3 Nisan 2020 Cuma

evde 20. gün

Evde üçüncü haftayı da bitirmek üzereyiz. Evde sıkılanları hala anlayamıyorum ben... Ev işleri, yemek, çamaşır, çocukları doyurma derken ben günün nasıl geçtiğini fark etmiyorum bile!


badem ve annesi


Bir de evde olmayı dizi ve film izlemekle özdeşleştirenlere bakıyorum, nasıl bir sakinlik nasıl bir his acaba bilemiyorum. Neyse ben halimden şikayetçi değilim, Allah sağlık versin de...

Şu son birkaç günde tavsiye edilen filmler, müzikler, evde kalmayı kendiniz için fırsata dönüştürün gibi videolar açıyorum sabahları. Kahvaltı hazırlarken 15-20 dakika kadar izleyebileceğim uzunlukta videoları seçiyorum. 
Bu videoların bana kattığı bir şey oldu: Günlerimi planlıyorum! 
Kahvaltı sonrası o gün için yapmam gerekenleri telefonumun notlar bölümüne yazıyorum. Yaptıkça maddelerin yanına tik atıyorum. İş çok zaman da çok aslına bakarsanız... 

Sizinle bugün için aldığım notlarımı aşağıda paylaşıyorum. Elbette bazı maddeler kemik maddeler, çünkü ev işleri!!! Belki size de faydası olur diye ekledim. Umarım olur. Karantina günlükleri diyelim bunlara...


karantina

Ah şu ev işlerinden bıktım da bıktım diye söyleniyorum!!! Sonra kendimden utanıyor, tövbe tövbe diyorum. Çok şükür suyumuz, elektriğimiz var. Temizlik yapmak için deterjan, sirke her şeyim var, bir zaman ayırmak, güç harcamak mı zor geliyor diye kızıyorum kendime :)
Zaten bu yaşadıklarımız da şükürsüzlüğümüzden başımıza geldi diye düşünmekten alamıyorum kendimi... Siz de farkında mısınız herkes evinde, parası olan yiyor içiyor evinde, parası olmayan az yiyor, belki ısınamıyor. Fakat bu virüsten önce böyle miydi???????????????


  • Herkes, hepimiz gittiğimiz lüks mekanları, şık restaurantları, pahalı tatilleri birbirimizin gözüne sokmadık mı?
  • Guccileri, Michael Korsları yüz tane etiket koyarak gözümüze gözümüze sokmadık mı?
  • Baby shower, cinsiyet partisi, bez bırakma partisi ile bebeği olmayanların, olamayanların gözüne sokmadık mı?
  • Son model cep telefonlarımızın markas, ah aynadan yansımış tüh tüh demedik mi?


Şimdi bunların hepsi değersiz. Evimizde en pahalı çantamızı takıp, en ökçeli ayakkabımızı giyerek 2020 ilkbahar yaz koleksiyonunun en sükseli parçaları ile T-bone yerken selfie mi çekelim????

Şu anda hava atanlardan güney sahillerindeki lüks yazlıklarına kaçanlar her kesimden insan tarafından ''CAHİL'' diye adlandırılıyor. İstemeden de olsa virüsü yayıyorlar malum...

Lüks evlerde, ada mutfaklarıyla kuzu kapama ya da ahtapot pişirme tekniklerinden bahsedenler de vardır şu günlerde belki, bana denk gelmedi ama...

Siz ne dersiniz, abartıyor muyum, görüşlerinizi merak ediyorum.




30 Mart 2020 Pazartesi

evde 16.gün

Malum virüs münasebetiyle günlerdir evdeyiz. Evde günler zor geçiyor... Ama her ne olursa olsun hastanede olmaktan, bir yakınımın hasta olmasından ya da bir kayıp yaşamaktan iyidir diyorum, hamd ediyorum.  


