seçenek. 
Tercih size kalmış. Afiyet olsun, sevgiler. 

21 Şubat 2019 Perşembe

Zara yeni sezon lansmanı

Dolaplarımızın olmazsa olmazı, her sezonun mutlaka bir parça alınası markası Zara, Türkiye’de ilk defa bir lansman ile 2019 ilkbahar yaz koleksiyonunu tanıttı. Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleşen lansmana ben de katıldım. Çok beğendiğim parçalar oldu elbette... Hem de epey bir fazla oldu diyebilirim. Özellikle beyaz parçalara bayıldım tabi herkesin harcı değil onlar. Neon parçalar da düşündürdü beni... Acaba giyer miyim ben de!!!

Zara 2019 ilkbahar yaz


Hasır ve örgü çantalar bu sezonda bizimle... Çok orjinal çanta modelleri vardı, sanırım hepsine bayıldım, genelde çantaları inceledim. Nar çiçeği uzun bir elbise vardı ki...... tam yaz düğünleri için... 
Şeffaf yağmurluk ve neon detayları da sezonun trendlerinden olacak gibi. Beyaz üstüne siyah baskılı ceket ile ayakkabı oldukça iddialı! 

Zara lansman

Bademlebuduk


Neon sweatshirtler ve diğer parçalar da koleksiyonda epey yer edinmiş. Bana nostaljik gelse de bir zamanlar nasıl moda ise yine çok göreceğiz sanki! Açıkçası ben ilk gördüğümde biraz uzak dursam da renklere gözümüz alışınca belki ben de giyerim, hiç belli olmaz. 





Bu sezon yine Zara❤️Ben diyorum. Yeni sezon ürünler de ilk olarak Zorlu’da yeni açılan Zara mağazasında bulunuyormuş, @yesimmutlu dan duydum. Hemen koleksiyondan almak isteyenler için duyuru olsun. Artık bahar gelsin havalar ısınsın, cıvıl cıvıl renklerle ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...