Evde olmak mı beni yoran yoksa belirsizlik mi bilemiyorum... 
Geçip giden günler saatler, normalde yani virüsten önce mümkün değil duramam, duvarlar üstüme üstüme geliyor derken şimdi evdeki koltuklarla, beyaz eşyalarla konuşur hale geldim :) Tabi çocuklardan fırsat bulursam :))
coronavirus blog

Eski fotoğraflara bakıyorum, özgürlüğün tadını yeterince çıkarmış mıyım acaba? Yoksa özgürlüğümün kıymetini mi bilmemişim... 

Çokça düşüneyim, felsefe yapayım, kendimi hayatımı sorgulayayım diye bir derdim yok tabi! Zaten vakit de yok hala bunca olana rağmen!! (şükürsüzlüğe balar mısınız) Yok yok her şey var, şükürler olsun. 
Sadece özel olarak düşünmeye, sorgulamaya vakit harcamadım.

Şu günlerin geçeceğini biliyorum. Neler geçmedi ki... 

İlk günler bir elimde süpürge diğerinde çamaşır suyu - bez gezerken ne kadar gereksiz yorulduğumu fark ettim. Hep koşturmak istemiyorum artık! Epeydir istemiyordum ya zaten bunu :) Her ne kadar işim gücüm olmasa da hep meşguliyet yaratmaya programlamışım kendimi, kendimizi...

Evi süpürmekten, dışarıdan gelen market alışverişlerini sirkeli suyla silerken keyif almaya çalışıyorum, olay olmuyor kabul :)

Hani bazı işler vardır; hep yapmak istersiniz ama zaman bulamazsınız, hep aklınızdadır, ama hep ondan daha daha önemli işleriniz olur ya! 

Aman nazar etmeyin, sizlere de belki bir ışık olur diye yazıyorum, enerjiniz, enerjim yükselsin diye...


  • Anılar 9 albümünü hep baştan sona dinlemeyi istiyordum, geçen gün yemek yaparken dinledim, çok iyi geldi. Çocukluğuma döndüm sandım, çünkü albümde şarkıların sırasını dahi unutmamışım...



  • Gelinliğimi bulup çıkarmak hatta denemek istiyordum yıllardır. Buldum valla, denedim biraz da zorlayarak girebildim içine :)

koronagünlükleri


  • Dantel çeyizlerimin çoğunu kaldırmıştık, bilmiyorum kaç yıl oldu! Bohçaları açıp baktım tek tek hepsine... Birkaç parça ayırdım, ölümlü dünya, gözümün önünde dursun birkaç tanesi bari dedim.



  • Avizeleri hiç silmemiştim, sildim, çok da zor değilmiş.

Koltuk örtülerini çıkarıp yıkıyordum ama ben takmıyordum, onları da takmayı becerdim (şöyle böyle diyelim)
Ev işleri bana hep uzaktı, bu 16 günde ve belirsiz bir süre daha yardımcı anneannemiz de izinli olduğundan ev işleri tümüyle bana kaldı anlayacağınız zor durumdayım... 


  • Bade hep birlikte zumba yapalım diyordu, ona da vakit ayırdım. Benim de çok hoşuma gitti. 

  • Arkadaşlarımı her gün aradım, whatsapp görüntülü sohbetler favorimmmm

Çocuklarla Oyuncak Hikayesi 1-2-3 izledik. Nemo izledik. Bunları Bade ile zaten izlemiştik ama unutmuş!!!! Berke'yi görseniz Woody ve Buzz Işık Yılı maceralarında ağlamaklı oluyor, nasıl üzülüyordu kuzum... 


Korona günlükleri olarak başladığım yazının da devamı gelecek tabi... Hatta daha detaylı, daha derin düşüncelerimi sizinle paylaşacağım. Ama önce bu yazıma pozitif enerjilerinizi gönderin lütfen...

Şimdilik havalar serin gidiyor. Bahar havası geldiğinde evde nasıl duracağız merak ediyorum. Yoksa bu kadar evde kalmışken dışarı çıkmaya mı çekineceğiz, ne dersiniz?


Şu anda ben Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan okuyorum.
Bade 7 kitap okudu, evde kaldığı sürede, şimdilik...

Bade'm canım kızım, 30.Nisan'da okullar açılacak diye öyle mutlu ki.... 
Televizyonda uzaktan eğitimin 30.Nisan'a kadar uzatıldığını öğrenince sevindi yavrum, sonuçta bu onun için bir belirli durum, tarihe dönüştü, 30.Nisan'dan sonra açılacak diyerek bardağın dolu tarafını gördü. (şükür) (çok şükür)

Son olarak;;;;;;;;;;;;;;;;
Mazhar Alanson'un bir filmi vardı, 80'li yıllarda, böyle bir değişik filmdi. Onu bulup izlemek istiyorum. Bilen varsa yazsın lütfen :)

ve Amelie tekrar izlemek var öncelikli planlarımda. 














19 Mart 2020 Perşembe

en pratiğinden kelle paça çorbası

Bazıları çok ama çok sever bazıları ise kokusundan dahi tiksinir! Arası yoktur yani: kelle paça çorbası... Birkaç yıldır eşim çok sever, sabahları bile erkenden kalkar gider Paçacı Mahmut / Fatih’e; hatta çocuklara da içirir. Neyse ki çocuklar da seviyor tadını...

gümüşhacıköy'de hayat

Hastalıklara karşı koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendirici bu mucize besini eğer çocuklarım ve eşim seviyorsa ben neden yapmayayım diyerek yola çıktım. İlk işim Hamide hanıma sormak oldu paça çorbası biliyor musunuz? Birkaç tarif araştırarak mahallemizin sakatat uzmanına gittim. Kelle etini ve paçaları temizleyerek düdüklüde haşlamak Hamide hanımın işi geri kalan da benim şeklinde ilerleyerek bugünlere geldik.

* 4 adet paça
* Bir el büyüklüğünde kelle eti
* 2 bütün soğan ve sarımsak

Paça ve kelle eti temizlenerek düdüklüde en az 2 saat pişiyor. Tel süzgeçle süzüyor ve suyumuzu ayrı bir kaba alıyoruz. Düdüklüye koyduğumuz soğanlar - bütün halde- kaynarken kokmasını önlüyor ya da kokuyu minimuma indiriyor diyelim.



Kelle Paça çorbası

İki kaşık un kavrulur, tereyağ eklenir. Paça suyu ılık olarak kavrulmuş unun üzerine eklenir. Devamlı karıştırılır. Yarım limon suyu ile bir yumurta sarısı çırpılır. Kaynayan çorbadan ılıştırarak terbiyesi eklenir. Kelle eti küp küp doğrayıp paça etleri mutfak makası yardımıyla kesilip çorbaya katılır.


Çorba dışında bir miktar da daha sonra kullanmak üzere bir kap buzluğa ayırıyorum. Bir miktar da ertesi gün çocuklara pilav yapmak için paça suyu ayırıyorum.

Sadece çorba değil pirinç pilavı ve erişte için de paça suyu kullanıyorum.


Gördüğünüz gibi son derece pratik bir tarif oldu:)  Sizin  için kelle paçayı temizleyecek ve haşlayacak dostlar edinin!!!!
Amasya’ya gittiğimizde de çocuklara paça çorbası yapmıştık, videosu yukarıda!!! Orada da sağ olsun kayınvalidem ince işleri halletmişti. Video hemen yukarıda, biraz da sohbetli ...

Sağlıkla kalın




24 Şubat 2020 Pazartesi

termal tatil hakkında pek çok şey

Kış tatili denince ilk akla gelen kar kayak vs oluyor öyle değil mi? Kendi adıma konuşayım, son iki yıldır artık aklımıza termal tatil de gelmeye başladı. Termal oteller de yaz kış tercih edilen, hem sağlık hem dinlenme turu olarak tercih edilen bir tatil bence. Hatta çocuklarla sıcak sıcak takılmak için çok güzel!


Bizimki hem iş hem tatil olarak gerçekleşiyor olsa da tatil kısmı çocuklara yarıyor tam iki yıldır... Baba işe, çocuklar lobiye-havuza-oyun alanına-yemeğe
Bu yıl da Afyon’da aynı termal otelde konakladık. Afyonkarahisar zaten termal otel cenneti desem yeridir. Tamam kaymağı ve sucuğu da meşhur ama şehir,  termal otelleriyle anılıyor!





Size termal otelde çocuklarla bir günü özetlemek istersem:

Kahvaltı
Lobide çay kahve zamanı - Bade için test çözme ve kitap okuma zamanı / Berke için arabalarla oyun zamanı
Öğle yemeği / çorba salata ya da meyve türü
Lobide çay :)
Termal havuz zamanı
Hamam
Odaya giriş ve duş
Odada dinlenme
Akşam yemeği için hazırlık
Akşam yemeği
Lobide çay kahve
Mini disko baş-lı-yorrrrrrrrrr
Çocuklar için oyun zamanı (bu saatlerde babaları piste alabiliyoruz)
Canlı müzik, lobide çay kahve
Tatlı rüyalar


Yani otelden hiç çıkmadan bol dinlenmeli sıcak sıcak bir ortamda keyifli bir tatil oluyor diyebilirim. Biz tatilin ikinci gününde karlı bir sabaha uyanınca hasret olduğumuz karla oynamak için çıktık. Bade'nin adını banklara yazdık...


Termal Havuzlar

Özellikle havuz bölümüyle ilgili belirtmek isterim ki termal havuza 10 yaş altı çocuklar alınmıyor. Bizim kaldığımız otelde termal dışında da 2 farklı havuz alanı ve toplamda 8 havuz bulunuyordu. Termal dışında 2 alanda da çocuk havuzu vardı. Kaydıraklı havuz da vardı. Havuza bonesiz girmek yasak tabi ki. Havuz alanları da su da zaten sıcacık. Havuzdan çıkıp direk hamama geçebiliyorsunuz. Ben çocukları havuzdan hamama geçirdim; yıkanmak adı altında suyla bir güzel oynadılar, doya doya ıslattılar birbirlerini...
Akşam yemeğinden sonra oyun alanları da çocuklara ve ebeveynlere çok iyi geliyor :)

İlk gidişimde biraz tedirgin hissetmiştim; çocuklarla otelde sıkılmaz mıyız, ya üşütürlerse diye ama hiç sıkıntı olmadı şükür! Otel de havuzlar da her yer sıcacık olduğundan pek ısı değişimi olmuyor. İnce kıyafetler ile gitmeye özen gösterin derim!

Ben çok çok küçükken bizim memleketimizde yani Kırşehir’de Terme Kaplıcaları’na gitmiştik annem, anneannem, dedem... Hatırladığım tek şey: kaplıcadan çıkınca sımsıkı sarınıp doğruca eve gitmemiz ve yataklarımıza yatmamız :) Sanki dışarıda don varmış gibi sımsıkı sarınmamız ve “kaplıca bizi çok yordu” cümleleri :)
Termal otel bizi pek yormadı, özellikle çocuklara çok çok iyi geldi! Güzel eğlendiler!!! Kayak tatili alışkanlığınız yoksa termal tatili de denemenizi tavsiye ediyorum.
Sımsıcak sıcacık günler dilerim...








25 Ocak 2020 Cumartesi

Son 10 Yılın En İyi Tasarımları EDIDA Retrospektif Sergisiyle HOM Design Center’da Sergileniyor!


Türkiye’den ve dünyadan 100’ün üzerinde seçkin mobilya markasına ev sahipliği yapan tasarım ve dekorasyon merkezi HOM Design Center, son 10 yılda EDIDA Ödülü (Elle Deco International Design Awards) kazanmış tasarımların bir araya geldiği EDIDA Retrospektif Sergisi’ne ev sahipliği yapıyor. 23 Ocak - 19 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek sergide ziyaretçiler, 2010 yılından bu yana, tasarım ve dekorasyon alanında yaşanan değişimleri inceleme şansı yakalayacaklar.

Skyland İstanbul bünyesinde yer alan ve Türkiye’nin tasarım ve dekorasyon alanındaki seçkin markalarını aynı çatı altında buluşturan HOM Design Center, EDIDA Retrospektif Sergisi ile tasarım tutkunlarına kapılarını açıyor. Elle Decoration dergisi tarafından düzenlenen EDIDA Ödülleri’nde 2010’dan bugüne ödül kazanmış tasarımları bir araya getiren sergi, 23 Ocak - 19 Şubat tarihleri arasında HOM Design Center’da tasarım severlerle buluşacak.

Son 10 yılın ödüllü tasarımları, Türkiye’nin en büyük tasarım ve dekorasyon merkezinde Türkiye’de son 10 yılda tasarım alanında yaşanan değişimleri yansıtan retrospektif sergide, Derin Sarıyer’in “Fek” koltuğundan Faruk Malhan’ın “Sekü” kanepesine, Can Yalman’ın Çanakkale seramik için tasarladığı “Orientele” duvar kaplaması koleksiyonundan Atilla Kuzu’nun “Mantis” aydınlatmasına, birçok ödüllü tasarım bir araya geliyor. Ebru Çerezci, Ross Lovegrove, Tanju Özelgin, Erdem Akan, Rıfat Özbek, Koray Özgen, Emre Evrenos, Selen Öztürk, Zeynep Fadıllıoğlu, Merve Kahraman, Yeşim Ketenci, Atilla Kuzu, Mauro Lipparini, Neptün Öziş, Banu Yentür, Mustafa Toner, Haldun Akalın, Maurizio Manzoni, Faruk Malhan, Begüm Cemiloğlu&Ekin Varon ve Enis Karavil ise sergide çalışmaları bulunan diğer tasarımcılar arasında yer alıyor.

Türkiye’de tasarım ve dekorasyon alanında yaşanan değişimleri başarılı örnekler üzerinden görünür kılan EDIDA Retrospektif Sergisi, 19 Şubat’a kadar ücretsiz olarak HOM Design Center’da ziyaret edilebilir.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Ocak 2020 Cuma

doğum fotoğrafçılığı hakkında

Fotoğraf ile aranız nasıl? Ben geçtiğimiz sene Zeytinburnu Belediyesi’nin fotoğrafçılık kursuna katılmış, sertifikamı almıştım. Önceki akşam da doğum fotoğrafçılığı hakkında arkadaşımın seminerine katıldım. 

Bademlebuduk




Arkadaşım @yesimmutlu (çok severim) kurumsal hayattan doğum fotoğrafçılığına geçiş yapmış hem de yıllar yıllar önce... Birkaç yıldır o kadar çok yaygınlaştı ki bu meslek o yüzden özellikle belirtmek istedim. Meslekte yaşadığı zorlukları dikkat edilmesi gerekenleri, etik kuralları anlattı. Tabi konu bebekler olunca çok güzel kareleri ve güzel anılarını da dinledik. Bebeğin dünyaya geldiği o anlar.... çok özel bir zaman ve eşsiz bir deneyim bence... Acaba ben de mi diye bir an düşünsem de yok ameliyathane ortamı beni bozar diyerek silkelendim hemen:)

Yeşimciğimin keyifli seminerleri farklı mekanlarda devam edecek, sosyal medyadan takipte kalın. Türkiye Fotoğraf Vakfı ise Zeytinburnu Merkez Efendi’de bulunan binasında her Çarşamba farklı bir fotosohbet yapıyormuş, onları da mutlaka takip etmeli diye düşünüyorum. 
Salon tamamen doluydu ve hava epey yağışlı ve soğuk olmasına rağmen... 


Fotosohbet, yesimmutlu


Eşimle katıldığımız bu seminer bize Türkiye Fotoğraf Vakfı’nda yapılacak diğer seminerlere de katılmamız için bir ışık oldu. Böyle güzel ortamları ve değerli fırsatları kaçırmamak gerek! Duyuruları TFV’nın sosyal medyasında tabi ki!